Tesettürde Ölçü Ne Olmalı?

Tesettürde Ölçü Ne Olmalı?

     Yüce dinimizin biz Müslümanlardan istediği, bütün beşeri davranışlarımızda kişiliğimizi ortaya koymamızdır. Kadır-erkek her Müslümanın tesettüre riayetinin de kişiliğini sembolize ettiğini unutmayalım.

     Sözlükte örtünmek, kuşanmak, başkaları ile kendisi arasına perde koymak, bir şeyin içinde veya arkasında gizlenmek anlamındaki tesettür, terim olarak “ilgileri ve ölçüleri dinen belirlenmiş örtünme yükümlülüğünü” ifade eder. Daha genel bir ifade ile insanın fıtri, tabii, örfi veya dini bir gerekçeyle vücudunun belli yerlerini örtmesi anlamına gelir. Tesettür kelimesinin kök anlamı, örtünmenin, fıtri, tabii, sosyo-kültürel ve ahlaki boyutlarını içinde barındırmaktadır.

     Tariften de anladığımız kadarıyla tesettür fıtridir. Yani insanın yaratılışında, mayasında var olan bir özelliktir. Kur’an-ı Kerim’de, Hz. Adem (as) ve Hz. Havva’nın şahsında, insandaki örtünme temayülüne dikkatimiz çekilmektedir. “Bu suretle onları kandırararak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.” (A’raf, 22)

     Bu da insanın utanma duygusuna doğuştan sahip olduğunu ve tesettürün asıl sebebinin bu duygu olduğunu ortaya koymaktadır.

     Aslında tesettür sadece insanın değil eşyanın tabiatında var olan bir şeydir. Dünyamız için atmosfer tabakası, yerler için gökler, gündüz için gece, ruhumuz için bedenimiz, hücre için zarı, bitkiler için kabukları, erkek ve kadının birbirleri için eş olmaları kainattaki tabii, fıtri tesettürün en güzel örnekleridir.

Giyinik Çıplak

     Kainatın göz bebeği olan insanın yaratılışında tesettürün olmaması gayri tabiidir. Özellikle günümüzde tesettürün zıddı olan çıplaklığın ya da üzerlerinde giysileri olmasına rağmen tesettür şartlarını sağlamamakta olan “giyinik çıplaklığın” çok yaygınlaştığı bir dönemde tesettüre riayet daha çok önem arz etmektedir. Zira tesettür sadece gözü ilgilendiren bir emir değildir. Nasıl ki takva libası, takva azığı gibi kavramlardan bahsediyorsa, Kur’an-ı Hakim tesettürün de başta kalp olmak üzere bütün organları ilgilendirdiğini anlatmaktadır. Zira Rabbimiz, Fussilet Suresinde, organların korunmasını “tesettür” ile aynı kökten türeyen “testetirun” kelimesiyle ifade edilmektedir. “Siz (günah işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhine şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lakin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.” (Fussilet, 22)

     Onun için alimlere göre gözün tesettürü, gözü haramlara karşı örtmek ve korumaktır. Nitekim Nur Suresi 30. ve 31. ayetlerde “Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha nezihtir. Şüphe yok ki, Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zinet yerlerini göstermesinler…” diye buyrulmaktadır.

     Kulağın tesettürü, kulağın haram olan sözlere örtülmesi, kapatılmasıdır. Dilin tesettürü, dili haram olan kelimelere ve sözlere karşı koruma ve tutmadır. Elin ve ayağın tesettürü ise, kalbi Rabbimiz’in muhabbetinin dışındaki her şeye karşı örtüp, onu başka düşünce ve duygularla kirletmemektir. Onlara karşı perdelemektir.

     Tesettürü emreden ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler tesettürün inceliklerini ve detaylarını anahatlarıyla ortaya koymaktadır.

Tesettürde Ölçü

     Nur Suresi’nin ayet-i kerimelerde süslerini teşhir etmesinlerden maksat kadının vücududur. Bu mananın kastedilmiş olmasının maddi ve akli delili kadın vücudunun güzel ve çekici bulunmasıdır. Nakli delili ise “süslerini göstermesinler” cümlesinden sonra “başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar” buyurulmasıdır. Buradaki mantık bağından zorunlu olarak, kadın vücudunun (nassa göre boyun, gerdan ve göğüs) ziynet, yani süs ve avret olduğu sonucu çıkmaktadır. (Kur’an Yolu, 4/71)

     Ayet-i Kerimede görünen kısmının ne anlama geldiğini de Peygamber Efendimiz (Sav) tefsir etmektedir: “İçini gösteren ince bir elbise giyen baldızı Esma’ya hitaben: “Esma, bir kız ergenlik çağına gelince onun ellerini ve yüzünü göstererek şuralarından başka yerlerinin görülmesi caiz değildir.” buyurmuştur. (Ebu Davut, Libas, 31)

     Yine aynı şekilde ayet-i kerimede örtünme emrinin gerekçesi olan “iffeti koruma” ilkesini de devreye soktuğumuzda, adet ve modanın değişmesine bağlı olarak zaman içinde değişmeyen şöyle bir genel kural ortaya çıkmaktadır: “Erkek ve kadın, karşı tarafa cinsel cazibesi olan yerlerini göstermemelidir. İffeti korumak için bu tedbir gereklidir.” İslam öncesinde kadınların ” baş, boyun, gerdan ve kısmen göğsü” açık bırakmaları adet olduğu halde bu yerlerin kapatılması emredilmiştir. Yani o dönemde hakim olan örf, iffeti korumak bakımından uygun bulunmamış ve değiştirilmiştir. (Kur’an Yolu, 4/72-73)

     Şu halde “tesettür” sıradan bir örtünme değildir. Erkek ve kadın her Müslümanın vücudunda, sınırları belirlenmiş avret mahallini karşı tarafın dikkatini cinselliğe çekmeyecek şekilde -vücut hatlarını göstermeyecek- şekilde örtmesidir. Yürürken ayakların dikkat çekecek şekilde sertçe yere vurulmasının yasaklanması, emrin gerekçesi açısından çok önemlidir. Bir kadın örtündüğü halde sesi, kokusu, tavrı vb. ile kasıtlı olarak karşı cinsin dikkatini üzerine çekmeye yönelirse, o hadiste geçen örtülü çıplaklardan olur. (Kur’an Yolu, 4/74)

     İnsanı Yaratan Allah (c.c) dünya ve ahiret selametimiz için koyduğu sınırlara uymamızı talep ediyor bizden. Bu çerçevede dinin meşru saymadığı haram işlerden yani güzel olmayan, yani çirkin olan, yani insanlık onuruyla bağdaşmayan her türlü tutum ve davranıştan sakınmamızı da emrediyor. Dinin belirlediği ölçülere riayet edip düşük sıfatlardan arınanları ise müjdeliyor. Bu müjdeden nasipdar olmak için özenle korunması gereken sınırlardandır mahremiyet. İffetli ve haya sahibi olarak yaşamanın anahtarıdır mahremiyet. Tesettür yani örtünme ise Müslümanın mahremiyetinin bir tezahürüdür.

     Yüce dinimiz biz Müslümanlardan istediği, bütün beşeri davranışlarımızda kişiliğimizi ortaya koymamızdır. Kadın-erkek her Müslümanın tesettüre riayetinin de kişiliğini sembolize ettiğini unutmayalım.

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*