SEVGİ

SEVGİ

     Sevgi, sözcüklerde “İnsanı bir şeye ya da bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu” olarak tanımlansa da, bu tanımın yetersiz ve yüzeysel olduğunu söyleyen birçok yazar, sevginin tam anlamıyla tanımlanamayacağını düşünmektedir.

     Örneğin; Sevgi kuramının kurucusu Erich Fromm, sevmeyi bir sanat olarak tanımlar.

     Büyük Rus edebiyatçısı Çehov: “Aslında önemli olan aşık olduğun değil, aşık olabilmendir.” diyerek sevgiyi karşı cinse duyulan aşk paralelinde yorumlamaktadır.

     “Dünyada sevilmek istemeyen kişi yok gibidir” diyen ünlü Japon düşünür Toyotome “Sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz?” diye sormaktadır.

     Mevlana’ya göre ise sevgi, dünyanın yaratılış gayesidir.

     Yunus’un diliyle Anadolu’nun sesinde  Sevmek;

“Gelse celalinden cefa,

Yahut cemalinden vefa,

İkisi de cana safa:

Kahrın da hoş lütfun da hoş…” diyebilmektedir.

     Alemlerin Efendisi’nin müjdelediği şanlı ordunun bir neferi olabilmek için ne pahasına olursa olsun doksanlı yaşlarında İstanbul surlarına dayanmaktır, sevgi.

     Gözyaşı ile yoğurduğu kınasıyla ağzı süt kokan yavrusunun saçına kına yakıp, ciğerparesini verip; kız kardeşinin gelinliğini, şehidinin son örtüsünü korumaktır, sevmek.

     Kanayan bir yara gördüğünde ciğerinin yanmasıdır, komşusu aç iken tok yatmamaktır sevmek,

     Ve barışın güvercini olup; bir orman gibi kardeşçesine yaşayabilmektir, sevmek.

     Sevmek; Aşurede kaybolup, muharremde buluşmaktır, Mostar Köprüsü üzerinden Nevetra Nehrine bırakılan asırlık umutların Anadolu’nun bağrında misafir edilmesidir, hasretle… Yedi İklim Dört Mevsim, Diyarbakır surlarından Ayder Yaylası’nı seyredebilmektir sevmek.

     Çiğ köftenin acısıyla yoğrulup hoşmerimle tatlanmak, testi kebabının hararetini Manavgat’ın serin sularıyla dindirmek, Yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevmektir, sevmek. Ve nihayet çayda çıra ile ısınıp, zeybeklerle coşmak, horon ile taşmaktır sevmek.

     Sevmek; Rumi’ye Şems, Şirin’e Ferhat, Dünya’ya Güneş olmaktır ki; O sana sırtını dönerse üşür, sen ona sırtını dönersen ışığını kaybedersin.

     Sütümüzle büyüttüğümüz yavrularımızın kokusuyla hayat bulmaktır. Cenneti ayakları altında misafir eden analara evlat olabilmektir. “Sizin en hayırlınız eşine karşı en hayırlı olanınızdır.” çağrısına mazhar olabilmektir, sevmek.

     Özgürlüğe can, canlara canan olabilmektir, Özgesini kaybeden analara evlat, ağlayan gönüllerle hemhal olabilmektir sevmek.

     Ne büyük  “şey”sin sen ey sevgi! Allah’ım sinelerimizi sevgiyle, sevginle doldur…

     Hiç Şüphesiz, bir insanı kurtarmayı bütün bir insanlığı kurtarmakla eşdeğer gören büyük bir medeniyetin bireyleri olarak şunu kesinlikle aklımızdan çıkarmamalıyız; sevgiyle suladığımız gayretlerimiz neticesinde, bir insanın, ailenin, ülkenin hatta bütün bir dünyanın huzuruna, barışına büyük katkıda bulunabileceğimiz muhakkaktır.

     Yüreği sevgi dolu olup, sevilenlerden olmayı Cenab-ı Hak nasip eylesin bizleri. (Amin)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*