Niyet ve Amel

Niyet ve Amel

     “İyiliklerin kalbi iyiliklerle kaynar, kötülerin kalpleri ise kötülüklerle doludur. Allah Teala herkesin niyetlerini bilir ve herkese niyetlerine  göre karşılık verecektir. Öyleyse sen de niyet ve gayretinin hangi yönde olduğuna dikkat et!”

                                                 

     Tabiinden bir zat şöyle der: “İyilerin kalbi iyiliklerle kaynar, kötülerin kalpleri ise kötülüklerle doludur. Allah Teala herkesin niyetlerini bilir ve herkese niyetlerine göre karşılık verecektir.Öyleyse sende niyet ve gayretinin hangi yönde olduğuna dikkat et!”

     Allah Teala gönderdiği hak kitapların birinde şöyle buyurmuştur: “Her hikmet sahibinin sözü katımda kabul görmez. Ben, o hikmetli sözü söyleyenin niyetine ve gayesine bakarım. Kimin niyeti ve gayesi benim rızam ise onun susmasını zikir sayar, bakışını ibret kılarım.”

     Yukarıda rivayet edilen mana, şu Hadis-i Şerifte ifade edilen manaya dahildir. Rasulullah (Sav) buyurmuştur ki: “Allah Teala sizin ne suretlerinize, ne de mallarınıza bakar. Fakat O sizin kalplerinize ve amellerinize bakar. (Muslim).

     Süfyan-ı Sevri k.s. hazretlerine; “Kul niyetinden dolayı hesaba çekilir mi?” diye sordular. Şöyle dedi: “Evet, niyet ettiği şeyi yapma karar ve azminde ise hesaba çekilir.”

     Rasulullah (Sav) şöyle buyurmuştur: “Kul hayırlı bir amel işler, melekler o ameli mühürlü sayfalar halinde semaya yükseltirler. Amel, Cenab-ı Hak’ın huzuruna takdim edilir.

     Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

     – Bu sayfayı götürüp atın! Çünkü bu amelin sahibi, bu ameli benim rızamı gözeterek yapmadı.

     Yine melekler (Allah’ın emriyle) şöyle nida eder:

     – Falan kişinin defterine şu sevabı, falanca kişinin defterine de şu iyiliği yazın!

     Yazıcı melekler derler ki:

     – Ey Rabbimiz, bu kişiler o amellerden hiçbirini işlemedi.

     Cenab-ı Hak buyurur ki:

     – Ama o kişiler bu amelleri yapmaya niyet etmişti! (Zebidi, ithaf)

     Rasulullah (Sav) şöyle buyurmuştur: “İnsanlar dört kısımdır. Birincisi, Allah Teala’nın ilim ve mal verdiği kimsedir ki, malını ilmin gösterdiği şekilde harcar. İkincisi, kendisine ilim verilip, mal verilmeyen kimsedir. O kimse şöyle der; ‘Allah Teala şu kişiye vermiş olduğu malı bana vermiş olsaydı, ben de onun yaptığı gibi yapardım.’ Bu ikisi sevapta eşittirler. Üçüncüsü; Allah Teala’nın kendisine mal verip ilim vermediği kimsedir. O kimse malını cahilce saçıp savurarak boş yere harcar. Dördüncüsü, kendisine ne mal ne de ilim verilen kimsedir ki, malını cahilce savurana bakarak şöyle der: ‘Allah Teala, şu kişiye vermiş olduğu malı bana da vermiş olsaydı, ben de onun yaptığı gibi yapardım.’ Bu ikisi de günahta eşittirler.” (Tirmizi, zühd-17 ibn Mace)

     Dikkat et! Cenab-ı Hak niyetinin güzelliği sebebiyle ikinciyi birinci kimse ile ortak yaptı. Aynı şekilde kötü niyetinden dolayı da dördüncü kimsenin üçüncü ile günahta eşit olduğunu bildirdi.

     Enes b. Malik (R.a) tarafından rivayet edilen bir hadis-i şerifte bu husus şöyle ifade edilir: “Rasulullah (Sav) Tebük Gavzesinden dönerken şöyle buyurdu:

     – Medine’de kalan bazı kimseler var ki, seferde açmış olduğumuz her vadi ve kafirleri kızdırmak için (Allah yolunda) attığımız her adım, cihat için yaptığımız her harcama, katlandığımız her yorgunluk ve çektiğimiz her açlık karşılığında Medine’de oldukları halde onlar için de bir sevap yazıldı!

     – Ey Allah’ın Resulü, bu nasıl olur, diye sordular. Rasul-i Ekrem (Sav) buyurdular ki;

     – Onlar mazeretleri sebebiyle bizimle gelemediler. Ama niyetleri bizimle birlikte olmaktı. Bunun için kazandığımız sevaba ortak oldular.” (Ahmed b. Hanbel, elMüsned, 3/300)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*