KÜRTAJ

KÜRTAJ

     Kürtaj, son dönemde toplumda tartışılan bir mesele olarak gündeme geldi. Kürtaj nedir, bu meseleyi hem fıkhi hem de tıbbi açıdan izah eder misiniz?

     Esasen kürtaj şu demek; rahimdeki yumurta dölleniyor geliyor rahme tutunuyor ve rahimden gıda almaya başlıyor ve artık gelişiyor. Bu döllenip, yapışıp gıda almaya, gelişmeye başlayan canlının oradan sökülüp alınmasıdır kürtaj.

     Dolayısıyla bu artık gıda almaya başladığı andan itibaren bir varlıktır ve oradan sökülüp alınması da caiz değildir. Esasen şöyle; Cenab-ı Allah rahmin içinde bir çeperi çocuğun gıdalanması için hazırlıyor, diyelim ki yumurta döllendi ve rahme yapıştı gıda almaya başladı bundan sonra kadın adet görmez. Neden? Artık gıdasını o çeperden almaya başlar giderek gelişir, seyrini takip eder.

     Eğer döllenme olmaz yumurta atılırsa o çeper damar açılır, çözülme yapar ve rahim onu dışarı atar, buna adet hali, hayız hali diyoruz. Hayır, bu olmadı döllenme gerçekleşti rahme tutundu gıdasını almaya ve cenin gelişmeye başladı artık o bir cenindir dolayısıyla biz buna mudgah diyoruz enbriyo deniliyor. Yeni ifadeyle, gelişmeye başlıyor artık o ciddi bir varlık kabul ediliyor ve bu andan itibaren alınması kürtajdır.

     Ortada tıbbi bir sebep olmadan annenin sağlığıyla ilgili, çocuğun hayatıyla ilgili tıbbi bir sebep olmadan onun oradan alınması caiz değildir. Onun yaşama hakkına son veriştir böyle bir işlem. Yaşama hakkı mesela ceninin de kendine ait hakları vardır basit olarak söylüyorum. Onunla ilgili miras hakkı geçerlidir. Yani mirası korunur, mirastan payı vardır. Birisi anne karnındaki cenine vasiyette bulunsa, vakıfta bulunsa bu vasiyet ve vakıf geçerlidir.

     Bunun manası şudur biz onu hukuken bir varlık olarak kabul ediyoruz. Ona miras kalabiliyor, ona vakıf yapılabiliyor, ona vasiyet geçerli olabiliyor. Hukuken bir varlık olarak kabul edebildiğimize göre, bunun bir miras hakkı varsa, vasiyet hakkı varsa, vakıf hakkı varsa yaşama hakkı bunlardan çok daha evvel vardır. Dolayısıyla yaşama hakları ortada tıbbi bir sebep yok ise bu canlının hakkıdır ve bu hak korunmalıdır sonuna kadar.

     Kürtaj gibi pek çok konunun, sosyal problemin dini boyutta ele alınmasına, hatta Diyanet’in bu konuda görüş beyan etmesine karşı çıkılıyor. Dinimiz böyle sosyal konularda görüş, fetva beyan etmeyi nasıl karşılıyor?

     Yaşanan hiçbir sosyal olay yoktur ki dini bir cephesi olmasın, dini bir hükümdeki karşılığı bulunmasın ve dini mübin ona müdahale etmesin, onu değerlendirmesin, hakkında hüküm vermesin.

     Dolayısıyla cemiyet içerisinde yaşanan her şey alış-veriş, cinayet, hırsızlık veyahut da insanların ziyaretleşmesinden tutun da aile içerisinde yaşayanlara varıncaya kadar bütün sosyal hayat aynı zamanda dini açıdan değerlendirilir, din-i mübinde bir karşılığı vardır ve onların her birinin hakkında dinin söyleyeceği söz vardır.

     Hani “Beşikten Mezara kadar” denilir. Evet, bir insana din-i mübin beşikten mezara kadar sadece insanı değil bir cemiyeti de takip eder. Hele de insanın yaşama hakkı gibi, insanlığın geleceğine tesir eden haklar gibi konularda İslamiyet bir söz söylemesin, bir hükmü olmasın böyle düşünülemez. Hele de cemiyeti saran, cemiyetin varlığına direk tesir edecek konularda diyanetin veyahut da din-i mübinin bir şey söylememesi suçtur.

     Söylemiyor olması da ciddi bir eksikliktir, bu eksiklik asla İslamiyette yoktur ama İslamda var ama söyleyemezsiniz diye ses kısmak asıl fikir ve düşünce hürriyetine ve iman hürriyetine zıt bir davranıştır. İslamiyet beş temel esası koruma altına almıştır.

     Bu konularda susması asla doğru değildir. Bunlardan bir tanesi can emniyetidir, bir tanesi mal emniyetidir, bir tanesi ırz emniyetidir, bir tanesi akıl emniyetidir, bir tanesi de inanç emniyetidir.

     Bütün bu beş temel esası din korur, bunun dışında hem cenine müdahale veya kürtaj hadisesi hem can emniyetiyle can varlığını yaşama hakkını korumayla ilgili bir hadisedir hem de bir başka açıdan ırzla bağlantılı bir hadisedir. Bu konuda hassas olunması fikir ve bilgi beyan edilmesi İslam’ın kanaatinin duyurulması en doğru davranıştır. Bunu kimse sormasa bile, sormak zorunda da değil, cemiyete tesir edildiği hissedildiği an bu konuda da beyan edilir. Niçin? Çünkü insan bir haksızlık gördüğü zaman onu fiilen doğrultmak için çaba sarf edecek eliyle, diliyle, gönlüyle gösterecek. Bu Mümin’in vazifelerinin arasında yer alır.

     Kürtajın fetvalarda haram olduğu vurgulanıyor. İzin verilen durumlar var mıdır? Hangi durumlarda kürtaja izin verilmektedir?

     Tıbbi bir sebep olduğu zaman müdahale edilir. Tıbbi sebep demek şu demek; mesela bu cenin gelişirse çocuğun hayatı tehlikede, çocuk anneyi zehirleme yapar, anne karnında büyüyünce şöyle olur; kısaca tıbben herhangi bir gerekçe var ise çocuk kürtaj yapılabilir, bu çocuk alınabilir.

     Gerekçe şu demek yani bunun bizzat genel prensibi var. Tıpta vardır tıpta olan aynı zamanda İslamiyette’de vardır. Şöyle demek; mesela İslam’a göre var olan hayat nedir? Misal olarak söylüyorum bu annenin hayatıdır, anne vardır canlı bir varlıktır, hukuku vardır, aile içerisinde bir yeri vardır, cemiyet içerisinde bir yeri vardır. Anne karnında büyüyen cenin var olma ihtimalidir.

     Yani o da hayata gelecek o da şu anda şahsiyeti tam değil belli bir hukuk elde etmiş miras hukuku gibi vakıf hukuku gibi ama dünyaya canlı olarak gelmesiyle hukukları kemal bulmaya doğru ilerler, sonra ehliyete doğru da yol almaya devam eder.

     Dolayısıyla bu insan daha dünyaya gelmemiş, gelişmesi, seyri ve olgunlaşmasına ihtiyacı var, annenin hayatı tehlikeye düştüğü an çocuk annenin ölümüne sebep olacak var olan varlık muhtemel olana karşı korunur. Birincide tıbbın korunması gereken annenin hayatıdır. Eğer hem annenin hayatı hem de çocuğun hayatı korunabiliyorsa ikisini birden korumak zorundadır. Bu konuda söz bilirkişinin sözüdür.

     Bilirkişi şu demektir; İslam bilirkişide iki şart arıyor. Bir kendi alanında mütehassis olacak buna hazık diyoruz. Bu alanın insanı olacak. İki, adil olacak. sadece adaletli değil adilden murat kendisi helal, haram bilen, namazını kılan, orucunu tutan, Allah korkusunu gerçekten içinde hisseden insan olacak demektir.

     Yani bir insan hem adilse helale harama Allah’ın hukukuna riayet eden bir insansa hem de bu alanda mütahassis bir insan ise bu insanın çocuk hakkında, anne hakkında vereceği hüküm geçerlidir, bu çocuk alınmak zorundadır yoksa anne şöyle zarar görecek veya zehirlenecek veya hayatını kaybedecek vb. bir kanaat yürütüyorsa çocık o zaman alınabilir, var olan insanın hayatı korunur.

     Bunun dışında çocuğu aldırmak asla doğru bir davranış değildir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*