KUR’AN-I KERİM’İN ÖZELLİKLERİ

KUR’AN-I KERİM’İN ÖZELLİKLERİ

KUR’AN-I KERİM’İN ÖZELLİKLERİ

 

     Sözlükte okumak demek olan Kur’an, “Allah tarafından Peygamberlerimize vahyedilen, Peygamberimizden itibaren de nesillerden nesillere tevatüren nakledilmiş, mushaflarda yazılı bulunan ilahi bir kitaptır.” diye tarif edilmiştir.

     Bu tarife göre Kur’an-ı Kerim’in özellikleri şunlardır:

     1. Kur’an, Peygamberimize Vahyedilmiştir

     Kur’an-ı Kerim, Allah tarafından Cebrail adındaki melek aracılığıyla peygamberimize Arapça olarak indirilmiş bir kitaptır. Allah kelamıdır. Onun dil yönünden üstünlüğüne erişmek mümkün değildir. Bu husus, O’nun ilahi olduğuna inanmayan Arap edipleri tarafından da kabul edilmiştir. Bunun içindir ki Kur’an’ın Allah kelamı olduğunda şüphesi olanlar onun küçük bir bölümünün benzerini meydana getirmeye davet edilmişlerdir.

     Kur’an-ı Kerim’de konu ile ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır:

     “Eğer kulumuza indirdiklerimizden herhangi bir şüpheye düşüyorsanız, haydi onun benzeri bir sure getirin, eğer iddianızda doğru iseniz, Allah’tan başka yardımcılarınızı da çağırın.” (2/Bakara, 23)

     Kur’an’ın ilk nazil olduğu yıllarda pek çok kimse bu çağrıya uyarak onun herhangi bir bölümünün benzerini ortaya koymaya çalışmışsa da başaramayarak aciz kalmışlardır.

     2. Tevatür Yoluyla Nakledilmiştir

     Kur’an-ı Kerim’in Allah’ın sözü olduğunda şüphe olmadığı gibi, Peygamberimize vahyolunduğu gibi hiçbir değişikliğe uğramadan günümüze kadar tevatür yoluyla geldiğinde de şüphe yoktur.

     Tevatür, “Yalan üzerine birleşmeleri sayıca mümkün olmayan bir topluluğun bir bilgiyi aktarması” demektir.

     Kur’an-ı Kerim, Peygamberimizden itibaren nesilden nesile bu yolla aktarılarak bize kadar gelmiştir. Bu mazhariyet, Kur’an’dan başka hiçbir kitaba nasip olmamıştır.

     3. Kur’an, Mushaf Hâlinde Yazılmıştır

     Kur’an-ı Kerim, yukarda da belirtildiği üzere, sure sure, ayet ayet nazil olmuştur. İnen ayetler ezberlenmiş ve de yazılmıştır. Yazılanlar daha sonra birleştirilerek mushaf hâline getirilmiştir. Bu da Kur’an’ın bir başka özelliğidir.

     4. Kur’an’ın Manası Gibi Lafzı da İlahidir

     Kur’an-ı Kerim, her yönüyle büyük bir mucizedir. Yalnız manası itibariyle değil, lafızları bakımından da mucizedir. Çünkü o, Hz. Muhammed’in sözü değil, Allah kelamıdır. Bu itibarla hiçbir kimsenin onun bir benzerini ortaya koyması mümkün değildir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de konu ile ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır:

     “De ki: andolsun, bu Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler, birbirine destek de olsalar, onun benzerini getiremezler.” (17/İsra, 88)

     Ancak, bütün uğraşmalara rağmen Kur’an-ı Kerim’in kısa bir suresinin bile benzerini yapmak mümkün olmamıştır. Bundan sonra da olmayacaktır. Çünkü O, Allah sözüdür.

     Böylece Kur’an-ı Kerim’in, sadece mana yönünden değil, o manayı ifade eden sözler (lafızlar) bakımından da büyük bir mucize olduğu anlaşılmıştır.

     Kur’an’ı Kerim’e Karşı Görevlerimiz

     Kur’an-ı Kerim’e karşı görevlerimizi şu şekilde özetleyebiliriz:

     a) Kur’an-ı Kerim’in Allah kelamı olduğunu tasdik etmek.

     Kur’an-ı Kerim insan sözü değil, Allah’ın gönderdiği son kitaptır. Onun hem lafzı hem de manası mucizedir.

     b) Kur’an-ı Kerim’i öğrenmek.

     Kur’an-ı Kerim Allah kelamı olduğu için sözlerin en yücesi ve en güzelidir. Dünya ve ahirette mutluluğa götüren yol, hiç şüphe yok ki Kur’an’ın gösterdiği yoldur. Bunun için Kur’an’ı öğrenenler Peygamberimiz tarafından övülmüş;

     “En hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve onu başkalarına öğretendir.” (Buhârî, “Fezâ’ilu’l-Kur’ân”, 21) buyrulmuştur. Peygamberimizin bu övgüsüne erişmek için ilk Müslümanlar inen Kur’an ayetlerini ezberliyor ve başkalarına da öğretiyorlardı.

     Kur’an’ı öğrenmek, okumasını öğrenmek ve manasını anlamaya çalışmak demektir. Kur’an-ı Kerim’i hatasız okuyabilmek için tecvidini de öğrenmek lazımdır.

     Namazın farzlarından birisi de kıraattir, yani Kur’an okumaktır. Kur’an okumadan kılınan namaz sahih değildir. Bu itibarla namaz sahih olacak kadar Kur’an öğrenmek farzdır.

     c) Kur’an-ı Kerim’in söylediklerini yapmak.

     Kur’an-ı Kerim’i okuyup öğrenmekten maksat, ayetleri üzerinde düşünmek ve buyruklarını yapmaktır. Kur’an bunun için nazil olmuştur.

     Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:

     “(Ey Muhammed!) bu Kur’an, ayetlerini iyiden iyiye düşünsünler, aklı olanlar ibret alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.” (38/Sa’d, 29)

     Bunun için her Müslüman, Kur’an okumasını öğrenmeli ve onun öğütlerine kulak vermelidir. Kur’an’ın emirlerine uyup yasaklarından kaçınmadan, onun öğrettiği yüksek ahlak ile ahlaklanmaya çalışmadan yalnızca onu okumakla ona karşı olan görev yerine getirilmiş olmaz. Bunun örneği Kur’an-ı Kerim’de şöyle geçer:

     “Yalan sözden kaçının” (22/Hacc, 30) buyruluyor. Bu ayetleri okuyup da yalan konuşmaktan ve yalan yere şahitlik yapmaktan sakınmayan kimse istenileni yapmış ve Kur’an’a karşı görevini yerine getirmiş olmaz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*