Hz. Harun ve Hayatı

Hz. Harun (as)

     Küçük kardeşi Hz. Musa’nın yardımcısı olarak İsrailoğulları’na Peygamber gönderilen Harun’un (a.s.) adı Kur’an-ı Kerimde yirmi yerde geçmekle birlikte, hayatı hakkında fazla bilgi verilmemektedir. Onun adı bu ayetlerde genellikle Musa’nın (as) adı ile beraber zikredilmiş, verilen bilgiler hususunda da onun yanında ikinci planda kalmıştır.

     İlgili ayetlerde, Harun’un (as) diğer peygamberler gibi Allah Teala tarafından hidayete erdirildiği, kendisine nimetler verildiği, mükafatlandırıldığı, kendisine vahiy gönderildiği, takva sahibi olduğu, güzel konuştuğu, Hz. Musa ile beraber ona da Furkan  verildiği bildirilmektedir. Bu ayetlerden birkaçının meali şöyledir:

     “Biz O’na (ibrahim’e) İshak ve (İshak’ın oğlu) Yakub’u da armağan ettik; hepsini de doğru yola ilettik. Daha önce de Nuh’u ve O’nun soyundan Davud’u, Süleyman’ı, Eyyüb’u, Yusuf’u, Musa’yı ve Harun’u doğru yola iletmiştik; Biz iyi davrananları işte böyle mükafatlandırırız.” (En’am Suresi 6/84).

     “Andolsun biz Musa’ya da Harun’a da nimetler verdik.” (Saffat Suresi 37/114).

     “Biz Nuh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Ve (nitekim) İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, esbata (torunlara), İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a vahyettik. Davud’a da Zebur’u verdik.” (Nisa Suresi 4/163).

     “(Musa), Kardeşim Harun’un konuşması benimkinden daha düzgündür. Onu da beni doğrulayan bir yardımcı olarak benimle birlikte gönder. Zira bana yalancılık ithamında bulunmalarından endişe ediyorum, deyince; Allah şöyle buyurdu: Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size öyle bir kudret vereceğiz ki, ayetlerimiz (mucize yardımlarımız) sayesinde onlar size erişemeyecekler. Siz ve size tabi olanlar üstün geleceksiniz.” (Kasas Suresi 28/34-35).

     “Andolsun biz, Musa ve Harun’a, takva sahipleri için bir ışık, bir öğüt ve Furkan’ı verdik.” (Enbiya Suresi 21/48)

     Harun (as), kardeşi Hz. Musa’nın Medyendeki  ikameti döneminde Mısır’da kaldı. Hz. Musa, Medyen’den Mısır’a dönüşü esnasında Sina dağında Peygamber olarak görevlendirilip tebliğ için Firavun’a gitmesi ve İsrailoğulları’yla birlikte Mısır’dan çıkmalarına izin verilmesini istemesi emredilince, bu ağır görevi yerine getiremeyeceği endişesiyle, dilindeki tutukluğu anıp, Allah Teala’dan güzel konuşma kabiliyetine sahip olan ağabeyi Harun’u kendisine yardımcı olarak vermesini ve onu peygamberlik görevine ortak kılmasını istemişti. Bunun üzerine Allah, Hz. Musa ile ilgili bölümde anlatıldığı gibi, onun bu dileğini kabul etti ve Harun’u da peygamber olarak görevlendirip küçük kardeşi Hz Musa’ya yardımcı tayin etti. (Meryem Suresi 19/53 , Taha Suresi 20/29-36 , Furkan Suresi 25/35). Bundan itibaren Harun, kardeşine vekalet ettiği durumlar hariç, hep onun yanında bulundu.

     Hz. Musa’nın Mısır’a gelmesinin ardından iki kardeş, Firavun’a gittiler. Hz. Musa, Allah tarafından Peygamber olarak görevlendirildiğini söyleyip ilahi mesajı ona tebliğ etti. Sözlerinin gerçek olduğunu ve kendisine mucizeler verildiğini söyledi; ayrıca ondan İsrailoğulları’nın kendileriyle birlikte ülkeden ayrılmalarına izin vermesini istedi. ( A’raf Suresi 7/104-107). Ancak ilahlık iddaasında bulunan ve kendisinin Mısırlılar’ın tanrısı olduğuna inanan Firavun, hiç düşünmeden onların davetini şiddetle reddetti. Bundan itibaren iki kardeş, Firavun ve adamlarını kainat ve ondaki intizamı düşünmeye sevketmek için çok uğraştılar. Firavun, Hz. Musa’nın söylediklerini reddedecek deliller bulamayınca, çareyi kuvvete başvurmakta buldu. Hz. Musa’ya verilen asâ ve beyaz el mucizelerinin sihir olduğunu söyledi. İki peygamberin, iktidarını ellerinden almak isteyen iki sihirbaz olduğunu iddia etti. Neticede Firavun ve devlet ricali, o ikisini, daha üstün sihirbazlarla mağlub etmeye karar verince, ülkenin muhtelif şehirlerinden çağrılan en meşhur sihirbazlarla onların arasında müsabaka yapıldı. Musa’nın (as) asasının büyük bir ejderhaya dönüşüp, sihirbazların sihriyle ortaya çıkan bütün yılanları yutması karşısında onun yaptığının bir sihir olmadığını anlayan sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve bir ağızdan, “Musa ile Harun’un Rabbine iman ettik.” (A’raf Suresi 120-122) dediler. Bu olay Firavunu iyice çileden çıkardı ve o, Hz. Musa, Harun ve israiloğullarına karşı baskı ve zulmünü artırdı. Hz. Harun (as), bu olayın ardından Mısırdan çıkışa kadar, israiloğullarının erkek çocuklarının öldürülmesi uygulamasının yeniden başlatıldığı, Firavun ve kavminin Allah tarafından çeşitli sıkıntılara uğratıldığı süreçte hep kardeşi Hz. Musa’nın yanında ve yardımında oldu.

     Harun (as), israiloğullarının Allah’ın emriyle Hz. Musa’nın öncülüğünde Filistine gitmek üzere Mısır’dan çıkmaları ve onları takip eden Firavun ve ordusunun denizde boğulmasından sonraki dönemde önemli bir hadise yaşadı. Şöyle ki, Hz. Musa, Allah tarafından mikat için Sina’ya çağrılınca, kırk günlük bir süre için Sina’ya giderken, yerine Harun’u vekil bırakmış ve ona, “Kavmimin içinde benim yerime geç, onları ıslah et, bozguncuların yoluna uyma!” tavsiyesinde bulunmuştu. (El-A’raf 7/142). Hz. Harun, bu görevi esnasında büyük zorluklar yaşadı. Hz. Musa’nın Sina dağında mikatta bulunduğu günlerde, israiloğulları, Samiri isimli şahıs tarafından yapılan ve ilahları olduğu iddia edilen altın buzağı heykeline tapmaya başlamışlardı. Hz. Harun bütün gayretine rağmen kavminin buzağıya tapmasını engelleyemedi.”Ey Kavmim! Andolsun siz bununla fitneye düşürüldünüz. Rabbiniz çok esirgeyendir, siz bana uyun, emrime itaat edin.” (Taha Suresi 20/90) diye çırpındıysa da sözünü içlerinden ancak küçük bir gruba dinletebilmişti.

     Musa (as) Sina dağından dönünce, kavminin altın buzağıya tapmasını ve bu yüzden şirke düşmesini engelleyemediği gerekçesiyle Hz. Harun’u şiddetli bir şekilde azarladı; saçından ve sakalından çekip, onu şiddetle sarstı. Bunun üzerine Harun (as), kavmini buzağıya tapmaktan alıkoymak için çok uğraştığını söyledi ve daha fazlasını niçin yapamadığını şöyle açıkladı:

     “Ey anamın oğlu, saçımı başımı tutma! Ben, senin ‘israiloğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü tutmadın’ diyeceğinden korktum.” (Taha Suresi, 20/92-94).

     Hz. Musa ile ilgili bölümde anlatıldığı gibi, israiloğullarının Tih sahrasında sürgün cezasına çarptırılmasından sonra kırk yıl müddetle yine kardeşinin yanında ve yardımcısı olan Hz. Harun’un bu sürenin sonlarına doğru. Musa’dan (as) bir süre önce vefat ettiği bildirilir. Kaynaklarda onun vefatıyla ilgili olarak çeşitli rivayetler aktarılmıştır.

     Hz. Musa’dan üç yaş büyük olduğu söylenen  Harun (as)’ın hayatının ilk yılları hakkında bilgi bulunmamaktadır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*