Dünyevileşme Felaketi

Dünyevileşme Felaketi

     Müslümanların bir kısmı tarihin her devrinde dünyaya meyletmiştir ama zamanımızdaki meyil her zamankinden daha fazla helak edicidir. Eskiden İslam Devleti, icazetli ulema, fukaha, tarikat şeyhleri müslümanların dünya sevgisini frenliyordu. İslam medreseleri ve tasavvuf tarikatları kapatıldıktan sonra aşırılıkları köstekleyen frenler kalktı.

     1- Müslüman için dünya bir mezraadır, yani tarladır. Burada ekersin, öteki tarafta biçersin. Dünya tarlasının ekinini dünyada biçen ahirette müflis olur.

     2- Dünya gelip geçicidir, aldatıcıdır, fanidir. Dünyaya hiç güven olmaz. Dünya amaç değil, araçtır. Dünyaperestler çok çürük bir kulpa yapışmışlardır. Dünya ömrü biter. Gençlik ihtiyarlığa dönüşür. İnsan zenginken fakir olabilir. Güzelken çirkinleşebilir. Böyle sebatsız, aldatan, oyalayan, gaflete düşüren dünyaya bel bağlamak akıllı ve ferasetli bir müslümana yakışmaz.

     3- İslamiyetin temel ölçütlerinden biri şudur: Dünyada ne kadar kalacaksan onun için o kadar çalış, ahirette ne kadar kalacaksan onun için o kadar çalış. Bütün çalışmasını dünya ve dünyalık için yapan, ahiret için gereken şekilde çalışmayan kimse ahmak ve beyinsizdir.

     4- İslamiyette dünyayı imar etmek, dünya işlerini doğru dürüst yapmak vardır ama bu imarın ve işlerin Kur’an-a, sünnete, şeriata, fıkha, hikmete ve islam ahlakına göre yapılması gerekir.

     5- Bir müslümanın dünyevileşmesi onun başına gelen felaketlerin belki de en büyüğüdür. İngilizler ve Amerikalılar seküler, Avrupalılar laik diyorlar. İslam dininde din ve dünya, cismani ve ruhani ayrımı yoktur. İslamda ana kural dünya hayatının din hükümlerine göre tanzim edilmesidir. Bu prensipten uzaklaşarak dini sadece bir vicdan meselesi olarak görenler sapıtmış kimselerdir.

     6- Müslüman, hayatını İslama, Kur’an-a, sünnete, şeriata, fıkha, İslam ahlakına göre tanzim etmekle yükümlüdür. Dindarlık sadece namaz kılmakla, oruç tutmakla, hacca gitmekle bitmez. Buluğa erdiği andan ölümüne kadar İslamı yaşamak gerekir. Dünya işlerinde, ticarette, iktisatta, tarımda, çeşitli hizmetlerde ahkam-ı İslamiyyeye tabi olunması gerekir.

     7- Kur’an-ın, sünnetin, şeriatın, İslam ahkamının hükümlerini, emir ve yasalarını, tavsiyelerini hayatlarında uygulamayan müslümanlar sudan çıkmış balıklar gibidir.

     8- İslam müslümanlara bir kimlik kazandırır. Dinim İslam, milletim şu veya bu kavim, medeniyetim batı medeniyeti… Böyle diyen kimsenin kimliği İslam kimliği değildir.

     9- Kendisinde ümmet şuuru ve zamanındaki İmam-ı Kebir’e biat ve itaat bağı bulunmayan müslüman serseri mayın gibidir. Hem kendisine, hem de İslam toplumuna zarar verir.

     10- Ümmet şuuruna sahip değil ama cemaat, hizip, fırka, parça, grup fanatizmine, holiganlığına, militanlığına batmış… Bu müslüman da  kimliksiz ve yabancılaşmış, vasıfsız bir müslümandır.

     11- Müslümanlıkta dünya hayatı ile ilgili temel prensiplerden biri ihtiyaçlarını çoğaltmamaktır. İhtiyaçlarını çoğaltan ıstıraplarını da çoğaltmış olur.

     12- Dünyaperest müslümanlar, İslam’ın kesinlikle yasaklamış olduğu israf günahını işlerler. Kur’an-ı Kerim müsrifler için “onlar şeytanın kardeşleridir” buyuruyor. Mesken konusunda dekorasyon, yazlık ev, otomobil, yeme içme, giyim kuşam, yani yaşam işlerinde israfa, gösterişe, gurur ve kibre batanlar akıllı, doğru, gerçek, vicdanlı, mürüvvetli müslümanlar değil kötü müslümanlardır. Zamanımızda müslümanların bir kısmı çok zengin olmuştur ve aşırı israf yapmaktadırlar. İsraf; içki içmek, domuz eti yemek, zina etmek, faizcilik yapmak, adam öldürmek gibi büyük günahlardandır. Müslümanların icazetli ulema ve fukahası, meşahiyi halkı bu konuda uyarmakla, bilgilendirmekle yükümlüdür. Bu vazifelerini yapmazlarsa sorumlu olurlar.

     13- Parası olan bir müslüman düşünelim. Eskiden insanlar atlara, develere, katırlara, merkeplere, arabalara, faytonlara biniyordu. Bugün otomobillerle geziliyor, seyahat ediliyor. Varlıklı bir müslüman bir otomobil alacak… Yetmiş bin liralık bir otomobil ihtiyacını görebilecekken bu adamın yüz elli bin liralık bir otomobil alması dünyaperestliktir, nefsi emmaresine uymaktır, gösteriştir, gururdur, kibirdir, beyinsizliktir.

     14- Dünyevileşen, Dünyaperest olan müslümanlar oğullarını ve kızlarını iyi yetiştiremez. Çocuklarımızın, genç nesillerin iyi müslümanlar, iyi insanlar, iyi vatandaşlar olarak yetişmesi gerekir. Her müslüman İslam’a, Kur’ana, sünnete, şeriata ya doğrudan doğruya yahut dolaylı olarak hizmet etmekle mükelleftir. Din, İman, Kur’an, Şeriat hizmetleri yapılmazsa veya ihmal edilirse müslüman toplum dejenere olur ve çöker. Yakın tarihimizde dünyevileşen yahut dindarlıkları satıhta kalan Müslümanlar, yeter miktarda zeki, vasıflı, istidatlı, kabiliyetli oğullarını subay yetiştirmediler. Çünkü subaylıkta fazla para yoktu. Sorun ne oldu? Boşluğu başkaları doldurdu ve müslümanlar belalarını buldu.

     15- Dünyevileşen müslümanlar öğretmenlik ve din hizmetleri konusuna da önem vermediler. Bu yüzden büyük zararlara uğradılar.

      16- Müslüman dünya hayatını yaşarken, dünyayı imar ederken, dünya vazifelerini yerine getirirken mutlaka ahirete yönelik olacaktır. Dünyayı amaç kabul edip ahireti ihmal eden dünyevileşmiş müslümanlar büyük zararlara ve felaketlere uğrarlar.

     Yazımın başında belirttiğim gibi dünya hırslarının mutlaka frenlenmesi gerekir. İcazetli ulemanın, fukahanın ve şeyhlerin bu frenlemeyi yapmaları farzdır. Halkın Kur’anın, Sünnetin, Şeriatın, İslam ahlakının hükümleri ışığında uyarılması, aydınlatılması, bilgilendirilmesi gerekir. Bunlar yapılmazsa kokuşma, çözülme, dağılma ve çöküş olur.

     Cenab-ı Hak cümlemizi dünyevileşme, dünyaperest olma, dünya oyalanmaları ve hırslarıyla ahiretimize zarar verme beyinsizliklerinden muhafaza buyursun. (Amin)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*