ÇOCUK EĞİTİMİ

ÇOCUK EĞİTİMİ

     Evlilik, karı ve kocadan ibaret bir ilişki biçimini getirir aklımıza. Oysa kadın ve erkeği evlilik ilişkisi bağlamında çevreleyen pek çok halka var. Bunlar aile büyükleri, komşular, akrabalar ve çocuklardır. Her bir halkanın da evliliğe dolaylı ya da doğrudan etkisi vardır. Bu, kimi zaman zarar kimi zaman yarar sağlayan bir etkidir. Söz gelimi kayınvalidenin aşırı müdahalesi çiftler arasında gerilim sebebi olurken, gereken yerde gereken müdahaleyi yapması eşlerin birbirlerine karşı daha ölçülü davranmalarına vesiledir.

     Eşleri çevreleyen bir diğer halka ise çocuklardır. Çocuk evin neşesi, meşhur hikayeye göre anne babaların altın topu. Evliliği iyi gitmeyen eşlerin yeni bir çocukla yeni bir başlangıç yapma düşünceleri de bundan kaynaklanıyor bir bakıma. Yetişkin dünyasının ciddiyetini yumuşatan çocuğun masumiyeti; anne babasına, hayata daha güzel taraflarından bakmayı öğretebiliyor. Fakat her zaman huzur kaynağı olamıyor evlatlarımız evlerimizde. Anne babanın birbirinin eğitim anlayışını beğenmediği durumlarda çocuk altın toptan ziyade sorun yumağı haline gelebiliyor.

     Psikolog Cemile Akdağ Çebi, pek çok anne babanın çocuk yetiştirme konusunda farklı fikirlere sahip olabileceğini ve bu yüzden çoğu zaman birbirlerinin ebeveynlik tutumlarında kusur bulabileceklerini belirtiyor ve ekliyor: “Şöyle şikayetleri sık sık arkadaşlarımızdan duymuşuzdur: ‘Eşim oğlumu disiplin içerisinde yetiştirmek isterken yeterince şefkatini ve sevgisini göstermiyor.’ Ya da ‘Eşim o kadar yumuşak ki evde onun yüzünden hiçbir kural koyamıyorum.’ Gerçek şu ki annenin ve babanın tıpatıp aynı tutumları göstermesini beklemek imkansızdır. Burada önemli olan annenin ve babanın tutumlarını birbirlerine ters düşmeyecek şekilde ve bir denge içerisinde tutabilmeleridir.”

     YORGUNLUK BAHANE OLMASIN

     Kadınların en büyük sorunu, erkeklerin çocuklarına yeterince zaman ayırmamasıdır. Çocuğun baba ilgisinden mahrum kaldığını düşünen birçok kadın, bu talebi dile getirdiğinde ve istediği karşılığı alamadığında kendisinin de kıymetsiz görüldüğü hissine kapılabiliyor. Böylesi bir durumda erkek ne kadar yorulsa da bu çocukların babası olarak onlarla ilgilenmesi gerektiğini hatırdan çıkarmamalı ve yorgunluğu çocukla ilgilenmemenin rutin sebebi haline getirmemelidir. Eğer yorgunluk ve yoğunluk erkeğin hayatının standardı ise bu şartlar altında çocukla ilgilenmenin kendine göre bir yolunu bulmalıdır. Birçok kadın, yorgun olduğu halde yarım saat dahi olsa çocuğuyla zaman geçirmeye gayret eden eşinin açığını kapatmaya dünden razıdır. Yeter ki babalar yorgunluğu bahane etmesin.

     BEN DE BU AİLENİN PARÇASIYIM

     Erkekler ve kadınların çocuklarla ilgili anlaşamadığı bir diğer konu ise otorite yahut sevgi dengesidir. Anneler özellikle erkek evlatlarına kıyamazken babalar oğullarına hayatın gerçeklerini göz ardı etmeden yeni özellikler kazandırmak isterler. Böylesi durumlarda eşini sertlikle hatta merhametsizlik gibi aşırı ifadelerle itham eden kadın, eşine ailenin huzurunu kaçıran kişi muamelesi yapmış olur. Çocukların hem anne merhametine hem baba otoritesine ihtiyacı olduğunu unutmadan, eşlerin birbirlerinin tavrını buna göre değerlendirmesi gerekir. Kendi bildiğinin en iyisi olduğunu düşünen kişi,eşinin fikirlerine önem vermediğinde “Sen bu ailenin bir parçası değilsin” demiş oluyor adeta. Hem düşünceleri hem de yaptıkları sürekli eleştirilen eş; zamanla ya daha otoriter olmayı ya da gerçekten ailenin bir parçası değilmiş gibi hiçbir şeye karışmamayı tercih edebiliyor.

     ANLAŞMAZLIK VARSA ÇOCUK OTORİTE BOŞLUĞUNU KULLANIR

     Eşinin çocuklara yaklaşımını beğenmeyen anne yahut baba; işi bir derece daha ileriye götürerek aradaki bu anlaşmazlığı aleni hale getirebiliyor hatta çocukları kendi safına çekmek isteyebiliyor. Bunun için baba anneye karşı, anne de babaya karşı çocukları dolduruyor. Psikolog Cemile Akdağ Çebi, çocuk eğitiminde uzlaşamayan ailelerde ne gibi problemler yaşanabileceğini şöyle ifade ediyor: “Özellikle çocuklar önünde yapılan kavgalar iki tarafın da kendini yetersiz ebeveynler gibi hissetmesiyle sonuçlanır. Çocuklar, evlilik içerisinde birleştirici nokta olmak yerine bir kavga nedenine dönüşürler. Çocukların aklı karışır ve ebeveynlerinden ne bekleyeceklerini bilemezler. Davranış problemleri sıklaşır. İki taraf da birbirinin terbiye ve eğitim yöntemini reddediyorsa çocuklar genelde kendilerine yakın gördükleri, daha az otorite olan tarafı seçerler. Bu da eşler arasında kırgınlığa neden olur. Evdeki kavga ve gerginlik uzun vadede depresyona ve kendini soyutlamaya neden olabilir.”

     Eşimizle aynı kişi değiliz, dolayısıyla çocukla ilgili doğru ve yanlış gördüklerimiz arasında farklar olması gayet doğaldır. Ancak bu farkların kutuplaşmaya yol açması hem normal değildir hem de eşler arasındaki iletişim kopukluğunun göstergesidir. Eşler, aralarında konuşup birbirlerini yanlışları konusunda uyarabilecek yakınlıkta olmalı. Böylece önce kendi ailemizin, sonra da çocuklarımızın ileride kuracakları ailelerin mutluluğunu etkileyecek önemli bir adım atmış oluruz.

     UZLAŞMAK İÇİN NE YAPMAK GEREK?

     Çocukların önünde tutum kavgası yapmak sadece kırgınlıkla ve çocuklarında kavgalara karışmasıyla sonuçlanır. Eşlerden biri diğerine göre yanlış bir tutum içerisinde olsa bile eleştiri olay bittikten sonra, kapalı kapılar ardında yapılmalıdır.

     Dengeyi ve doğru yolu bulmak amacıyla; ebeveynler birbirlerini suçlamadan, dikkatle düşünebilecekleri ve soğukkanlılıkla müzakere edebilecekleri bir ortamda hangi düşüncelerinin çatıştığını, nasıl bir ortak çözüm yolu bulacaklarını konuşabilirler.

     Çocuklara öğretilmek istenen bir ana değerler listesi oluşturulabilir. Çoğu anne baba, ana değerler konusunda (dürüstlük, saygı…) hemfikirdir. Daha sonra birbiriyle çelişmeden iki tarafın da bu değerleri nasıl uygulayacağına karar verilebilir. Görev paylaşımı yapılabilir. Böylece herkesin bir alanı olacağı için kavga oluşturacak bir durum oluşmaz.

     Anne ve baba rolleri konusunda ebeveynlerden biri kural koymakta zorlanıyorsa kural koyma ve sürdürme rolünü eşine bırakabilir ve kurallar konusunda destekleyici bir rol oynayabilir. Çocukların düzene ve kurala ihtiyacı vardır.

     Çatışma, gerçekten tutum farklılıkları yüzünden mi kaynaklanıyor yoksa eşler arasındaki başka problemler de çözüm bulmayı engelliyor mu? Genelde eşler arasında yaşanan iletişim problemleri, yıpranmışlık, farklı nedenlerden kaynaklanan kırgınlıklar da ortak bir noktada buluşmayı geciktirebilir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*