Bir İdamın Satır Aralarından Kalanlar

Bir İdamın Satır Aralarından Kalanlar

   

     Dünya ilginç bir zaman dilimini yaşıyor. Tarihin pek çok döneminde kargaşa, kaos yaşandı. Zulmün ayyuka çıktığı dönemler görüldü. Firavunlar, Nemrutlar, Karunlar geldiler. Ezdiler, yakıp yıkıp katlettiler. Kadınlar, bebekler atların ayakları altında çiğnenerek hayatlarından edildiler. Ancak “halkın kendi kendini idare etmesi” anlamına gelen demokrasi kavramının bu kadar çok dillendirilip, toprakların sadece ve sadece “demokrasi için” işgal edilip, diktatörlerin “halkın daha fazla söz sahibi olmasını sağlamak” için tahtlarından indirildiğinin iddia edildiği ve  her çeşit zulme imza atıldığı bir başka dönem yaşanmış mıdır bilinmez. İslam dünyasını saran ateş azalacağı yere artarken, müslüman coğrafyalardan gelen katliam haberlerine her gün bir yenisi eklenirken kumandayı elinde bulunduran Batı, olayları çok iyi koordine ediyor.

     Arap Baharı’yla başlayan uyanış rüyası beklenenden çok kısa sürdü. Yemen’de, Tunus’ta, Libya’da, Mısır’da başlayan halk hareketleri yerini, diktatörlük dönemini aratacak kadar vahim olayların yaşandığı bir döneme bıraktı. İslam dünyasının liderliği rolünü üstlenen Türkiye’de içte ve dışta zor bir dönemeçten geçiyor.

     Böyle bir kargaşa döneminde Asya’nın müslüman fakir ülkesi Bangladeş’te 1979’dan kalma bir dava nedeniyle Cemaat-i İslami Genel Sekreter Yardımcısı Abdülkadir Molla’nın çarpıcı bir şekilde idam edilmesiyle, adeta tüm dünyaya mesaj verildi. “Totaliterizm değil demokrasi ve hukuk; zorba iktidarlar değil meşru yönetimler çağı” olarak adlandırılan bu dönemde Molla’nın göstere göstere idam sehpasına götürülmesi, yıllardır kıyımlara maruz kalmış İslam toplumuna “ayağınızı denk alın, sırada başkaları da var” demek anlamına geliyor.

     Dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan ve Pakistan’la Hindistan arasındaki mücadelenin ortasında kalmış Bangladeş’te yaşanan siyasi mücadele 1970’lere dayanıyor. Doğu Pakistan olarak da adlandırılan ülke, 1971 yılında kanlı bir iç savaşın ardından bağımsızlığını kazanmıştı. Buna aslında tam bağımsızlık da denemez. İki büyük ülkenin bir türlü paylaşamadığı “Bağımsız Bangladeş”te  1971’den toplumsal kaos, askeri darbeler, siyasi kutuplaşmalar egemen oldu. Belirli ailelerin ve aktörlerin vesayetinden kurtulamayan ülkede toplumsal ayrımın keskin çizgileri yüzünden birlik sağlanamadı. Siyasal kutuplaşma da hayallerimizin çok ötesinde. Büyük koalisyon ve 18 parti koalisyonu’ndan oluşan siyasal zeminde bu ittifaklara mensup onlarca parti ile ülke yönetilmeye çalışılıyor! Yani 1970’li yıllarda bağımsızlık mücadelesini kazanmış Bangladeş toprakları, farklı siyasi kutuplara bölünerek halkının iradesine bırakılmıyor. Çin’in asırlar önce geliştirdiği taktik yeni bir stratejiye çevrilmiş durumda: Böl, parçala ve yönet!

     Abdülkadir Molla böyle büyük bir siyasi kamplaşma zemininde 1971 yılında bağımsızlık mücadelesi verildiği sırada “İnsanlığa karşı suç işlediği” gerekçesiyle daha önce ömür boyu hapse mahkum edildiği davada idama mahkum edildi ve asılarak katledildi. İşlediği iddia edilen suçun üzerinden tam 42 yıl geçtikten sonra! Hem de dünyanın gözü önünde… Bu hiç kuşkusuz ülkenin içerisinde bulunduğu siyasi çalkantının ne noktada olduğunu gösteriyor. Ancak meselenin tirajikomik bir noktası var ki akıl almıyor. Molla’nın işlediği iddia edilen insanlık suçu bağımsızlık ve onur mücadelesinden başka bir şey değil. Tarihte idealleri uğruna mücadele ettiği için “İnsanlık suçu” işlediği isnad edilerek öldürülen pek çok kişi bulunuyor. Görünen o ki, kitaplar cellatların değil, kahramanların hikayelerini anlatıyor. Abdülkadir Molla’nın ölüme düğününe gider gibi başı dik, mütebessim bir çehreyle gitmesini başka bir tasvirle anlatmamız mümkün değil. O Bangladeş’te Allah için mücadele edecek nesillerin örneği olacak.

     Merhum Abdülkadir Molla’nın şehadetiyle sonuçlanan bu yürek burkucu olay, İslam toplumlarının ne hale getirilmek istendiğinin en açık göstergesi. Birbirimizle mücadele etmenin, ayaklarımızı kaydırmanın değil, uhuvvetin, “Bir” olmanın, “diri” olmanın zamanı!.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*