Amasya’nın Tanıtımı ve Tarihi

Amasya’nın Tanıtımı ve Tarihi

Amasya’nın Tanıtımı ve Tarihi

     Arkeolojik çalışma kayıtlarına göre M.Ö 5500 yılına kadar uzanır Amasya’nın tarihi. Adının Hititler Döneminde yazılı belgelerde ‘Hakmiş’ olduğu görülür ve eldeki bilgilere göre Amasya ismi ilk olarak Helenistlik Dönemde bastırılan şehir sikkelerinde görülür. Hititlerden sonra Asurlar bir süre Amasya’yı işgal ettiler. Hitit başkenti Hattuşaş, Amasya’nın güney batısındadır.

     Danişmentoğlu’nun Başkenti

Danişmentoğullarının Başkenti

 

Danişmentoğulları Dönemi

     M.Ö. 6. asırda Pers ve M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı Büyük İskender’in istilasına uğradı. Pontus Krallığının başkenti Sinop’a taşınmadan önce Amasya idi. M.Ö. 1. asırda Romalılar Mitridat’ı yenince Amasya, Roma İmparatorluğuna geçti. M.S. 355’te Roma İmparatorluğunun devamı olan Bizans’ın eline geçti. 712’de Araplar, İslam ordularıyla Amasya’yı fethettiler. Fakat bir süre sonra Bizanslılar Amasya’yı geri aldılar. 1071 Malazgirt savaşından kısa bir süre sonra Danişmentoğlu’nun başkenti oldu. Melik Danişmend Ahmet Gazi Amasya’yı fethetti.

     Medeniyetler Beşiği Amasya

Medeniyetler Beşiği Amasya

     Daha sonra Türkiye Selçukluları’nın hakimiyetine geçen Amasya’ya bilahare İlhanlılar hakim oldu. İlhanlı genel valisi Timurtaş’ın Mısır’a kaçmasından sonra yerine tayin edilen Büyük Şeyh Hasan vekaleten Alaaddin Eratna’yı Anadolu’ya gönderdi. Bir müddet sonra, Eratna bağımsızlığını ilan ederek Eratna Beyliğini kurdu. 1360’da Şadgeldi, Eratna Beyliğinden ayrılarak Amasya’da Amasya Beyliğini kurdu.

     Yıldırım Bayezid 1393’te Amasya’yı Osmanlı Devletine kattı. Osmanlılar devrinde “Şehzadeler Şehri” olarak isim yapmıştır. Osmanlı Sultanlarından İkinci Murad ve Yavuz Sultan Selim Han Amasya’da doğmuşlardır. Fatih Sultan Mehmed Han 8 yaşında iken Amasya valisi olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman Han sık sık Amasya’ya gelmiştir. İkinci Beyazid şehzadeliğini Amasya’da geçirmiştir.

     Farklı Kültürlerin Kesişme Noktası Amasya

Farklı Kültürlere Ev Sahipliği Yapan Amasya

     ‘Şehzadeler Kenti‘ Amasya, her ne kadar modernleşmeden ve kentleşmeden nasibini almışsa da gelenekleri aslına uygun yaşatan nadir kentlerimizden biri. İlim, sanat ve lezzetlerin kesişme noktası olan Amasya’ya yakından bakmayı denedik.

     Dört bir yanı yüksek kayalarla çevrili olan şehir adeta bir kale görünümüne sahiptir. Önemli tarihi olaylara ev sahipliği yapan Amasya’da pek çok şehzade yetiştirildiği için ‘Şehzadeler Kenti‘ olarak da adlandırılır. Ayrıca ilim ve sanat adamları da yetişmiştir bu güzel Kentte.

     Ünlülerin Şehri

Ünlülerin Şehri Amasya

     Amasya’nın bereketli ve gizemli topraklarında yetişen bir çok tanıdık sima var; Lokman Hekim, Akşemseddin, Mihri Hatun ve Sabuncuoğlu Şerefeddin bunlardan bazılarıdır. Bilimde de özel bir yeri olan 15. yy.’da Amasya Darüşşifasında tıp eğitimi alan Sabuncuoğlu Şerefeddin’in bu kentte devrinin en önemli ameliyat ve tedavi usullerini gösteren minyatürleri, sanat tarihi açısından da değer taşır.

     Kurtuluş Savaşında Mustafa Kemal Atatürk’ün “Milletin istikbalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” cümlesinin yer aldığı ‘Amasya Tamimi’ Amasya’da hazırlanmış ve tüm dünyaya bir nevi Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıcına imza atılmıştır.

     Amasya Elması

Amasya Elması

     Amasya denilince, her yerde, ilk akla gelen, Amasya elması olmuştur. Burada, Amasya’nın ismi ile bütünleşen misket elması yetiştiriliyor. Bu elma, özelliğini Amasya’nın coğrafi konumundan alır. Amasya elmasının bir yüzü kırmızı, diğer yüzü ise sarımtırak yeşil renge kaçar. İnce kabuklu ve hoş kokuludur. Sert ve dayanıklıdır. Uzun süre saklanmaya elverişlidir.

     Amasya’nın Cazibesi

Amasya’nın Cazibesi

     Amasya evleri de birbirinden ilginç ve cazibeli bir görüntüye sahiptir. Bitişik nizamla yapılmış evlerin çoğunda avlu ve bahçe bulunur ve ikinci katlar genelde simetri ve yer kazanmak amacıyla cumbalıdır.

     Tüm bu güzelliklerin arasında ve tarih kokan bu atmosferde eşsiz tatları da bulmak mümkün Amasya’da. Birbirinden güzel yemekler sanki Amasya’ya yüce Mevla’nın bahşettiği bir hediye. Meşhur ‘misket’ elması ile yapılan pekmezlerin tadına da doyum olmaz. Elmanın yanı sıra şeker pancarı, haşhaş ve ayçiçeği de ihraç eden Amasya’nın yemekleri ve özellikle de çorbaları çok çeşitlidir. Uzun çorba, yarma çorbası, ayran, helle, toyga ve sakala çorbası bunlardan bazılarıdır. Sebzelerde en çok bamya, fasulye, biber, ebegümeci, pancar ve pürpürüm diye adlandırılan semizotuna yer verilir. Sıklıkla kullanılan koyun eti, yıkanıp çemenlenerek kışın ‘keşkek’ ya da ‘çemenli yemek’ yapmak üzere saklanır. Tatlılar arasında ise, vişneli ekmek, höşmerim, peluza (hasuda), unutma beni, kuymak, elma tatlısı Amasya’nın lezzetli tatlılarından bazılarıdır. Hamur işlerinin de Amasya mutfağında özel bir yeri vardır. Yanuç, kaypak, hengel ve kıymasız mantı tadılması gereken lezzetli hamur işlerindendir.

     Sofra Adabı

Amasya Sofra Adabı

     Amasya’da sofra kültürüne verilen önemin en güzel örneklerinden birini, sofraya evin büyüğü gelmeden yemeğe başlanmama adetinde görürüz. Evin büyüğü ‘Besmele’ çekmeden yemeğe başlanmaz. Sofraya bakır tasta gelen çorbayı tüm aile fertleri aynı tastan beraberce içerler. Yemek yerken gürültülü konuşmalar ve şaka yapmak hoş karşılanmaz. Ekmek kesilmez, koparılır. Sofradakilerden biri su içmek isterse suyu evin küçüğü servis yapar ve bu kişi suyunu içene kadar, o kişinin ‘yemek hakkını’ korumak için diğerleri yemek almaz ve beklerler. Yemekten sonra çay içmek adettendir.

     Kış yemekleri için hazırlıklar yazdan yapılır. Genelde yazın kurutulmuş yiyecekler, kışın yemeklerde kullanılır. Tarlada çalışanların yemek yediği ‘ikindilik’ hariç genelde Amasya’da, ‘kuşluk’ (Sabah) ve akşam olmak üzere iki öğün yemek yenir. Ancak bazen de akşam yemeğinden sonra ‘yatsılık’ denen diğer bir öğününde yendiğini görmek mümkündür. Düğün, sünnet, bayram gibi günlerin yemekleri ve yenmesi adeta bir şenliktir. Amasya’da sünnetlerde genelde etli pilav, şerbet ve tatlı verilir. En güzel adetlerden birisi ise ‘diş hediği’ adetidir. Küçük çocuklar diş çıkardığında buğday şeker ile kaynatılır ve komşulara dağıtılır.

     Ramazan ve Kurban Bayramı yemekleri bir başka özeldir Amasya için. İftarda yenenler genellikle; cicik çorbası, mercimek çorbası, erişteli pilav, börek, hoşaf ve çörek’tir. Bayram ziyaretine gelenlere etli dolma, keşkek, baklava, haşhaşlı çörek hazırlanır. Bir mendil içine lokum koyup çocuklara harçlık verilmesi geleneği Amasya’da hâlâ devam etmektedir. Kurban Bayramlarında ise misafirler için, bakla dolması, etli pilav, baklava, toyga ve ciğer kavurma hazırlanır. Fakirlere hazırlanan yemeklerden gönderilir.

     Ferhat ile Şirin

Ferhat ile Şirin

     Amasya denilince, akla ilk gelen hikayelerden biri de Ferhat ile Şirin’in aşkını anlatan efsanedir. Şöyle ki Ferhat nakkaşlık yapmaktadır. Güzeller güzeli Şirin ise, Amasya sultanının kızıdır. Ferhat, Şirin’e aşık olur. Ancak Şirin’le evlenmek istediğinde, Amasya sultanı, böyle bir evliliğin olmaması için Ferhat’a yapamayacağını tahmin ettiği bir şart koşar. Der ki; “Amasya’ya su getirirsen, evlenmenize izin veririm.”

     Ama su çok uzaklarda, Şahinkayası denilen mevkidedir. Yani, bu imkansız gibi bir istek. Ama Ferhat yılmaz, çıkar dağlara, elinde künk ile. Günlerce aylarca taşları, kayaları, dağları kırar, yol yapar su için. Zaman geçtikçe şehirde suyun sesi işitilmeye başlanır. Ancak sultan, Ferhat’ın başarısını önlemek için, bu kez onun yanına birini gönderir. Bu kişi, Ferhat’a der ki: “Şirin öldü sen ne uğraşırsın?” Bunu duyan Ferhat, kahrolur ve kendini öldürür. Ölürken, “Şirin” diye haykırışı kayalarda yankılanır. Bunu duyan Şirin de kayalara gelir. Ferhat’ın öldüğünü görünce o da kayalardan atlar ve ölür. Su şehre gelmiştir. Coşku ile akar ama bu iki genç birbirlerine kavuşamazlar. İkisi de yan yana gömülür. Her mevsim mezarlarının üzerinde bir gül biter. Ancak, iki mezar arasında da bir kara çalı çıkar. İki sevgiliyi birbirinden ayırmak için.

     Amasya’da Gezilecek Yerler

     Amasya Kalesi

Amasya Kalesi

     Amasya’yı tepeden gören Arşene Dağı üzerine kurulmuştur. Kesme taşlardan yapılmıştır. Arap tarihçeleri kalenin Arşene Kralı Karsan Han tarafından yapıldığını ileri sürerken, batı tarihçileri Pontus Kralı Mithradates tarafından yaptırıldığını ileri sürmektedirler. Kalenin doğusundan ve güneyinden inen duvarlar Yeşilırmak boyunca şehri kuşatmaktadır.

     Enderun Kalesi

Amasya Enderun Kalesi

     4 kapısı vardır. Kral Sarayı ve mezarları kuşatan duvarlarından başka bir şey kalmamıştır.

     Kral Mezarları

Amasya Kral Mezarları

     Yeşilırmak Nehri boyunca uzanan Harşene Dağı’nın kayalık kısımlarına oyulmuş 20-25 metre yükseklikteki bu mezarlarda 12 kral mezarı vardır. Amasya’nın her tarafından görülebilmektedir.

     Beyazıt Kütüphanesi

Amasya Beyazıt Kütüphanesi

     Sultan Beyazıt Cami ile birlikte yaptırılan medrese binasında faaliyet göstermektedir. Papirüs yaprakları üzerine küfi yazı ile yazılmış Hz. Ömer’e ait el yazması bir Kur’an-ı Kerim nüshası ile tezyini el yazması 20.000 kadar eser bu kütüphanede bulunmaktadır.

     Sultan 2. Beyazıt Camii ve Külliyesi

Amasya Sultan 2. Beyazıt Camii

     Şehzade Beyazıt Amasya Valiliği yaptığı sırada, Osmanlı tahtına çıktığı zaman Amasya’da büyük bir cami yaptıracağına dair söz verdi. Padişah olduğu zaman, 1486 yılında Amasya’da vali bulunan oğlu Şehzade Ahmet’e emir vererek bu caminin ve külliyenin yapılmasını sağladı. Bu gün için Amasya’da bulunan en büyük tarihi eserdir.

     Amasya’nın Söz Varlığı ve Amasya Atasözleri

     Amasya’da bütün Türkiye’de kullanılan deyim ve atasözlerinin yanı sıra sadece bu bölgede kullanılan ifadeler de bulunmaktadır.

     Eşeğin kulağına yasin okunmaz. (O, laftan anlamaz cahile ne anlatıyorsun.)

     Gölden yiyo, imarette yatıyo. (Hazırı yemesini seviyor ama durumunu düzeltmek için hiçbir şey yapmıyor, tembel insanlar için kullanılır.)

     Her köyün bir soğan doğraması olur. (Genelde Anadolu’da bilinen “Her yiğidin bir yoğurt yemesi vardır” atasözüyle aynı anlamdadır.)

     Bıçağın önü de arkası da kesiyor. (Her durumda kendini haklı çıkartıyor. Herkesten destek gördüğü için kimseyi takmıyor.)

     Benden yemlen yumurtayı başkasına bırak. (“Karnını ben doyuruyorum, kazancını başkasına yediriyorsun” anlamında kullanılır.)

     Seni omzuna alınca ayakların yere değmesin. (Evlendiğin kişi seni kimseye muhtaç etmesin.)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*