Allah’ı Bilmenin Kazandırdıkları

Allah’ı Bilmek ve Kazandırdıkları

     Kulun en büyük zararı Rabbini tanımamasıdır. Bir kul dokuz tane büyük günah işler, peşinden onuncu günahı Allah rızası için terk eder. Halbuki bu terk edilen günah, dağlar kadar büyük olan dokuz günahın yanında zerre kadar kalır.

Allah-i anmak

Allah-i anmak

Ancak yüce Allah  kendi rızası için onu terk eden kuluna rahmetiyle nazar eder. Bu nazar, o dokuz günah dağını mahfeder; havada kaybolan toza çevirir. Bazen de Yüce Allah kuluna güzel ahlaktan bir davranış nasip eder. O davranış kulun sıfatı olur. Yüce Allah kulun güzel bir sıfatı sebebiyle insanlar yanında kötü olarak bilinen diğer yüz kötü sıfatını temizler. Bunu iyi düşünüp ibret almalıdır.

     Hiçbir kul Yüce Allah’ın ihsan ve fazlından ümitsiz olmasın! O’nu tanıdıktan sonra kendisine olan ümit bağını kesmesin. Hiç şüphesiz Yüce Mevla kullarına karşı çok cömert ve çok merhametlidir. Hiç kimse başkasına kapılarak O’nun kapısından ayrılmasın! Kul kötü sıfatlarıyla O’ndan uzaklaşsa da, Yüce dergahının avlusundan ayrılıp uzaklaşmasın. Hiç kimse günah işleyip O’ndan uzak kaldıktan sonra, O’nun seveceği amellerle O’nun rahmetine yaklaşmaktan geri durmasın! Allah Teala kullarını bu hal üzere sevmektedir; bunu iyi anlayın!.

     Allah Teala kullarının kendisini böyle tanımalarını sever ve kendisini tanıyan kulların böyle davranmalarını ister. Çünkü o cömertliği çok, rahmeti geniş, ihsanı bol olandır. Eğer bir kula ilahi marifet, yani Yüce Rabbini tanıma nimeti verilmişse, ona her şey verilmiş demektir. Marifet dışında kendisine verilmeyen şeylerin kula bir zararı olmaz. Eğer bir kula marifet verilmemişse, ona hiçbir şey verilmemiş demektir. Çünkü marifet dışında kendisine verilen hiçbir şeyin ona bir faydası dokunmaz.

     Bazen muhabbetler birbirine karışır. Nimete duyulan muhabbet, onu verenin muhabbetine karışır. Nefse ait bir muhabbet Yüce Yaratıcının muhabbeti ile karışır. Kendisine ayne’l yakin hali açılmayan muhabbet ehlinin birçoğu bunları birbirine karıştırır. Bazen kul bir nimeti sever; fakat nimeti vereni sevdiğini zanneder. Bazen bir şeyi nefsi için sever, fakat onu Allah için sevdiğini düşünür. Muhabbetin karışmasının belirtisi kalbin dünyalık şeylerle huzura ermesi, varlıklar ile sevinçler duyması; kulun rahatlığı ve lezzeti nefsin arzularında bulmasıdır.

     Allah Teala kulun gerçek halini ölümden önce kendisine açıp gösterir. Yaşattığı müddet içinde ise onun asıl halini gizler, kendisine kavuşuncaya kadar onu rezil etmez. Huzuruna gelince ona hak ettiği sevabı ve karşılığı verir. Bunu da herkes ayırt edemez. Bu ancak yakine ulaşmış, kendisine kuvvetli bir nur, derin bir ilim verilerek Yüce Allah tarafından seçilmiş bir kalbin anlayacağı bir meseledir. Bu ilim, yakin mertebesindeki temiz kalbe tevhide ulaşmasından dolayı verilmiştir ve Allah Teala’nın takvalı müminlere vaat ettiği bir ilimdir. Allah Teala şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler! Eğer Allah’tan korkarsanız O size iyi ile kötüyü ayırt edecek bir Furkan/anlayış verir.” (Enfal,29)

     Bir yoruma göre ayetteki ‘furkan’ ifadesi bir nuru işaret eder ve muttakiler bu nurla şüpheli şeyleri birbirinden ayırırlar. Bu, Yüce Allahın başka bir ayette takva ehline vaat ettiği çıkış yolu ve zorlukları aşma yöntemidir. Ayette şöyle buyrulmuştur: “Kim Allah’tan korkarsa. Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder.” (Talak,2)

     Bu ayetin tefsirinde denilmiştir ki: Allah Teala muttaki kullarına, diğer insanlara zor ve çözümsüz gelen her işten bir çıkış yolu ihsan eder.

     Hakikati bizzat görenlerin şahitliğine dayanan tevhid ilimini geniş olarak  açıklamak en zor iştir. Şunu ekleyelim ki, ondan nasibi olanlar bizim işaret ettiğimiz manaları anlar ve bu anlayışla gizli tuttuğumuz kısımlar kendisine açılır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*