ALERJİK ASTIM

ALERJİK ASTIM

     Her yaştan bireyleri etkileyebilen, doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen, kontrol altına alınamadığında ise günlük aktiviteleri ciddi olarak kısıtlayabilen kronik (müzmin) bir hastalıktır.

     Astım, hava yollarının daralması ile kendini gösteren ve ataklar (krizler) halinde gelen bir hastalıktır. Hastalar ataklar arasında kendilerini iyi hissederler. Astımda hava yollarında mikrobik olmayan bir iltihap vardır. Bu nedenle hava yolu duvarı şiş ve ödemlidir. Bu durum akciğerlerin uyaranlara aşırı duyarlı olmasına neden olur. Toz, duman, koku gibi uyaranlar ile hemen öksürük, nefes darlığı ve göğüste baskı hissi gibi yakınmalar ortaya çıkar. Krizde hava yollarını saran kaslar kasılır, ödem ve şişlik artar, ilerleyen iltihapla birlikte hava yolu duvarı kalınlaşır. Hava yollarındaki salgı bezlerinden kıvamlı bir mukus (ifrazat-balgam) salınır. Tüm bunlar hava yollarını önemli ölçüde daraltır ve havanın akciğerlere girip çıkmasını engeller. Bu durum, artan öksürük, nefes darlığı, hırıltı, hışıltı ile kendini göstermektedir.

     Astımın belirtileri nelerdir?

     Göğüste tıkanma, öksürük, hırıltılı solunum sık rastlanan belirtilerdir. Bazen sadece inatçı öksürükle veya nefes alıp verirken hırıltı, hışırtı gibi bir ses şeklinde bir belirti verebilir. Bu yakınmalar geceleri, özellikle sabaha doğru uykudan uyandıracak şekilde görülüyorsa astım hastası olabilirsiniz.

     Hava yollarında daralma olduğunda; Öksürük (genellikle kuru), nefes darlığı, göğüste baskı hissi ve hırıltılı, hışıltılı solunum gibi belirtiler meydana gelir. Bu belirtilerden herhangi biri veya birkaçı bir arada bulunabilir. Bu belirtiler sadece astıma özgü değildir. Başka hastalıklarda da olabilir. Ancak aşağıda sayılan özelliklerle birlikte olduklarında astım açısından önem taşımaktadırlar:

     Belirtilerin Özellikleri;

     Tekrarlayıcı olup nöbetler halinde gelirler, genellikle gece veya sabaha karşı ortaya çıkarlar, kendiliğinden veya ilaçlar ile düzelirler, mevsimsel değişiklikler gösterebilirler.

     Kişiye ve duruma göre değişik etkenler belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilirler.

     Alerjik Astım Nedenleri;

     Astım hastalığının ortaya çıkmasında rol oynayan etkenlere risk faktörleri denir. Toplumda, astımın niçin bazı kişilerde ortaya çıktığı, bazılarında ise görülmediği bu risk faktörleri ile açıklanabilmektedir. Aşağıda risk faktörlerine sahip olunması, kişide astım görülme olasılığını artırır. Bu faktörler; kişisel ve çevresel olabilmektedirler:

     Kişisel Faktörler;

     Genetik: Astımın genetik bir hastalık olduğuna dair yeterince veri bulunmaktadır. Anne babadan birinin astımlı olması durumunda çocukta astım görülme riski %20-30’a yükselmekte, anne ve babanın her ikisinin de astımlı olması durumunda bu risk %60-70’e ulaşmaktadır. Astımın nedenleri arasında birçok genin rol oynadığı düşünülmektedir.

     Obezite: Obezite de astım için risk faktörü olarak bulunmuştur. Leptin (açlık hormonu) gibi belli hormonların hava yolu enfeksiyonunu etkilemesi ve astıma eğilimi artırması söz konusu olabilir.

     Cinsiyet: Erkek cinsiyet çocukluk dönemi astımı için önemli bir risk faktörüdür. On dört yaşından önceki dönemde astım sıklığı erkek çocuklarında kız çocuklarının yaklaşık 2 misli olarak bulunmuştur. Yaş ilerledikçe bu fark kapanmakta, yetişkin döneme gelindiğinde astım kadınlarda daha sık görülür hale gelmektedir. Bundan başka cinsiyet, hastalığın kalıcılığını ve tedaviye verdiği yanıtı da etkileyebilmektedir.

     Çevresel Faktörler: Astımın ortaya çıkmasında rol oynayan çevresel faktörler, aynı zamanda hastalık semptomlarının artmasına yol açmaktadır. Diğer yandan, hava kirliliği ve bazı allerjenler astım semptomlarına neden olmakla beraber, astım gelişimindeki rolleri yeterince açık değildir.

     Allerjenler: İç ve dış ortamdaki allerjenlerin astım alevlenmelerine yol açtıkları iyi bilinmesine rağmen astım gelişimindeki rolleri tam aydınlatılamamıştır. Bilimsel çalışmalar, ev tozu akar allerjenleri, kedi ve köpek tüyünün 3 yaşına kadar astım benzeri semptomlar için risk faktörü olduklarını düşündürmektedir. Allerjen teması ve çocuklardaki duyarlanma arasındaki ilişkinin allerjene, dozuna, maruziyet dönemine, çocuğun yaşına ve muhtemelen genetik faktörlere bağlı olduğu düşünülmektedir. Yine de bazı çalışmalarda, ev tozu akar allerjenleri astım gelişimi için bir risk faktörü olarak bulunmuşken, diğer çalışmalar bunu doğrulamamıştır. Hamam böceğinin allerjik reaksiyon için önemli bir neden olduğu gösterilmiştir. Kedi ve köpeklerin rolünü araştıran bazı çalışmalarda, erken yaşlarda bu allerjenlere maruziyetin, allerjik duyarsızlaşma ve astım gelişimine karşı koruyucu olabileceği gösterilmişken, diğer çalışmalar bu tür maruziyetin allerjik duyarlanma riskini arttırabileceğini ileri sürmüştür. Bununla beraber, kırsal kesimde yetişen çocuklarda, astım görülme sıklığı genel olarak düşük bulunmuştur. Bu durum hijyen hipotezi ile açıklanmaktadır.

     Enfeksiyonlar: Bebeklik döneminde, respiratuvar sinsityal virus (RSV) ve parainfluenza virusu bronş hastalıklarına yol açabilmekte ve ortaya çıkan semptomlar çocukluk astımındaki semptomları taklit edebilmektedir. Yapılan bilimsel çalışmalar, RSV virüsü saptanan çocukların uzun dönemde yaklaşık %40’ında hışıltının devam edeceğini veya ileri çocukluk dönemlerinde astım olacaklarını göstermiştir. Diğer yandan bazı çalışmalar, kızamık, hatta RSV enfeksiyonları gibi erken çocukluk döneminde geçirilen bazı enfeksiyonların astım gelişimine karşı koruyucu olabileceklerini ileri sürmüştür. Astımdaki “Hijyen Hipotezi” de erken çocukluk döneminde enfeksiyonlara maruziyetin, çocuğun bağışıklık sistemini astıma karşı güçlendireceğini ve astım ile diğer alerjik hastalık riskini azaltabileceğini ileri sürmektedir. Bu hipotezin doğruluğu araştırılmaya devam edilmekle birlikte, bu yaklaşım aile büyüklüğü, doğumdaki sıralama, kreşe devam etmenin astım riskini nasıl azalttığını açıklamaya yardım edebilir. Örneğin, büyük kardeşleri ile yetişen veya kreşe devam eden çocuklarda enfeksiyon riski artarken, bu durum ileriki yıllarda alerjik hastalık ve astım gelişme riskine karşı koruyucu olabilmektedir. Diğer yandan, alerjik durum ve virüslere bağlı enfeksiyonlar arasındaki ilişki oldukça karmaşıktır. Alerjik durum, alt solunum yollarının viral enfeksiyonlara olan cevabını etkilemekte, daha sonra viral enfeksiyonlar alerjik duyarlanmanın oluşumuna katkıda bulunmaktadır. Bu etkileşim bireyler eş zamanlı olarak alerjenlere ve viral enfeksiyonlara maruz kaldıklarında ortaya çıkmaktadır.

     Alerjik Astım Hastalarının Dikkat Etmesi Gereken Hususlar; 

  • Sigara kesinlikle içmeyin.
  • Yün ve tüyden yapılmış yatak, yorgan, yastık, halı gibi eşyaları kullanmayın.
  • Evinizi, özellikle yatak odanızı sık sık havalandırın.
  • Nem ve sıcak ortam alerji hastalarının şikayetlerini artırır.
  • Evinizde tüylü ve kürklü hayvanları (kedi, köpek, kuş gibi) beslemeyin.
  • Kokular, özellikle parfüm, oje, boya gibi kimyasal maddelerin kokuları alerji hastalarını çok rahatsız eder. Bu nedenle bu tür kokulardan uzak durun.
  • Hava kirliliği ve egzoz gazlarından uzak durun.
  • Beslenmenizde mümkün olduğu kadar taze, doğal besinleri tercih edin.
  • Doktorunuza danışmadan ilaçlarınızı aksatmayın. İlaçlarınızı düzenli kullanın.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*