6. EN’AM SURESİ

6. EN’AM SURESİ

En’am Suresi

      En’am Suresi Arapça Okunuşu

Bismillahirrahmanirrahim

1. Elehümdü lillahillezı halekas semavati vel erda ve cealez zulümati ven nur* sümmellezıne keferu bi rabbihim ya’dilun
2. Hüvellezı halekaküm min tıynin sümme kada ecela* ve ecelüm müsemmen ındehu sümme entüm temterun
3. Ve hüvellahü fis semavati ve fil ard* ya’lemü sirraküm ve cehraküm ve ya’lemü ma teksibun
4. Ve ma te’tıhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu’ridıyn
5. Fe kad kezzebu bil hakkı lemma caehüm* fe sevfe ye’tıhim embaü ma kanu bihı yestehziun
6. E lem yerav kem ehlekna min kablihim min karnim mekkennahüm fil erdı ma lem nümekkil leküm ve erselnes semae aleyhim midrara* ve cealnel enhara tecrı min tahtihim fe ehleknahüm bi zünubihim ve enşe’na mim ba’dihim karnen aharın
7. Ve lev nezzelna aleyke kitaben fı kırtasin fe lemessuhü bi eydıhim le kalellezıne keferu in haza illa sıhrum mübın
8. Ve kalu lev la ünzile aleyhi melek* ve lev enzelna melekel lekudıyel emru sümme la yünzarun
9. Ve lev cealnahü melekel le cealnahü racülev ve lelebesna aleyhim ma yelbisun
10. Ve le kadistühzie bi rusülim min kablike fe haka billezıne sehıru minhüm ma kanu bihı yestehziun
11. Kul sıru fil erdı sümmenzuru keyfe kane akıbetül mükezzibın
12. Kul li mem ma fis semavati vel ard* kul lillah* ketebe ala nefsihir rahmeh* le yecmeanneküm ila yevmil kıyameti la raybe fıh* ellezıne hasiru enfüsehüm fe hüm la yü’minun
13. Ve lehu ma sekene fil leyli ven nehar* ve hüves semıul alım
14. Kul e ğayrallahi ettehıü veliyyen fatıris semavati vel erdı ve hüve yut’ımü ve la yüt’am* kul innı ümirtü en ekune evvele men esleme ve la tekunenne minel müşrikın
15. Kul innı ehafü in asaytü rabbı azabe yevmin azıym
16. Mey yusraf anhü yevmeizin fe kad rahımeh* ve zalikel fevzül mübın
17. Ve iy yemseskellahü bi durrin fe la kaşife lehu illa hu* ve iy yemseske bi hayrin fe hüve ala külli şey’in kadır
18. Ve hüvel kahiru fevka ıbadih* ve hüvel hakımül habır
19. Kul eyyü şey’in ekberu şehadeh* kulillahü şehıdüm beynı ve beyneküm ve uhıye ileyye hazel kur’anü li ünziraküm bihı ve mem belağ* e inneküm le teşhedune enne meallahi aliheten uhra* kul la eşhed* kul innema hüve ilahüv vahıdüv ve innenı berıüm mimma tüşrikun
20. Ellezıne ateynahümül kitabe ya’rifunehu kema ya’rifune ebnaehüm* ellezıne hasiru enfüsehüm fe hüm la yü’minun
21. Ve men azlemü kmimmeniftera alellahi keziben ev kezzebe bi ayatih* innehu la yüflihuz zalimun
22. Ve yevme nahşüruhüm cemıan sümme nekulü lillezıne eşraku eyne şürakaükümüllezıne küntüm tez’umun
23. Sümme lem tekün fitnetühüm illa en kalu vallahi rabbina ma künna müşrikın
24. Ünzur keyfe kezebu ala enfüsihim ve dalle anhüm ma kanu yefterun
25. Ve minhüm mey yestemiu ileyk* ve cealna ala kulubihim ekinneten ey yefkahuhü ve fı azanihim vakra* ve iy yerav külle ayetil la yü’minu biha* hatta iza cauke yücadiluneke yekulüllezıne keferu in haza illa esatıyrul evvelın
26. Ve hüm yenhevne anhü ve yen’evne anh* ve iy yühlikune illa enfüsehüm ve ma yeş’urun
27. Ve lev tera iz vükıfu alen nari fe kalu ya leytena nüraddü ve la nükezzibe bi ayati rabbina ve nekune minel mü’minın
28. Bel bedalehüm ma kanu yuhfune min kabl* ve lev ruddu le adu lima nühu anhü ve innehüm le kazibun
29. Ve kalu in hiye illa hayatüned dünya ve ma nahnü bi meb’usın
30. Ve lev tera iz vükıfu ala rabbihim* kale e leyse haza bil hakk* kalu bela ve rabbina* kale fe zukul azabe bima küntüm tekfürun
31. Kad hasirallezıne kezzebu bi likaillah* hatta iza caethümüs saatü bağteten kalu ya hasratena ala ma ferratna fıha ve hüm yahmilune evzarahüm ala zuhurihim* e la sae ma yezirun
32. Ve mel hayatüd dünya illa leıbüv ve lehv* ve leddarul ahıratü hayrul lillezıne yettekun* e fe la ta’kılun
33. Kad na’lemü innehu le yahzünükellezı yekulune fe innehüm la yükezzibuneke ve lakinnez zalimıne bi ayatillahi yechadun
34. Ve le kad küzzibet rusülüm min kablike fe saberu ala ma küzzibu ve uzu hatta etahüm nasruna* ve la mübeddile li kelimatillah* ve le kad caeke min nebeil mürselın
35. Ve in kane kebüra aleyke ı’raduhüm fe inisteta’te en tebteğıye nefekan fil erdı ev süllemen fis semai fe te’tiyehüm bi ayeh* ve lev şaellahü le cemeahüm alel hüda fe la tekunenne minel cahilın
36. İnnema yestecıbüllezıne yesmeun* vel mevta yeb’asühümüllahü sümme ileyhi yürceun
37. Ve kalu lev la nüzzile aleyhi ayetüm mir rabbih* kul innellahe kadirun ala ey yünezzile ayetev ve lakinne ekserahüm la ya’lemun
38. Ve ma min dabbetin fil erdı ve la tairiy yetıyru bi cenahayhi illa ümemün emsalüküm* ma ferratna fil kitabi min şey’in sümme ila rabbihim yuhşerun
39. Vellezıne kezzebu bi ayatina summüv ve bükmün fiz zulümat* mey yeşeillahü yudlilh* ve mey yeşe’yec’alhü ala sıratım müstekıym
40. Kul eraeyteküm in etaküm azabüllahi ev etetkümüs saatü e ğayrallahi ted’un* in küntüm sadikıyn
41. Bel iyyahü ted’une fe yekşifü ma ted’une ileyhi in şae ve tenzevne ma tüşrikun
42. Ve le kad erselna ila ümemim min kablike fe ehaznahüm bil be’sai ved darrai leallehüm yetedarraun
43. Fe lev la iz caehüm be’süna tedarrau ve lakin kaset kulubühüm ve zeyyene lehümüş şeytanü ma kanu ya’melun
44. Felemma nesu ma zükkiru bihı fetahna aleyhim ebvabe külli şey’* hatta iza ferihu bima utu ehaznahüm bağteten fe iza hüm müblisun
45. Fe kutıa dabirul kavmillezıne zalemu* vel hamdü lillahi rabbil alemın
46. Kul eraeytüm in ehazellahü sem’aküm ve ebsaraküm ve hateme ala kulubiküm men ilahün ğayrullahi ye’tıküm bih* ünzur keyfe nüsarrifül ayati sümme hüm yasdifun
47. Kul eraeyteküm in etaküm azabüllahi bağteten ev cehraten hel yühlekü illel kavmüz zalimun
48. Ve ma nürsilül mürselıne illa mübeşşirıne ve münzirın* fe men amene ve asleha fe la havfün aleyhim ve la hüm yahzenun
49. Vellezıne kezzebu bi ayatina yemessühümül azabü bi ma kanu yefükun
50. Kul la ekulü leküm ındı hazainüllahi ve la a’lemül ğaybe ve la ekulü leküm innı melek* in ettebiu illa ma yuha ileyy* kul hel yestevil a’ma vel besıyr* e fe la tetefekkerun
51. Ve enzir bihillezıne yehafune ey yuhşeru ila rabbihim leyse lehüm min dunihı veliyyüv ve la şefıul leallehüm yettekun
52. Ve la tatrudillezıne yed’une rabbehüm bil ğadati vel aşiyyi yürıdune vecheh* ma aleyke min hısabihim min şey’iv ve ma min hısabike aleyhim min şey’in fe tatrudehüm fe tekune minez zalimın
53. Ve kezalike fetenna ba’dahüm bi ba’dıl li yekulu e haülai mennellahü aleyhim mim beynina* e leysellahü bi a’leme biş şakirın
54. Ve iza caekellezıne yü’minune bi ayatina fe kul selamün aleyküm ketebe rabbüküm ala nefsihir rahmete ennehu men amile minküm suem bi cehaletin sümme tabe mim ba’dihı ve asleha fe ennehu ğafurur rahıym
55. Ve kezalike nüfessılül ayati ve li testebıne sebılül mücrimın
56. Kul innı nühıtü en a’büdellezıne ted’une min dunillah* kul la ettebiu ehvaeküm kad daleltü izev ve ma ene minel mühtedın
57. Kul innı ala beyyinetim mir rabbı ve kezzebtüm bih* ma ındı ma testa’cilune bih* inil hukmü illa lillah* yekussul hakka ve hüve hayrul fasılın
58. Kul lev enne ındı ma testa’cilune bihı le kudiyel emru beynı ve beyneküm* vallahü a’lemü biz zalimın
59. Ve ındehu mefatihul ğaybi la ya’lemüha illa hu* ve ya’lemü ma fil berri vel bahr* ve ma teskutu miv verakatin illa ya’lemüha ve la habbetin fı zulümatil erdı ve la ratbiv ve la yavisin illa fı kitabim mübın
60. Ve hüvellezı yeteveffaküm bil leyli ve ya’lemü ma cerahtüm bin nehari sümme yeb’asüküm fıhi li yukda ecelüm müsemma* sümme ileyhi merciuküm sümme yünebbiüküm bi ma küntüm ta’melun
61. Ve hüvel kahiru fevka ıbadihı ve yürsilü aleyküm hafezah* hatta iza cae ehadekümül mevtü teveffethü rusülüna ve hüm la yüferritun
62. Sümme ruddu ilellahi mevlahümül hakk* e la lehül hukmü ve hüve esraul hasibın
63. Kul mey yüneccıküm min zulümatil berri vel bahri ted’unehu tedarruav ve hufyeh* le in encana min hazihı le nekunenne mineş şakirın
64. Kulillahü yüneccıküm minha ve min külli kerbin sümme entüm tüşrikun
65. Kul hüvel kadiru ala ey yeb’ase aleyküm azabem min fevkıküm ev min tahti ercüliküm ev yelbiseküm şiyeav ve yüzıka ba’daküm be’se ba’d* ünzur keyfe nüsarrifül ayati leallehüm yefkahun
66. Ve kezzebe bihı kavmüke ve hüvel hakk* kul lestü aleyküm bi vekıl
67. Li külli nebeim müstekarruv ve sevfe ta’lemun
68. Ve iza raeytellezıne yehudune fı ayatina fe a’rıd anhüm hatta yehudu fı hadısin ğayrih* ve imma yünsiyennekeş şeytanü fe la tak’ud ba’dez zikra meal kavmiz zalimın
69. Ve ma alellezıne yettekune min hısabihim min şey’iv ve lakin zikra leallehüm yettekun
70. Ve zerillezınettehazu dınehüm leıbev ve lehvev ve ğarrathümül hayatüd dünya ve zekkir bihı en tübsele nefsüm bima kesebet leyse leha min dunillahi veliyyüv ve la şefiy’* ve in ta’dil külle adlil la yü’haz minha* ülaikellezıne übsilu bima kesebu* lehüm şerabüm min hamımiv ve azabün elımüm bima kanu yekfürun
71. Kul e ned’u min dunillahi ma la yenfeuna ve la yedurruna ve nüraddü ala a’kabina ba’de iz hedanellahü kellezistehvethüş şeyatıynü fil erdı hayrane lehu ashabüy yed’unehu ilel hüde’tina* kul inne hüdellahi hüvel hüda* ve ümirna li nüslime li rabbil alemın
72. Ve en ekıymüs salate vettekuh* ve hüvellezı ileyhi tuhşerun
73. Ve hüvellezı halekas semavati vel erda bil hakk* ve yevme yekulü kün fe yekun* kavlühül hakk* ve lehül mülkü yevme yünfehu fis sur* alimül ğaybi veş şehadeh* ve hüvel hakımül habır
74. Ve iz kale ibrahımü li ebıhi azera etettehızü asnamen aliheh* innı erake ve kavmeke fı dalalim mübın
75. Ve kezalike nürı ibrahıme melekutes semavati vel erdı ve li yekune minel mukının
76. Felemma cenne aleyhil leylü raa kevkeba* kale haza rabbı* felemma efele kale la ühıbbül afilın
77. Felemma rael kamera baziğan kale haza rabbı* felemma efele kale leil lem yehdinı rabbı le ekunenne minel kavmid dallın
78. Felemma raeş şemse baziğaten kale haza rabbı haza ekber* felemma efelet kale ya kavmi innı berıüm mimma tüşrikun
79. İnnı veccehtü vechiye lillezı fetaras semavati vel erda hanıfev ve ma ene minel müşrimın
80. Ve haccehu kavmüh* kale e tühaccunnı fillahi ve kad hedan* ve la ehafü ma tüşrikune bihı illa ey yeşae rabbı şey’a* vesia rabbı külle şey’in ılma* e fe la tetezekkerun
81. Ve keyfe ehafü ma eşraktüm ve la tehafune enneküm eşraktüm billahi ma lem yünezzil bihı aleyküm sültana* fe eyyül ferıkayni ehakku bil emn* in küntüm ta’lemun
82. Ellezıne amenu ve lem yelbisu ımanehüm bi zulmin ülaike lehümül emnü ve hüm mühtedun
83. Ve tilke huccetüna ateynaha ibrahıme ala kavmih* nefeu deracatim men neşa’* inne rabbeke hakımün alım
84. Ve vehebna lehu ishaka ve ya’kub* küllen hedeyna* ve nuhan hedeyna min kablü ve min zürriyyetihı davude ve süleymane ve eyyube ve yusüfe ve musa ve harun* ve kezalike neczil muhsinın
85. Ve zekeriyya ve yahya ve ıysa ve ilyas* küllüm mines salihıyn
86. Ve ismaıyle vel yesea ve yunüse ve luta* ve küllen faddalna alel alemın
87. Ve min abaihim ve zürriyyatihim ve ıhvanihim* vectebeyna hüm ve hedeynahüm ila sıratım müstekıym
88. Zalike hüdellahi yehdı bihı mey yeşaü min ıbadih* ve lev eşraku le habita anhüm ma kanu ya’melun
89. Ülaikellezıne ateynahümül kitabe vel hukme ven nübüvveh* fe iy yekfür biha haülai fe kad vekkelna biha kavmel leysu biha bi kafirun
90. Ülaikellezıne hedellahü fe bi hüdahümuktedih* kul la es’elüküm aleyhi ecra* in hüve illa zikra lil alemın
91. Ve ma kaderullahe hakka kadrihı iz kalu ma enzelellahü ala beşerim min şey’* kul men enzelel kitabellezı cae bihı musa nurav ve hüdel lin nasi tec’alunehu karatıyse tübduneha ve tuhfune kesıra* ve ullimtüm ma lem ta’lemu entüm ve la abaüküm* kulillahü sümme zerhüm fı havdıhüm yel’abun
92. Ve haza kitabün enzelnahü mübaraküm müsaddikullezı beyne yedeyhi ve li tünzira ümmel kura ve men havleha* vellezıne yü’minune bil ahırati yü’minune bihı ve hüm ala salatihim yühafizun
93. Ve men azlemü mimmeniftera alellahi keziben ev kale uhıye ileyye ve lem yuha ileyhi şey’üv ve men kale seanzilü misle ma enzelellah* ve le v tera iziz zalimune fı ğameratil mevti vel melaiketü basitu eydıhim* ahricu enfüseküm* elyevme tüczevne azabel huni bi ma küntüm tekulune alellahi ğayral hakkı ve küntüm an ayatihı testekbirun
94. Ve le kad ci’tümuna furada kema halaknaküm evvele merrativ ve teraktüm ma havvelnaküm verae zuhuriküm* ve ma nera meaküm şüfeaekümüllezıne zeamtüm ennehüm fıküm şüraka’* le kad tekattaa beyneküm ve dalle anküm ma küntüm tez’umun
95. İnnellahe falikul habbi ven neva* yuhricül hayye minel meyyiti ve muhricül meyyiti minel hayy* zalikümüllahü fe enna tü’fekun
96. Falikul ısbah* ve cealel leyle sekenev veş şemse vel kamera husbana* zalike takdırul azızil alım
97. Ve hüvellezı ceale lekümün nücume li tehtedu biha fı zulümatil berri vel bahr* kad fassalnel ayati li kavmiy ya’lemun
98. Ve hüvellezı enşeeküm min nefsiv vahıdetin fe müstekarruv ve müstevda’* kad fassalnel ayati li kavmiy yefkahun
99. Ve hüvellezı enzele mines semai maa* fe ahracna bihı nebate külli şey’in fe ahracna minhü hadıran nuhricü minhü habbem müterakiba* veminen nahli min tal’iha kınvanün daniyetüv ve cennatim min a’nabiv vez zeytune ver rummane müştebihev ve ğayra müteşabih* ünzuru ila semerihı iza esmera ve yen’ıh* inne fı zaliküm le ayatil li kavmiy yü’minun
100. Ve cealu lillahi şürakael cinne ve halekahüm ve haraku lehu benıne ve benatim bi ğayri ılm* sübhanehu ve teala amma yesıfun
101. Bedrıus semavati vel ard* enna yekunü lehu veledüv ve lem tekül lehu sahıbeh* ve haleka külle şey’* ve hüve bi külli şey’in alım
102. Zalikümüllahü rabbüküm la ilahe illa hu* haliku külli şey’in fa’büduh* ve hüve ala külli şey’iv vekıl
103. La tüdrikühül ebsaru ve hüve yüdrikül ebsar* ve hüvel latıyfül habır
104. Kad caeküm besairu mir rabbiküm* fe men ebsara fe li nefsih* ve men amiye fe aleyha* ve ma ene aleyküm bi hafıyz
105. Ve kezalike nüsarrifül ayati ve li yekulu deraste ve li nübeyyinehu li kavmiy ya’lemun
106. İttebı’ ma uhıye ileyke mir rabbik* la ilahe illa hu* ve a’rıd anil müşrikın
107. Ve lev şaellahü ma eşraku* ve ma cealnake aleyhim hafıyza* ve ma ente aleyhim bi vekıl
108. Ve la tesübbüllezıne yed’une min dunillahi fe yesübbullahe advem bi ğayri ılm* kezalike zeyyenna likülli ümmetin amele0hüm sümme ila rabbihim merciuhüm fe yünebbiühüm bi ma kanu ya’melun
109. Ve askemu billahi cehde eymanihim le in caethüm ayetül le yü’minünne biha* kul innemel ayatü ındellahi ve ma yüş’ıruküm enneha iza caet la yü’minun
110. Ve nükallibü ef’idetehüm ve ebsarahüm kema lem yü’minu bihı evvele merrativ ve nezeruhüm fı tuğyanihim ya’mehun
111. Ve lev ennena nezzelna ileyhimül melaikete ve kelemmehümül mevta ve haşerna aleyhim külle şey’in kubülem ma kanu li yü’minu illa ey yeşaellahü ve lakinne ekserahüm yechelun
112. Ve kezalike cealna li külli nebiyyin adüvven şeyatıynel insi vel cinni yuhıy ba’duhüm illa ba’dın zuhrufel kavli ğurura* ve lev şae rabbüke ma fealuhü fezerhüm ve ma yefterun
113. Ve li tesğa ileyhi ef’idetüllezıne la yü’minune bil ahırati ve li yerdavhü ve li yakterifu ma hüm mukterifun
114. E fe ğayrallahi ebteğıy hakamev ve hüvellezı enzele ileykümül kitabe müfassala* vellezıne ateynahümül kitabe ya’lemune ennehu münezzelüm mir rabbike bil hakkı fe la tekunenne minel mümterın
115. Ve temmet kelimetü rabbike sıdkav ve adla* la mübeddile li kelimatih* ve hüves semıul alım
116. Ve in tütı’eksera men fil erdı yüdılluke an sebılillah* iy yettebiune illez zanne ve in hüm illa yahrusun
117. İnne rabbeke hüve a’lemü mey yedıllü an sebılil* ve hüve a’lemü bil mühtedın
118. Fe külu mimma zükirasmüllahi aleyhi in küntüm bi ayatihı mü’minın
119. Ve maleküm ella te’külu mimma zükirasmüllahi aleyhi ve akd fassale leküm ma harrame aleyküm illa madturirtüm ileyh* ve inne kesıral le yüdıllune bi ehvaihim bi ğayri ılm* inne rabbeke hüve a’lemü bil mu’tedın
120. Ve zeru zahiral ismi ve batıneh* innellezıne yeksibunel isme seyüczevne bima kanu yakterifun
121. Ve la te’külu mimma lem yüzkerismüllahi aleyhi ve innehu lefısk* ve inneş şeyatıyne le yuhune ila evliyaihim li yücadiluküm* ve in eta’tümuhüm inneküm le müşrikun
122. E ve men kane meyten fe ahyeynahü ve cealna lehu nuray yemşı bihı fin nasi ke mem meselühu fiz zulümati leyse bi haricim minha* kezalike züyyine lil kafirıne ma kanu ya’melun
123. Ve kezalike cealna fı külli karyetin ekabira mücrimıha li yemküru fıha* ve ma yemkürune illa bi enfüsihim ve ma yeş’urun
124. Ve iza caethüm ayetün kalu len nü’mine hatta nü’ta misle ma utiye rusülüllah* Allahü a’lemü haysü yec’alü risaleteh* seyüsıybüllezıne ecramu sağarun ındellahi ve azabün şedıdüm bima kanu yemkürun
125. Fe mey yüridillahü ey yehdiyehu yeşrah sadrahu lil islam* ve mey yürid ey yüdılehu yec’al sadrahu dayyikan haracen ke ennema yessa’adü fis sema’* kezalike yec’alüllahür ricse alellezıne la yü’minun
126. Ve haza sıratu rabbike müstekıyma* kad fessalnel ayati li kavmiy yezzekkerun
127. Lehüm darus selami ınde rabbihim ve hüve veliyyühüm bima kanu ya’melun
128. Ve yevme yahşurühüm cemıa* ya ma’şeral cinni kadisteksertüm minel ins* ve kale evliyaühüm minel insi rabbenestemtea ba’duna bi ba’dıv ve belağna ecelenellezı eccelte lena* kalen naru mesvaküm halidıne fıha illa ma şaellah* inne rabbeke hakımün alım
129. Ve kezalike nüvellı ba’daz zalimıne ba’dam bima kanu yeksibun
130. Ya ma’şeral cinni vel insi e lem ye’tiküm rusülüm minküm yekussune aleyküm ayatı ve yünziruneküm likae yevmiküm haza* kalu şehidna ala enfüsina ve ğarrathümül hayatüd dünya ve şehıdu ala enfüsihim ennehüm kanu kafirın
131. Zalike el lem yekür rabbüke mühlikel kura bi zulmiv ve ehlüha ğafilun
132. Ve li küllin deracatüm mimma amilu* ve ma rabbüke bi ğafilin amma ya’melun
133. Ve rabbükel ğaniyyü zür rahmeh* iy yeşa’ yüzhibküm ve yestahlif mim ba’diküm ma yeşaü kema enşeeküm min zürriyyeti kavmin aharın
134. İnnema tuadune leativ ve ma entüm bi mu’cizın
135. Kul ve kavmı’melu ala mekanetiküm innı amil* fe sevfe ta’lemune men tekunü lehu akıbetüd dar* innehu la yüflihuz zalimun
136. Ve cealu lillahi mimma zerae minel harsi vel en’ami nesıyben fe kalu haza lillahi bi za’mihim ve haza li şürakaina* fe ma kane li şürakaihim fe la yesılü ilellah* ve ma kane lillahi fe hüve yesılü ila şürakaihim* sae ma yahkümun
137. Ve kezalike zeyyene li kesırim minel müşrikıne katle evladihim şürakaühüm li yürduhüm ve li yelbisu aleyhim dınehüm* ve lev şaellahü ma fealuhü fezerhüm ve ma yefterun
138. Ve kalu hazihı en’amüv ve harsün hıcr* la yat’amüha illa men neşaü bi za’mihim ve en’amün hurrimet zuhuruha ve en’amül la yezkürunesmellahi aleyheftiraen aleyh* seyeczıhim bima kanu yefterun
139. Ve kalu ma fı butuni hazihil en’ami halisatül li zükurina ve muharramün ala ezvacina* ve iy yeküm meyteten fe hüm fıhi şüraka’* seyeczıhim vasfehüm* innehu hakımün alım
140. Kad hasirallezıne katelu evladehüm sefehem bi ğayri ılmiv ve harramu ma razekahümüllahüftiraen alellah* kad dallu ve ma kanu mühtedın
141. Ve hüvellezı enşee cennatim ma’ruşativ ve ğayra ma’ruşativ ven nahle vez zer’a muhtelifen ükülühu vez zeytune ver rummane müteşabihev ve ğayra müteşabih* külu min semerihı iza esmera ve atu hakkahu yevme hasadihı ve la tüsrifu* innehu la yühıbbül müsrifın
142. Ve minel en’ami hamuletev ve ferşa* külu mimma razekakümüllahü ve la tettebiu hutuvatiş şeytan* innehu leküm adüvvüm mübın
143. Semaniyete ezvac* mined da’nisneyni ve minel ma’zisneyn* kul azzekerayni harrame emil ünseyeyn* nebiunı bi ılmin in küntüm sadikıyn
144. Ve minel ibilisneyni ve minel bekarisneyn* kul azzekerayni harrame emil ünseyeyni emmeştemelet aleyhi erhamül ünseyeyn* em küntüm şühedae iz vessakümüllahü bi haza* fe men azlemü mimmeniftera alellahi kezibel li yüdıllen nase bi ğayri ılm* innellahe la yehdil kavmez zalimın
145. Kul la ecidü fı ma uhıye ileyye müharramen ala taımiy yat’amühu illa ey yekune meyteten ev demem mesfuhan ev lahme hınzırin fe innehu ricsün ev fiskan ühille li ğayrillahi bih* fe menidturra ğayra bağıv ve la adin fe inne rabbeke ğafurur rahıym
146. Ve alellezıne hadu harramna külle zı zufür* ve minel bekari vel ğanemi harramna aleyhim şühumehüma illa ma hamelet zuhuruhüma evil havaya ev mahteleta bi azm* zalike cezeynahüm bi bağyihim ve inna lesadikun
147. Fe in kezzebuke fe kur rabbüküm zu rahmetiv vasiah* ve la yüraddü be’sühu anil kavmil mücrimın
148. Seyekulüllezıne eşraku lev şaellahü ma eşrakna ve la abaüna ve la harramna min şey’* kezalike kezzebellezıne min kablihim hatta zaku be’sena* kul hel ındeküm min ılmin fe tuhricuhü lena* in tettebiune illez zanne ve in entüm illa tahrusun
149. Kul fe lillahil huccetül baliğah* fe lev şae le hedaküm ecmeıyn
150. Kul helümme şühedaekümüllezıne yeşhedune ennellahe harrame haza* fe in şehidu fe la teşhed meahüm* ve la tettebı’ ehvaellezıne kezzebu bi ayatina vellezıne la yü’minune bil ahırati ve hüm bi rabbihim ya’dilun
151. Kul tealev etlü ma harrame rabbüküm aleyküm ella tüşriku bihı şey’a* ve bil valideyni ıhsana* ve la taktülu evladeküm min imlak* nahnü nerzükuküm ve iyyahüm* ve la takrabül fevahışe ma zahera minha ve ma betan* ve la taktülün nefselletı harramellahü illa bil hakk* zaliküm vessaküm bihı lealleküm ta’kılun
152. Ve la takrabu malel yetımi illa billetı hiya ahsenü hatta yeblüğa eşüddeh* ve evfül keyle vel mizane bil kıst* la nükellifü nefsen illa vüs’aha ve iza kultüm fa’dilu ve lev kane za kurba* ve bi ahdillahi evfu* zaliküm vassaküm bihı lealleküm tezekkerun
153. Ve enne haza zıratıy müstekıymen fettebiuh* ve la tettebius sübüle fe teferraka biküm an sebılih* zaliküm vassaküm bihı lealleküm tettekun
154. Sümme ateyna musel kitabe temamen alellezı ahsene ve tefsıylel likülli şey’iv ve hüdev ve rahmetel leallehüm bi likai rabbihim yü’minun
155. Ve haza kitabün enzelnahü mübarakün fettebiuhü vetteku lealleküm türhamun
156. En tekulu innema ünzilel kitabü ala taifeteyni min kablina ve in künna an dirasetihim leğafilın
157. Ev tekulu lev enna ünzile aleynel kitabü le künna ehda minhüm* fe kad caeküm beyyinetüm mir rabiküm ve hüdev ve rahmeh* fe min azlemü mimmen kezzebe bi ayatillahi ve sadefe anha* seneczillezıne yasdifune an ayatina suel azabi bi ma kanu yasdifun
158. Hel yenzurune illa en te’tiyehümül melaiketü ev ye’tiye rabbüke ev ye’tiye ba’du ayati rabbik* yevme ye’tı ba’du ayati rabbike la yenfeu nefsen ımanüha lem tekün amenet min kablü ev kesebet fı ımaniha hayra* kulintezıru inna müntezırun
159. İnnellezıne ferreku dınehüm ve kanu şiyeal leste minhüm fı şey’* innema emruhüm ilellahi sümme yünebbiühüm bima kanu yef’alun
160. Men cae bil haseneti fe lehu aşru emsaliha* ve men cae bis seyyieti fe la yücza illa misleha ve hüm la yuzlemun
161. Kul innenı hedanı rabbı ila sıratım müstekıym* dınen kıyemem millete ibrahıme hanıfa* ve ma kane minel müşrikın
162. Kul inne salati ve nüsükı ve mahyaye ve mematı lillahi rabbil alemın
163. La şerıke leh* ve bi zalike ümirtü ve ene evvelül müslimın
164. Kul e ğayrallahi ebğıy rabbev ve hüve rabbü külli şey’* ve la teksibü küllü nefsin illa aleyha* ve la teziru vaziratüv vizra uhra* sümme ila rabbiküm merciuküm fe yünebbiüküm bima küntüm fıhi tahtelifun
165. Ve hüvellezı cealeküm halaifel erdı ve rafea ba’daküm fevka ba’dın deracatil li yeblüveküm fı ma ataküm* inne rabbeke serıul ıkabi ve innehu le ğafurur rahıym.

     En’am Suresi Türkçe Meali

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…

1. Hamd Allah’adır. O ki gökleri ve yeri yaratmış, karanlıklara ve nura vücut vermiştir. Sonra, gerçeği örtenler bunları Rablerine denk tutuyorlar.

2. Sizi bir balçıktan yaratmış olan O’dur. Sonra hüküm verip bir süre belirlemiştir. Belirlenmiş başka bir süre de onun katındadır. Bütün bunlardan sonra siz hala kuşkulanıp duruyorsunuz.

3. O, göklerde de Allah’tır, yerde de. O, sizin iç dünyanızı da bilir, açığa vurduklarınızı da. Neler kazanmakta olduğunuzu da bilir O…

4. Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelir gelmez, ondan hemen yüz çeviriyorlardı.

5. Böylece hakkı, kendilerine geldiği anda yalanladılar. Fakat yakında onlara alay etmekte oldukları şeyin haberleri gelecektir.

6. Kendilerinden önce nice yurt ve medeniyeti yerle bir ettiğimizi görmediler mi? Biz o yurtlara yeryüzünde size vermediğimiz imkanları vermiş, üzerlerine gök bereketini bol indirmiş, nehirleri altlarından akar hale getirmiştik. Derken onları kendi günahlarıyla helak ettik ve arkalarından başka bir nesil oluşturduk.

7. Eğer biz sana kağıt üzerine yazılı bir kitap göndermiş olsaydık, onlar da ona elleriyle dokunmuş olsalardı, o küfre batmışlar, hiç kuşkusuz şöyle deyivereceklerdi: “Bu apaçık bir büyüden başka şey değildir.”

8. Şunu da söylediler: “Bu peygambere bir melek indirilseydi ya!” Eğer böyle bir melek indirmiş olsaydık iş mutlaka bitirilmiş olurdu da kendilerine göz bile açtırılmazdı.

9. Eğer o peygamberi bir melek kılsaydık kuşkusuz onu bir er kişi yapacaktık ve içine yuvarlandıkları kuşku ve karmaşayı onların üzerlerine giydirmiş olacaktık.

10. Yemin olsun ki, senden önceki resullerle de alay edildi; fakat eğlence konusu yaptıkları şey, o maskaralığı sergileyenleri kıskıvrak sarıverdi.

11. Şunu söyle: Dolaşın yeryüzünde de bakın nasıl olmuş gerçeği yalanlayanların sonları.

12. Sor: “Kimindir gökler ve yer?” Cevap ver: “Allah’ındır.” O Allah ki, rahmeti öz benliği üzerine yazmıştır. O sizi, varlığında hiç kuşku bulunmayan kıyamet gününde biraraya mutlaka toplayacaktır. Benliklerini hüsrana yuvarlamış kişiler var ya, onlar iman etmezler.

13. Gecenin ve gündüzün içinde yeralan herşey O’nundur. O, Semi’dir, herşeyi duyar; Alim’dir, herşeyi bilir.

14. De ki: “Göklerin ve yerin Fatır’ı olan o yaratıcıdan, o yedirip doyuran ama kendisi yedirilip beslenmeyen Allah’tan başkasını mı dost edineyim?” De ki: “Bana, İslam’ı seçenlerin ilki olmam emredildi.” Ve sakın şirke sapanlardan olma.

15. Şunu da söyle: “Rabbime isyan edersem büyük bir günün azabından korkarım ben.”

16. Kendisinden azap uzaklaştırılana o gün rahmet etmiştir. İşte açık kurtuluş budur.

17. Allah sana bir keder dokundurursa, onu O’ndan başka açacak yoktur. Eğer sana bir hayır dokundurursa, O herşey üzerinde güç sahibidir.

18. Ve kulları üzerinde hüküm ve egemenlik sahibi Kaahir’dir O. Tüm hikmetlerin kaynağıdır O. Herşeyden haberdardır.

19. Sor: “Tanıklık bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Benimle sizin aranızda Allah tanıktır. Bu Kur’an bana vahyolundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım. Siz gerçekten Allah’ın yanında başka ilahların bulunduğuna tanıklık ediyor musunuz?” De ki: “Ben buna tanıklık etmiyorum.” De ki: “O, sadece tek bir tanrıdır. Ve ben, sizin ortak tuttuğunuz şeylerden uzağım.”

20. O kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, onu öz oğullarını tanıdıkları gibi tanıyıp bilirler. Ama öz benliklerini hüsrana uğratan bunlar, iman etmezler.

21. Yalan düzerek Allah’a iftira eden yahut onun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kim vardır? Şu da bir gerçek ki, zalimler asla kurtulamazlar.

22. Gün olur onları bir araya toplar haşrederiz. Sonra şirke batanlara sorarız: “Nerededir o birşey zannedip durduğunuz ortaklarınız?”

23. Sonunda şunu söylemekten başka bahaneleri kalmaz: “Rabbimiz Allah’a yemin olsun ki, biz ortak koşanlar değildik.”

24. Bak da gör, nasıl yalan söylediler öz benliklerine karşı! Ve iftira için kullandıkları şeyler, onları bırakıp kayboldu.

25. İçlerinden sana kulak verenler vardır; ama biz onu gereğince anlamamaları için kalplerine kılıflar geçirmiş, kulaklarına bir ağırlık koymuşuzdur. Tüm mucizeleri görseler de onlara inanmazlar. Nihayet sana gelip seninle çekişerek şöyle derler küfre sapanlar: “Bu, eskilerin masallarından başka birşey değildir.”

26. Hem ondan alıkoyarlar hem ondan uzaklaşırlar. Öz benliklerinden başkasını helak etmiyorlar. Ama farkında değiller.

27. Ah bir görsen, ateşin başında durdurulup da şöyle dediklerini: “Ne olurdu, geri gönderilsek, Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve müminlerden oluversek.”

28. İşin doğrusu şu: Önceden gizlemekte oldukları karşılarına dikildi. Geri gönderilselerdi yasaklandıkları şeyi mutlaka yineleyeceklerdi. Doğrusu onlar, tam yalancıdırlar.

29. Dediler ki: “Şu dünya hayatımızdan başkası yok. Biz diriltilecek de değiliz.”

30. Rableri huzurunda durdurulduklarını bir görsen! Sordu: “Gerçek değil miymiş bu?” Dediler: “Rabbimize yemin olsun ki, gerçekmiş.” Dedi: “O halde, küfre sapmış olmanızdan dolayı tadın azabı.”

31. Allah’ın huzuruna varmayı yalanlayanlar, gerçekten hüsrana uğradılar. Sonunda o saat ansızın kendilerine gelip çatınca, sırtlarında günahlarını taşır bir halde şöyle demişlerdir: “Dünya hayatında düştüğümüz aşırılıklardan dolayı vay hasretimize!” Dikkat edin! Ne kötü şeylerdir taşıyıp durdukları.

32. Şu iğreti, basit hayat bir oyun ve eğlenceden başka şey değildir. Sakınıp korunanlar için ahiret yurdu elbette ki daha iyidir. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz?

33. Söylediklerinin seni kederlendirdiğini çok iyi biliyoruz. Gerçek şu ki, onlar seni yalanlamıyorlar; o zalimler Allah’ın ayetlerine karşı direnmekteler.

34. Yemin olsun ki, senden önce de resuller yalanlanmış ama yalanlamalarına, eziyet görmelerine sabretmişlerdi. Nihayet yardımımız onlara ulaştı. Allah’ın kelimelerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. Yemin olsun, elçi olarak gönderilenlerin haberinden bir kısmı sana da gelmiştir.

35. Eğer yüz çevirip gitmeleri sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa, yerin içinde bir delik yahut gökte bir merdiven ara da onlara bir mucize getir. Allah dileseydi onları doğru ve güzelde birleştirirdi. Artık cahillerden olma.

36. Ancak gereğince dinleyenler çağrıya cevap verir. Ölülere gelince, Allah onları diriltecektir, sonra O’na döndürülecekler.

37. Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Kuşkusuz, Allah bir mucize indirmeye Kaadir’dir. Fakat çokları bilmiyorlar.”

38. Yeryüzünde debelenen hiçbir canlı, iki kanadıyla uçan hiçbir kuş istisna olmamak üzere hepsi sizin gibi ümmetlerdir. Biz bu Kitap’ta, herhangi birşeyi ne eksik bıraktık ne fazla yaptık. Onlar sonunda Rableri önünde haşredilirler.

39. Bizim ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklara gömülmüş sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediği kişiyi şaşırtır, dilediğini de dosdoğru yol üzerine koyar.

40. De ki: “Bir düşünün bakalım! Allah’ın azabı yakanıza yapışsa yahut o saat gelip çatsa, Allah’tan başkasına mı yakarırsınız? Doğru sözlü iseniz söyleyin!”

41. Hayır, yalnız O’na yakarırsınız da O dilerse yakındığınız belayı uzaklaştırır. Ve siz, ortak koştuklarınızı unutuverirsiniz.

42. Andolsun ki, senden önce de ümmetlere elçiler göndermiştik. O ümmetleri, bize yaklaşıp sığınsınlar diye zorluklar ve darlıklarla yakalamıştık.

43. Zorluğumuz kendilerine gelip çattığında bir sığınabilselerdi! Ne yazık ki kalpleri katılaştı; şeytan, yapmakta olduklarını onlara süslü-püslü gösterdi.

44. Öğütlenmeye çağırıldıkları şeyi unutunca, herşeyin kapılarını üzerlerine açıverdik. Nihayet, kendilerine verilenle sevinç şımarıklığına daldıkları bir sırada, ansızın onları yakaladık. Tüm ümitlerini bir anda yitirdiler.

45. Böylece zulme saplanan topluluğun kökü kesilmişti; hamd olsun alemlerin Rabbi’ne.

46. De ki: “Düşünün bakalım. Allah, işitme gücünüzü, gözlerinizi alsa, kalpleriniz üzerine mühür bassa, Allah’tan başka hangi ilah onları size geri verecek?” Bak nasıl türlü türlü açıklıyoruz ayetleri, yine de yüz çeviriyorlar!

47. Şunu da söyle: “Düşünün bakalım! Allah’ın azabı size ansızın, açıktan geliverse, zalimler topluluğundan başkası mı helak edilecek?”

48. Biz o gönderilen elçileri, müjdeciler ve uyarıcılar olmaktan öte birşey için göndermiyoruz. İman edip barışı yerleştirenlere / iyi işler yapanlara korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar.

49. Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, fenalığa bulaşmaları yüzünden kendilerine azap dokunacaktır.

50. Onlara şunu söyle: “Ben size Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem ben. Size ben bir meleğim de demiyorum. Yalnız bana vahyedilene uyarım ben.” Sor onlara: “Körle gören bir olur mu? Hala düşünmüyor musunuz?”

51. Rablerinin huzurunda haşredileceklerinden korkanları, o vahiy ile uyar ki korunabilsinler. Onların O’ndan başka ne bir dostları vardır ne de şefaatçıları!

52. Sabah akşam, yüzünü isteyerek Rablerine yalvarıp yakaranları kovma. Onların hesabından birşey sana ait olmadığı gibi, senin hesabından birşey de onlara ait değildir. O halde onları kovarsan zalimlerden olursun.

53. Biz böylece onların bir kısmını diğer bir kısmıyla imtihana çektik ki, şunu söylesinler: “Allah aramızdan şunlara mı lütufta bulundu?” Allah şükredenleri daha iyi bilmiyor mu?

54. Ayetlerimize iman edenler sana geldiğinde şöyle söyle: “Selam size! Rabbiniz, benliği üzerine rahmeti yazmıştır. İçinizden her kim bilgisizlikle bir kötülük işler de ardından tövbe edip halini düzeltirse, hiç kuşkusuz Allah çok affedici, çok merhametlidir.”

55. İşte biz, ayetlerimizi bu şekilde detaylandırıyoruz ki, günaha sapmışların yolu açık-seçik ortaya çıksın.

56. De ki: “Ben, Allah’ı bırakıp da yakardıklarınıza kulluk etmekten yasaklandım.” De ki: “Sizin keyiflerinize uymam. Çünkü bunu yaparsam sapıtmış olurum, doğruyu ve güzeli bulanlardan olmam.”

57. De ki: “Ben Rabbimden gelen bir beyyine üzerindeyim. Ama siz onu yalanladınız. Acele istediğiniz şey benim yanımda değil. Hüküm yalnız ve yalnız Allah’ındır. Hakkı O anlatır. Ayırt edip çözüm getirenlerin en hayırlısı O’dur.”

58. Şunu da söyle: “Acele istediğiniz şey benim yanımda olsaydı, benimle sizin aranızdaki iş çoktan bitirilmiş olurdu. Zalimleri, Allah daha iyi bilir.”

59. Gaybın anahtarları O’nun yanındadır; onları O’ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde olanı da bilir. O’nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Toprağın karanlıklarındaki bir dane, yaş ve kuru herşey apaçık bir Kitap’ın içindedir.

60. O, odur ki, geceleyin sizi öldürür. Gün boyunca neler yapıp neler kazandığınızı bilir. Sonra belirlenmiş süre işletilip tamamlansın diye, gün içinde sizi diriltir. Nihayet O’nadır dönüşünüz. Sonra yapıp ettiklerinizi size haber verecektir.

61. Kulları üzerinde egemenlik sahibi Kaahir’dir O. Üzerinize koruyucular gönderir. Nihayet ölüm birinize geldiğinde, elçilerimiz onu vefat ettirirler. Ne vaktinden önce iş yaparlar onlar ne de vaktinden sonra.

62. Sonra onlar gerçek Mevla’ları olan Allah’a götürülürler. Gözünüzü açın! Hüküm yalnız O’nundur. Ve hesap görenlerin en süratlisi de O’dur.

63. Şunu sor: “‘Bizi bu durumdan kurtarırsa andolsun şükredenlerden olacağız’ diye boyun büküp ürpererek O’na yakardığınızda, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarıyor?”

64. De ki: “Ondan da tüm sıkıntılardan da sizi Allah kurtarıyor; sonra siz O’na ortak koşuyorsunuz.”

65. De ki: “O size, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından bir azap göndermeye yahut sizi bölük bölük birbirinize düşürerek kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya Kaadir’dir.” Bak nasıl sıralıyoruz ayetleri, iyice kavrayabilsinler diye.

66. O, hak olduğu halde senin toplumun onu yalanladı. De ki: “Ben size vekil değilim.”

67. Her haberin gerçekleşeceği bir zaman / mekan vardır. Yakında bileceksiniz.

68. Ayetlerimiz hakkında lakırdıya dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze dalıncaya değin onlardan yüz çevir. Eğer şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra o zalimler topluluğu ile oturma.

69. Allah’tan korkanlara onların hesabından birşey yoktur ama yine de bir hatırlatma olmalı. Belki sakınırlar.

70. Dinlerini oyun ve eğlence haline getirmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak da o Kur’an ile şunu hatırlat: Bir kişi, kendi elinin üretip kazandığına teslim edilirse onun, Allah dışında ne bir dostu kalır ne de şefaatçısı. Her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez. İşte bunlar, kazandıklarına teslim edilmişlerdir. Nankörlük ettiklerinden ötürü onlar için kaynar sudan bir içki ve korkunç bir azap vardır.

71. De ki: “Allah’ı bırakıp da bize ne yarar ne de zarar veremeyecek şeylere mi yakaralım? Allah bize kılavuzluk ettikten sonra ökçelerimiz üstüne geri mi döndürülelim? O kişi gibi ki, şeytanlar kendisini ayartıp yeryüzünde şaşkın dolaşır hale getirmişlerdir. Oysa ki onun, “bize gel” diye doğruya ve güzele çağıran arkadaşları vardır.” De ki: “Allah’ın kılavuzluğudur gerçek kılavuzluk. Alemlerin Rabbi Allah’a teslim olmakla emrolunduk biz.”

72. Ve “namazı kılın, O’ndan korkun” diye emrolunduk. Huzurunda haşrolunacağınız O’dur.

73. Gökleri ve yeri hak olarak yaratan da O’dur. “Ol” dediği gün, hemen oluverir. Sözü haktır O’nun. Sura üfleneceği gün de mülk ve yönetim O’nundur. Alim’dir, görünmeyeni de görüneni de bilen O’dur. O’dur Hakim, O’dur Habir.

74. İbrahim, babası Azer’e şöyle demişti: “Putları tanrılar mı ediniyorsun? Seni de toplumunu da açık bir sapıklık içinde görüyorum.”

75. Böylece biz İbrahim’e göklerin ve yerin melekutunu gösteriyorduk ki, gerçeği görüp bilerek inananlardan olsun.

76. Gece üstüne çökünce bir yıldız gördü de “işte Rabbim bu” dedi. Yıldız battığında ise “batıp gidenleri sevmem” diye konuştu.

77. Ay’ı doğar halde görünce, “Rabbim bu” dedi. O batınca da şöyle konuştu: “Eğer Rabbim bana kılavuzluk etmeseydi sapıtan topluluktan olurdum.”

78. Nihayet güneşin doğmakta olduğunu gördüğünde, “benim Rabbim bu, bu daha büyük” dedi. O da batıp gidince şöyle seslendi: “Ortak koştuğunuz şeylerden uzağım ben.”

79. “Ben bir hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.”

80. Toplumu ona karşı çıkıp kanıt getirmeye kalkıştı. O dedi ki: “Allah hakkında benimle çekişiyor musunuz? Beni doğru yola o iletti. O’na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam. Rabbimin dilediği dışında hiçbir şey olmaz. Rabbim bilgice herşeyi çepeçevre kuşatmıştır. Hala öğüt almayacak mısınız?”

81. “Hem siz, hakkında size hiçbir kanıt inmediği şeyleri Allah’a ortak koştuğunuz halde korkmuyorsunuz da ben, ortak tuttuğunuz şeylerden nasıl korkarım!” Şimdi, eğer biliyorsanız, iki gruptan hangisi güvende olmaya / güvenilmeye daha layıktır?

82. İman edip de imanlarını bir zulümle kirletmeyenler var ya, güvende olma / güvenilir olma işte onların hakkıdır; doğruyu ve güzeli yakalayanlar da onlardır.

83. İşte bunlar, kavmine karşı İbrahim’e verdiğimiz kanıtlardır. Dilediklerimizi derece derece yükseltiriz. Senin Rabbin Hakim’dir, Alim’dir.

84. Biz ona İshak’ı ve Yakub’u hediye ettik. Hepsini doğruya ve güzele kılavuzladık. Daha önce Nuh’a ve onun soyundan olan Davud’a, Süleyman’a, Eyyub’e, Yusuf’a, Musa’ya, Harun’a da kılavuzluk etmiştik. Güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz biz.

85. Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas… Hepsi barış için çalışanlardandı.

86. İsmail, Elyesa’,Yunus ve Lut… Hepsini alemlere üstün kıldık.

87. Atalarından, soylarından, kardeşlerinden bir kısmını da… Onları seçtik ve onları dosdoğru bir yola kılavuzladık.

88. Allah’ın yol göstermesidir bu. Kullarından dilediğini bununla iletir iyiye ve güzele. Eğer onlar şirke bulaşsalardı yapıp ettikleri kendilerine yararsız hale gelirdi.

89. İşte bunlardır kendilerine kitap, hükmetme gücü ve peygamberlik verdiklerimiz. Şimdi şu insanlar bütün bunları inkar ederlerse biz, bunları inkar etmeyecek bir topluluğu onlara vekil ederiz.

90. İşte böyleleri, Allah’ın yol gösterdiği kimselerdir. Sen de onların yolunu izle ve şöyle söyle: “Ben şu yaptığıma karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O sadece alemlere bir öğüttür.”

91. Allah’ı, büyüklüğüne yaraşır şekilde tanıyamadılar. Çünkü, “Allah, insana hiçbir şey vahyetmemiştir” dediler. De ki: “Musa’nın insanlara bir ışık, bir kılavuz olarak getirdiği Kitap’ı kim indirdi? Siz o Kitap’ı birtakım parşömenler yapıp ortaya sürüyorsunuz, birçoğunu da saklıyorsunuz. Size, sizin de atalarınızın da bilmediği şeyler öğretildi.” “Allah” de, sonra da bırak onları saplandıkları batakta oynayadursunlar.

92. Bu da bizim, kentlerin / medeniyetlerin anasını uyarman için indirdiğimiz bir Kitap. Kutsal-bereketli, kendinden öncekini doğrulayıcı. Ahirete inananlar, ona da inanırlar ve onlar namazlarına devam ederler.

93. Yalan düzüp Allah’a iftira eden veya kendine birşey vahyedilmediği halde “bana vahyedildi” diyen kişi ile, “Allah’ın ayet indirdiği gibi ben de indireceğim” diyen kimseden daha zalim kim vardır! Bir görsen, o zalimleri ölüm dalgaları içindeyken. Melekler ellerini uzatmış, “çıkarın canlarınızı” diye! Bugün zillet azabıyla cezalandırılacaksınız; çünkü Allah’a karşı gerçek dışı şeyler söylüyordunuz ve çünkü O’nun ayetlerine karşı büyüklük taslıyordunuz.

94. Andolsun, sizi ilk yarattığımızdaki gibi yapayalnız / teker teker bize geldiniz. Size verip hayaline daldırdığımız şeyleri de sırtlarınızın arkasında bıraktınız. Sizinle ilgili hususlarda ortaklar olduklarını sandığınız şefaatçılarınızı da yanınızda görmüyoruz. Yemin olsun, koptu aranızdaki tüm bağlar ve uzaklaşıp kayboldu yanınızdan o bir şey sandıklarınız.

95. Hiç kuşkusuz Allah’tır daneyi yaran, çekirdeği patlatan. Ölüden diri çıkarır O; diriden ölüyü çıkaran da O’dur. İşte budur Allah! Peki nasıl ters bir yöne çevriliyorsunuz?

96. Şafağı yarıp sabahı ortaya çıkaran O’dur. Geceyi dinlenme zamanı yaptı; Güneş’i ve Ay’ı hesap aracı. İşte budur ölçülendirmesi o Aziz’in, o Alim’in.

97. Karanın ve denizin karanlıklarında, kendileriyle yol bulmanız için yıldızları hizmetinize veren O’dur. Bilen bir topluluk için ayetleri gerçekten detaylandırmışızdır.

98. Sizi birtek canlıdan vücuda getiren O’dur. Bu oluşumda bir karar kılma yeri var, bir de emanet olarak kalma yeri. İyice araştırıp kavrayan bir topluluk için ayetleri biz tam bir biçimde detaylandırdık.

99. Size gökten su indiren de O’dur. Biz o suyla herşeyin bitkisini çıkardık. Ondan da bir yeşillik çıkardık. O yeşillikten birbiri üzerine binmiş daneler çıkardık. Hurma ağacının, tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzümlerden bağlar, zeytin, nar çıkardık. Birbirine benzeyeni var, benzemeyeni var. Meyva verdiğinde ve meyvalar olgunlaştığında bir bakın onun ürününe! Bu size gösterilenlerde, iman eden bir topluluk için, çok ibretler vardır.

100. Allah’a bir de cinleri / gözle görülmeyen yaratıkları ortak koştular. Oysa ki, onları O yaratmıştır. Bilgisizce O’na oğullar ve kızlar isnat etme saçmalığını gösterdiler. Şanı yücedir O’nun. Onların nitelemelerinin ötesindedir O.

101. Gökleri ve yeri yaratıp donatan Bedi’ O’dur. Nasıl çocuğu olur O’nun, kendisinin bir eşi olmadı ki! Herşeyi O yarattı ve herşeyi en iyi şekilde bilen de O’dur.

102. Rabbiniz Allah işte budur! İlah yok O’ndan başka. Herşeyin yaratıcısıdır, Haalik’tir O. O’na kulluk / ibadet edin. O herşeye Vekil’dir.

103. Gözler onu fark edip kavrayamaz. Oysa ki O, gözleri görür / bilir. O Latif’tir, lütfu çok olduğu halde kendisi görülemez; Habir’dir, herşeyden haberdardır.

104. Gerçek şu ki size Rabbinizden gönül gözleri gelmiştir. Kim görürse kendisi yararına, kim körlük ederse kendisi zararına… Ben sizin üzerinize bekçi değilim.

105. Ayetleri bu şekilde, çeşitli başlıklarla veriyoruz ki “sen ders aldın” desinler, biz de ilimden nasiplenen bir toplum için onu iyice açıklayalım.

106. Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan başka ilah yoktur. Müşriklerden yüz çevir.

107. Allah dileseydi, şirke batmazlardı. Biz seni onlar üzerine bekçi yapmadık. Sen onlara vekil de değilsin.

108. Onların Allah dışında dua ettiklerine sövmeyin. Yoksa onlar da düşmanlıkla ve bilgisizce Allah’a söverler. Biz her ümmete yaptığı işi bu şekilde süslü gösterdik. Sonra hepsinin dönüşü Rablerinedir. O, onlara, yapmakta olduklarını haber verecektir.

109. Tüm yeminleriyle Allah’a yemin ettiler ki, eğer kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklar. Söyle onlara: “Mucizeler ancak Allah’ın katındadır.” Mucize geldiğinde de iman etmeyeceklerini anlamıyor musunuz?

110. Biz onların gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz, ilk seferinde buna iman etmedikleri gibi bırakırız kendilerini de azgınlıkları içinde körü körüne bocalar dururlar.

111. Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı ve herşeyi toplayıp karşılarına dikseydik, Allah’ın dilemesi dışında, yine de inanmazlardı. Nevarki, çokları cehalet sergiliyorlar.

112. İşte böyle, biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları, düzdükleri iftiralarla başbaşa kalsınlar;

113. Ki ahirete inanmayanların gönülleri ona ısınsın, ondan hoşlansınlar, elde ettikleri şeylere sahip olmaya devam etsinler.

114. Allah size Kitap’ı detaylandırmış bir halde indirmişken, Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun, Rabbinden hak olarak indirildiğini biliyorlar. Sakın kuşkuya düşenlerden olma.

115. Rabbinin sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. En iyi işiten, en iyi bilendir O.

116. Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Sadece sanıya uyarlar onlar ve sadece saçmalarlar.

117. Kendi yolundan kimin saptığını en iyi senin Rabbin bilir. Hidayete ermiş olanları en iyi bilen de O’dur.

118. O halde, O’nun ayetlerine inanıyorsanız, üzerine Allah’ın adı anılmış olanlardan yiyin.

119. Size ne oluyor da üzerine Allah’ın adı anılmış olanlardan yemiyorsunuz? Zorda kalışınız dışında üzerinize haram kıldığını bizzat kendisi size detyalı bir biçimde açıklamıştır. Birçokları ilimsiz bir biçimde kendi keyiflerine uyarak halkı şaşırtıyorlar. Hiç kuşkusuz, senin Rabbin sınır tanımaz azgınları çok iyi bilmektedir.

120. Günahın açığını da bırakın, gizlisini de. Günah kazananlar yapıp ettiklerinin karşılığını yakında göreceklerdir.

121. Üzerine Allah’ın adı anılmayanlardan yemeyin. Böyle birşey tam bir yoldan çıkıştır. Şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için gizlice telkinde bulunurlar. Onlara boyun eğerseniz siz de müşriklerden oldunuz demektir.

122. Bir ölü iken kendisine hayat verdiğimiz, insanlar içinde yürümesi için kendisine ışık sunduğumuz kişinin durumu, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamayan kişininki gibi olur mu? İşte böyle! Küfre sapanlara, yapmakta oldukları süslü-püslü gösterilmiştir.

123. Biz bu şekilde her kentte / her medeniyette kodamanları, o kent ve medeniyetin suçluları yaptık ki, orada oyunlar tezgahlayıp tuzaklar kursunlar. Aslında onlar öz benliklerinden başkasına oyun oynamıyorlar ama farkında değiller.

124. Onlara bir ayet geldiğinde şöyle demişlerdir: “Allah resullerine verilenin tıpkısını bize de verilmedikçe asla inanmayacağız.” Allah resullük görevini nereye sunacağını daha iyi bilir. Suç işleyenlere, oynadıkları oyunlar yüzünden Allah katında bir küçüklük ve şiddetli bir azap öngörülmüştür.

125. Allah, iyiye ve güzele götürmek istediğinin göğsünü İslam’a açar. Saptırmak dilediğinin de göğsünü öylesine daraltıp tıkar ki, o, göğe yükseliyormuş gibi olur. Allah, iman etmeyenler üzerine pisliği işte böyle atıverir.

126. Rabbinin yolu işte budur, dosdoğru, kıvamında… Biz öğüt alan bir topluluğa ayetleri detaylı bir biçimde açıkladık.

127. Rableri katındaki huzur ve esenlik yurdu onlarındır. İşler oldukları ameller yüzünden O, onların Veli’si oluvermiştir.

128. Gün olur şöyle diyerek onları huzurunda toplar: “Ey cinler / görünmez varlıklar topluluğu! Şu insanlara gerçekten çok ettiniz.” Onların insanlardan olan dostları şöyle derler: “Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlanmıştı. Bizim için belirlediğin sürenin sonuna geldik.” Buyurur ki: “Barınağınız ateştir. Dilediğim zamanlar hariç orada süreklisiniz.” Senin Rabbin Hakim’dir, Alim’dir.

129. İşte biz, zalimlerin bir kısmını bir kısmına, kazanır oldukları şeyler yüzünden bu şekilde dost ederiz / musallat ederiz.

130. Ey cinler ve insanlar topluluğu! İçinizden, size ayetlerimi anlatan ve şu gününüzle yüzyüze geleceğiniz hususunda sizi uyaran resuller gelmedi mi?” “Kendi aleyhimize tanıklık ettik.” dediler. İğreti hayat onları aldattı da küfre saptıklarına ilişkin öz benlikleri aleyhinde tanıklık ettiler.

131. Sebep şudur: Rabbin, halkı habersiz bir haldeyken kentleri helak edici değildir.

132. Herbirinin, yapıp ettiklerinden kaynaklanan dereceleri vardır. Rabbin onların işlediklerinden gafil değildir.

133. Senin o Gani Rabbin rahmet sahibidir. Dilerse sizi ortadan kaldırır ve sizi bir başka topluluğun soyundan vücuda getirdiği gibi, ardınızdan da dilediğini sizin yerinize getirir.

134. Size vaat edilen şeyler kesinlikle meydana gelecektir. Siz engel olamazsınız.

135. Ey toplumum! Yapabileceğinizi yapın. Ben de yapıp ediyorum. Yakında yurdun sonunun kime ait olacağını bileceksiniz. Gerçek olan şu ki, zalimler kurtulamayacaktır.

136. Kendi yarattığı ekinden ve hayvanlardan Allah’a bir pay ayırdılar da kendi zanlarınca şöyle dediler: Bu Allah için, bu da ortaklarımız için.” Ortakları için olan Allah’a ulaşmaz. Ama Allah için olan, ortaklarına ulaşıyor. Ne kötü hüküm veriyorlar!

137. Aynen bunun gibi, müşriklerden birçoğuna, Allah’a ortak koştukları putlar öz evlatlarını öldürmeyi güzel göstermiştir ki, hem onları yok etsinler hem de dinlerini karmakarışık hale getirsinler. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, düzdükleri iftiralarla başbaşa bırak.

138. Kendi kuruntularına uygun olarak şöyle dediler: “Şunlar, dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bizim dilediğimizden başkası yiyemez bunları.” Hayvanlar var, sırtlarına binmek yasaklanmış; bir kısım hayvanları da Allah’a iftira ederek üzerlerine Allah’ın adını anmadan boğazlarlar. Allah onları düzdükleri iftiralar yüzünden cezalandıracaktır.

139. Şunu da söylediler: “Şu hayvanların karınlarındakiler erkeklerimize özgülenmiştir. Kadınlarımıza haramdır. Yavru ölü doğarsa kadın-erkek hepsi onda hak sahibidir.” Bu nitelendirmeleri yüzünden Allah cezalarını verecektir. Hakim’dir O, Alim’dir.

140. İlimsizlik yüzünden öz evlatlarını beyinsizce katledenler, Allah’a iftira ederek, Allah’ın kendilerine verdiği rızıkları haramlaştıranlar hüsrana uğramışlardır, sapıtmışlardır; hiçbir zaman doğruyu ve güzeli bulamazlar.

141. Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, sebzeleri, zeytinleri, narları, birbirine benzer ve benzemez biçimlerde oluşturan O’dur. Herbirinin meyvasından olgunlaştığı zaman yiyin ve hasat gününde onun hakkını da verin. İsraf etmeyin, Allah israf edenleri sevmez.

142. Hayvanlardan yük taşıyanı da sergi yapılanı da yaratan yine O’dur. Allah’ın size verdiği rızıklardan yiyin, şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o sizin için açık bir düşmandır.

143. Sekiz çift: Koyundan iki, keçiden de iki. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi, yoksa iki dişinin rahimlerinin kuşattığını mı? Eğer doğru sözlü iseniz bana ilimle haber verin.”

144. Ve deveden iki, sığırdan iki. De ki: “İki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi yoksa iki dişinin rahimlerince kuşatılanı mı? Yoksa Allah size bunu önerirken siz de tanıklık mı ediyordunuz?” İlim dışı bir şekilde insanları şaşırtmak için yalan düzüp Allah’a iftira edenden daha zalim kim olabilir? Allah, zulme sapan bir topluluğa kılavuzluk etmiyor.

145. De ki: “Bana vahyolunanlar içinde, bu haram dediklerinizi yiyecek birine yasaklanmış birşey bulamıyorum. Yalnız şunlardan biri olursa başka: leş, akıtılmış kan, domuz eti –ki o bir pisliktir- Allah’tan başkası adına boğazlanmış bir murdar.” Iztırar haline düşen, başkasının hakkına dokunmamak, zorunluluk sınırını da aşmamak şartıyla bunlardan yiyebilir. Çünkü senin Rabbin çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.

146. Yahudilere tüm tırnaklı hayvanları haram kıldık. Onlara ayrıca sığır ve koyunun yağlarını da haram kıldık. Sığır ve koyunun sırtlarının ve bağırsaklarının taşıdığı yağlarla, kemiklerle karışan yağlar bunun dışındadır. Bunu onlara azgınlıkları yüzünden bir ceza olarak yaptık. Biz elbette sözünde duranlarız.

147. Artık seni yalanlarlarsa şunu söyle: “Rabbiniz çok geniş bir rahmetin sahibidir. Ancak O’nun azabı günaha batmışlar topluluğundan uzak tutulamaz.”

148. Şirke batanlar şöyle diyecekler: “Allah dileseydi, ne biz şirke sapardık ne de atalarımız. Hiçbir şeyi haram da yapmazdık.” Onlardan öncekiler de azabımızı tadıncaya kadar bu şekilde yalanlamışlardı. De ki: “Yanınızda, önümüze çıkaracağınız bir ilminiz var mı? Zandan başka birşeye uymuyorsunuz. Sadece saçmalıyorsunuz siz.”

149. En mükemmel kanıt Allah’ındır. O dileseydi hepinizi toptan doğru yola iletirdi.

150. Şunu da söyle: “Allah şunu haram etmiştir diye tanıklık edip duran şahitlerinizi getirin.” Eğer tanıklık ederlerse sakın onlarla birlikte tanıklık etme. Ayetlerimizi yalanlayanlarla ahirete inanmayanların keyifleri ardınca gitme. Onlar, kendi Rablerine başkalarını denk tutuyorlar.

151. De ki onlara: “Hadi gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını yüzünüze karşı okuyayım: Hiçbir şeyi O’na ortak koşmayın. Ana-babaya çok iyi davranın. Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; biz sizi de onları da rızıklandırırız. Kötülüklerin görünenine de gizli kalanına da yaklaşmayın. Allah’ın saygın ve aziz kıldığı cana, bir hakkı savunmak dışında kıymayın. Allah size bunları önerdi ki, aklınızı işletebilesiniz.”

152. “Yetimin malına yaklaşmayın. Ancak rüştüne erişinceye kadar en güzel yolla ilgilenme hali müstesna. Ölçme ve tartmayı tam bir dürüstlükle yerine getirin. Hiç kimseye yaratılış kapasitesinin üstünde yükümlülük getirmiyoruz. Konuştuğunuz zaman, yakınlarınız aleyhine de olsa, adaleti gözetin. Ve Allah’a verdiğiniz söze sadık kalın. Düşünüp öğüt alasınız diye O size bunları önerdi.

153. Bu benim dosdoğru yolumdur, onu izleyin, başka yolları izlemeyin ki, sizi O’nun yolundan ayırıp parçalara bölmesinler. Sakınıp korunasınız diye O bunu önermiştir size.

154. Sonra güzel davrananlara nimetimizi tamamlamak, herşeyi detaylandırmak, bir kılavuz ve rahmet olmak üzere Musa’ya o Kitap’ı verdik ki onlar Rablerine kavuşacaklarına inanabilsinler.

155. Bu da bizim indirdiğimiz bir kitaptır. Kutsal ve bereketli. Artık ona uyun ve korunun ki size rahmet edilebilsin.

156. “Kitap, bizden önceki iki topluluğa indirildi. Biz onu okuyup araştırmaktan gerçekten habersizdik.” demeyesiniz.

157. Şunu da söylemeyesiniz: “Eğer bize Kitap indirilmiş olsaydı, onlardan daha doğru yürüyüşlü olurduk.” Artık size de Rabbinizden bir beyyine, bir kılavuz ve bir rahmet gelmiş bulunuyor. Allah’ın ayetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalim kim var? Ayetlerimize sırt dönenleri, yüz çevirmeleri yüzünden azabın en acıklısıyla cezalandıracağız.

158. Neyi bekliyorlar? Kendilerine meleklerin gelmesini mi, Rabbinin gelmesini mi, yoksa Rabbinin bazı mucizelerinin gelmesini mi? Rabbinin bazı mucizeleri geldiği gün, daha önce iman etmemiş yahut imanında bir hayır sahibi olamamış kişiye imanı hiçbir yarar sağlamayacaktır. De ki: “Bekleyin! Doğrusu biz de bekliyoruz.”

159. Dinlerini parça parça edip fırkalara, hiziplere bölünenler var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Allah onlara, yapıp ettiklerini haber verecektir.

160. Kim bir güzellikle gelirse ona, getirdiğinin on katı var. Kötülükle gelene ise yaptığı kadarından fazla ceza verilmez. Onlar, haksızlığa uğratılmayacaklardır.

161. De ki: “Beni, dosdoğru yola Rabbim iletmiştir. Güçlü, pürüzsüz bir dine, hanif olan İbrahim’in dinine. Müşriklerden değildi o.”

162. De ki: “Benim namazım, ibadetlerim / kurbanlarım, hayatım, ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir.”

163. “Ortağı yoktur O’nun. Bununla emrolundum ben. Ve Müslümanların ilkiyim ben.”

164. Şunu da söyle: “Allah herşeyin Rabbi iken O’ndan başka rab mı arayayım? Her benliğin kazandığı kendi üstünde kalır. Hiçbir günahkar bir başka günahkarın yükünü taşımaz. Nihayet dönüşünüz Rabbinizedir. Tartışmaya girdiğiniz şeyleri O size haber verecektir.”

165. Sizi yeryüzünde halifeler yapan O’dur. Verdiği nimetlerle sizi denemek için kiminizi kiminiz üzerine derecelerle yükseltmiştir. Rabbin ceza verdiğinde çok süratli verir. Ama O, gerçekten çok affedici, çok merhametlidir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*