5. MAİDE SURESİ

5. MAİDE SURESİ

Maide Suresi

     Maide Suresi Arapça Okunuşu

Bismillahirrahmanirrahim

1. Ya eyyühellezıne amenu evfu bil ukud* ühıllet leküm behımetül en’ami illa ma yütla aleyküm ğayra mühıllis saydi ve entüm hurum* innellahe yahkümü ma yürıd
2. Ya eyyühellezıne amenu la tühıllu şeairallahi ve leş şehral harame ve lel hedye ve lel kalaide ve la ammınel beytel harame yebteğune fadlem mir rabbihim ve rıdvana* ve iza haleltüm fastadu* ve la yecrimenneküm şeneanü kavmin en sadduküm anil mescidil harami en ta’tedu* ve teavenu alel birri vet takva ve la teavenu alel ismi vel udvani vettekullah* innellahe şedıdül ıkab
3. Hurrimet aleykümül meytetü ved demü ve lahmül hınzıri ve ma ühille li ğayrillahi bihı vel münhanikatü vel mevkuzetü vel müteraddiyetü ven netıyhatü ve ma ekeles sebüu illa ma zekkeytüm ve ma zübiha alen nüsubi ve en testaksimu bil ezlam* zaliküm fisk* elyevme yeissellezıne keferu min dıniküm fe la tahşevhüm vahşevn* elyevme ekmeltü leküm dıneküm ve etmentü aleyküm nı’metı ve radıytü lekümül islame dına* fe menidturra fı mahmesatin ğayra mütecanifil li ismin fe innellahe ğafurur rahıym
4. Yes’eluneke maza ühılle lehüm* kul ühılle lekümüt tayyibatü ve ma alemtüm minel cevarihı mükellibıne tüallimunehünne mimma allemekümüllah* fe külu mimma emsekne aleyküm vezkürüsmellahi aleyhi vettekullah* innellahe serıul hısab
5. Elyevme ühılle lekümüt tayyibat* ve taamüllezıne utül kitabe hıllül leküm ve taamüküm hıllül lehüm vel muhsanatü minel mü’minati vel muhsanatü minellezıne utül kitabe min kabliküm iza ateytümuhünne ücurahünne muhsınıne ğayra müsafihıyne ve la müttehızı ahdan* ve mey yekfür bil ımani fe kad habita amelühu ve hüve fil ahırati minel hasirın
6. Ya eyyühellezıne amenu iza kuntüm iles salati fağsilu vücuheküm ve eydiyeküm ilel merafikı vemsehu bi ruusiküm ve ercüleküm ilel ka’beyn* ve in küntüm cünüben fettahheru* ve in küntüm merda ev ala seferin ev cae ehadüm minküm minel ğaitı ev lamestümün nisae fe lem tecidu maen fe teyemmemu saıydan tayyiben femsehu bi vücuhiküm ve eydıküm minh* ma yürıdüllahü li yec’ale aleyküm min haraciv ve lakiy yürıdü li yütahhiraküm ve li yütimme nı’metehu aleyküm lealleküm teşkürun
7. Vezküru nı’metellahi aleyküm ve mısakahüllezı vasekaküm bihı iz kultüm semı’na ve eta’na vettekullah* innellahe alımün bi zatis sudur
8. Ya eyyühellezıne amenu kunu kavvamıne lillahi şühedae bil kıstı ve la yecrimenneküm şeneanü kavmin ala ella ta’dilu* ı’dilu hüve akrabü lit takva vettekullah* innellahe habırum bi ma ta’melun
9. Veadellahüllezıne amenu ve amilus salihati lehüm mağfiratüv ve ecrun azıym
10. Vellezıne keferu ve kezzebu bi ayatina ülaike ashabül cehıym
11. Ya eyyühellezıne amenüzküru nı’metellahi aleyküm iz hemme kavmün ey yebsütu ileyküm eydiyehüm fe keffe eydiyehüm ankü* vettekullah* ve alellahi fel yetevekkelil mü’minun
12. Ve le kad ehazellahü mısaka benı israıl* ve beasna minhümüsney üşera nekıyba* ve kalellahü innı meaküm* lein ekamtümüs salate ve ateytümüz zekate ve amentüm bi rusülı ve azzertümuhüm ve akradtümüllahe kardan hasenel le ükeffiranne anküm seyyiatiküm ve le üdhılenneküm cennatin tecrı min tahtihel enhar* fe men kefera ba’de zalike minkümfe kad dalle sevaes sebıl
13. Fe bima nakdıhim mısakahüm leannahüm ve cealna kulubehüm kasiyeh* yüharrifunel kelime ammevadııhı ve nesu hazzam mimma zükkiru bih* ve la tezalü tettaliu ala hainetim minhüm illa kalılem minhüm fa’fü anhüm vasfah* innellahe yühıbbül muhsinın
14. Ve minellezıne kalu inna nesara ehazna mısakahüm fe nesu hazzam mimma zükkiru bihı fe ağrayna beynehümül adavete vel bağdae ila yevmil kıyameh* ve sevfe yünebbiühümüllahü bi ma kanu yasneun
15. Ya ehlel kitabi kad caeküm rasulüna yübeyyinü leküm kesıram mimma küntüm tuhfune minel kitabi ve ya’fu an kesır* kad caeküm minellahi nuruv ve kitabüm mübın
16. Yehdı bilillahü menittebea rıdvanehu sübüles selami ve yuhricühüm minez zulümati ilen nuri bi iznihı ve yehdıhim ila sıratım müstekıym
17. Le kad keferallezıne kalu innellahe hüvel mesıhunü meryem* kul fe mey yemlikü minellahi şey’en in erade ey yühlikel misıhabne meryeme ve ümmehu ve men fil erdı cemıa* ve lillahi mülküs semavati vel erdı ve ma beynehüma* yahlüku ma yeşa’* vallahü ala külli şey’in kadır
18. Ve kaleltil yehudü ven nesara nahnü ebnaüllahi ve ehıbbaüh* kul fe lime yüazzibüküm bi zünubiküm* bel entüm beşerum mimmen halak* yağfiru li mey yeşaü ve yüazzibü mey yeşa’* ve lillahi mülküs semavati vel erdı ve ma beynehüma ve ileyhil mesıyr
19. Ya ehlel kitabi kad caeküm rasulüna yübeyyinü leküm ala fetratim miner rusüli en tekulu ma caena mim beşıriv ve la nezırin fe kad caeküm beşıruv venezır* vallahü ala külli şey’in kadır
20. Ve iz kale musa li kavmihı ya kavmizküru nı’metellahi aleyküm iz ceale fıküm embiyae ve cealleküm mülukev ve ataküm ma lem yü’ti ehadem minel alemın
21. Ya kavmidhulül erdal mükaddesetelletı ketebellahü leküm ve la terteddu ala edbariküm fe tenkalibu hasirın
22. Kalu ya musa inne fıha kavmen cebbarıne ve inna len nedhuleha hatta yahrucu minha* fe iy yahrucu minha fe inna dahılun
23. Kale racülani minellezıne yehafune en’amellahü aleyhimedhulu aleyhimül bab* fe iza dehaltümuhü fe inneküm ğalibune ve alellahi fe tevekkelu in küntüm mü’minın
24. Kalu ya musa inna len nedhuleha ebedem ma damu fıha fezheb ente ve rabbüke fe katila inna hahüna kaıdun
25. Kale rabbi innı la emlikü illa nefsı ve ehıy fefruk beynena ve beynel kavmil fasikıyn
26. Kale fe inneha müharrametün aleyhim erbeıyne seneh* yetıhune fil erdı fe la te’se alel kavmil fasikıyn
27. Vetlü aleyhim nebeebney ademe bil hakk* iz karraba kurbanen fe tükubbile min ehadihima ve lem yütekabbel minel ahar* kale le aktülennek* kale innema yetekabbelül lahü minel müttekıyn
28. Leim besatte ileyye yedeke li taktülenı ma ene bi basitıy yediye ileyke li aktülek* innı ehafüllahe rabbel alemın
29. İnnı ürıdü en tebue bi ismı ve ismike fe tekune min ashabin nar* ve zalike cezaüz zalimın
30. Fe tavveat lehu nefsühu katle ehıyhi fe katelehu fe asbeha minel hasirın
31. Fe beasellahü ğurabey yebhasü fil erdı li yüriyehu keyfe yüvarı sev’ete ehıyh* kale ya veyleta eaceztü en ekune misle hazel ğurabi fe üvariye sev’ete ehıy fe asbeha minen nadimın
32. Min ecli zalike ketebna ala benı israıle ennehu men katel nefsem bi ğayri nefsin ev fesadin fil erdı fe keennema katelen nase cemıa* ve men ahyaha fe keennema ahyan nase cemıa* ve le kad caethüm rusülüna bil beyyinati sümme inne kesıram minhüm ba’de zalike fil erdı le müsrifun
33. İnnema cezaüllezıne yüharribunellahe ve rasulehu ve yes’avne fil erdı fesaden ey yükattelu ev yüsallebu ev tükattaa eydıhim ve ercülühüm min hılafin ev yünfev minel ard* zalike lehüm hızyün fid dünya ve lehüm fil ahırati azabün azıym
34. İllellezıne tabu min kabli en takdiru aleyhim* fa’lemu ennellahe ğafurur rahıym
35. Ya eyyühellezıne amenüttekullahe vebteğu ileyhil vesılete ve cahidu fı sebılihı lealleküm tüflihun
36. İnnellezıne keferu lev enne lehüm ma fil erdı cemıav ve mislehu meahu li yeftedu bihı min azabi yevmil kıyameti ma tükubbile minhüm* ve lehüm azabün elım
37. Yürıdune ey yahrucu minen nari ve ma hüm bi haricıne minha ve lehüm azabüm mükıym
38. Ves sariku ves sarikatü faktau eydiyehüma cezaem bima keseba nekalem minellah* vallahü azızün hakım
39. Fe men tabe mim ba’di zulmihı ve asleha fe innellahe yetubü aleyh* innellahe ğafurur rahıym
40. E lem ta’lem ennellahe lehu mülküs semavati vel erdı yüazzibü mey yeşaü ve yağfiru li mey yeşa’* vallahü ala külli yeş’in kadır
41. Ya eyyüher rasulü la yahzünkellezıne yüsariune fil küfri minellezıne kalu amenna bi efvahihim ve lem tü’min kulubühüm* ve minellezıne hadu semmaune lil kezibi semmaune li kavmin aharıne lem ye’tuk* yüharrifunel kelime mim ba’di mevadııh* yekulune in utıtüm haza fe huzuhü ve il lem tü’tevhü fahzeru* ve mey yüridillahü fitnetehu fe len temlike lehu minellahi şey’a* ülaikellezıne lem yüridillahü ey yütahhira kulubehüm* lehüm fid dünya hızyüv ve lehüm fil ahırati azabün azıym
42. Semmaune lil kesibi ekkalune lis suht* fe in cauke fahküm beynehüm ev a’rıd anhüm* ve in tu’rıd anhüm fe ley yedurruke şey’a* ve in hakemte fahküm beynehüm bil kıst* innellahe yühıbbül muksitıyn
43. Ve keyfe yühakkimunee ve ındehümüt tevratü fıha hukmüllahi sümme yetevellevne mim ba’di zalik* ve ma ülaike bil mü’minın
44. İnna enzelnet tevrate fıha hüdev ve nur* yahkümü bihen nebiyyunellezıne eslemu lillezıne hadu ver rabbaniyyune vel ahbaru bimestuhfizu min kitabillahi ve kanu aleyhi şüheda’* fe la tahşevün nase vahşevni ve la teşteru bi ayatı semenen kalıla* ve mel lem yahküm bi ma enzelellahü fe ülaike hümül kafirun
45. Ve ketebna aleyhim fıha ennen nefse bin nefsi vel ayne bil ayni vel enfe bil enfi vel üzüne bil üzüni ves sinne bis sinni vel cüruha kısas* fe men tesaddeka bihı fe hüve keffaratül leh* ve mel lem yahküm bima enzelellahü fe ülaike hümüz zalimun
46. Ve kaffeyna ala asarihim bi ıysebni meryeme müsaddikal lima beyne yedeyhi minet tevrati ve ateynahül incıle fıhi hüdev ve nuruv ve müsaddikal lima beyne yedeyhi minet tevrati ve hüdev ve mev’ızatel lil müttekıyn
47. Vel yahküm ehlül incıli bima enzelellahü fıh* ve mel lem yahküm bima enzelellahü fe ülaike hümül fasikun
48. Ve enzelna ileykel kitabe bil hakkı müsaddikal lima beyne yedeyhi minel kitabi ve mühayminen aleyhi fahküm beynehüm bima enzelellahü ve la tettebı’ ehvaehüm amma caeke minel hakk* li küllin cealna minküm şir’atev ve minhaca* ve lev şaellahü le cealeküm ümmetev vahıdetev ve lakil li yeblüveküm fı ma ataküm festebikul hayrat* ilellahi merciuküm cemıan fe yünebbiüküm bi ma küntüm fıhi tahtelifun
49. Ve enıhküm beynehüm bi ma enzelellahü ve la tettebı’ ehvaehüm vahzerhüm ey yeftinuke amba’dı ma enzelellahü ileyk* fe in tevellev fa’lem ennema yürıdüllahü ey yüsıybehüm bi ba’dı zünubihim* ve inne kesıram minen nasi le fasikun
50. E fe hukmel cahiliyyeti yebğun* ve men ahsenü minellahi hukmel li kavmiy yukınun
51. Ya eyyühellezıne amenu la tettehızül yehude ven nesara evliya’* ba’duhüm evliyaü ba’d* ve mey yetevellehüm minküm fe innehu minhüm* innellahe la yehdil kavmez zalimın
52. Fe terallezıne fı kulubihim meraduy yüsariune fıhim yekulune nahşa en tüsıybena dairah* fe asellahü ey ye’tiye bil fethı ev emrim min ındihı fe yusbihu ala ma eserru fı enfüsihim nadimın
53. Ve yekulüllezıne amenu ehaülaillezıne aksemu billahi cehde eymanihim innehüm le meaküm* habitat a’malühüm fe asbehu hasirın
54. Ya eyyühellezıne amenu mey yertedde minküm an dınihı fe sevfe ye’tillahü bi kavmiy yühıbbühüm ve yühıbbunehu ezilletin alel mü’minıne e ızzetin alel kafirıne yücahidune fı sebılillahi ve la yehafune levmete laim* zalike fadlüllahi yü7tıhi mey yeşa’* vallahü vasiun alım
55. İnnema veliyyükümüllahü ve rasulühu vellezıne amenüllezıne yükıymunes salate ve yü’tunez zekate ve hüm rakiun
56. Ve mey yetevellellahe ve rasulehu vellezıne amenu fe inne hızbellahi hümül ğalibun
57. Ya eyyühellezıne amenu la tettehızül lezınettehazu dıneküm hüzüvev ve leıbem minellezıne utül kitabe min kabliküm vel küffara evliya’* vettekullahe in küntüm mü’minın
58. Ve iza nadeytüm iles salatittehazuha hüzüvev ve leıba* zalike bi ennehüm kavmül la ya’kılun
59. Kul ya ehlel kitabi hel tenkımune minna illa en amenna billahi ve ma ünzile ileyna ve ma ünzile min kablü ve enne ekseraküm fasikun
60. Kul hel ünebbiüküm bi şerrim min zalike mesubeten ındellah* mel leanehüllahü ve ğadıbe aleyhi ve ceale minhümül kıradete vel hanazıra ve abedet tağut* ülaike şerrum mekanev ve edallü an sevais sebıl
61. Ve iza cauküm kalu amenna ve kad dehalu bil küfri ve hüm kad haracu bih* vallahü a’lemü bi ma kanu yektümun
62. Ve tera kesıram minhüm yüsariune fil ismi vel udvani ve eklihimüs suht* le bi’se ma kanu ya’melun
63. Lev la yenhahümür rabbaniyyune vel ahbaru an kavlihimül isme ve eklihimüs suht* le bi’se ma kanu yasneun
64. Ve kaletil yehudü yedüllahi mağluleh* ğullet eydıhim ve lüınu bi ma kalu* bel yedahü mebsutatani yünfiku keyfe yeşa’* ve le yezıdenne kesıram minhüm ma ünzile ileyke mir rabbike tuğyanev ve küfra* ve elkayna beynehümül adavete vel bağdae ila yevmil kıyameh* küllema evkadu naral lil harbi atfeehellahü ve yes’avne fil erdı fesada* vallahü la yühıbbül müfsidın
65. Ve lev enne ehlel kitabi amenu vettekav le kefferna anhüm seyyiatihim ve le edhalnahüm cennatin neıym
66. Ve lev ennehüm ekamüt tevrate vel incıle ve ma ünzile ileyhim mir rabbihim le ekelu min fevkıhim ve min tahti erculihim* minhüm ümmetüm muktesıdeh* ve kesırum minhüm sae ma ya’melun
67. Ya eyyüher rasulü bellığ ma ünzile ileyke mir rabbik* ve il lem tef’al fe ma bellağte risaleteh* vallahü ya’sımüke minen nas* innellahe la yehdil kavmel kafirun
68. Kul ya ehlel kitabi lestüm alal şey’in hatta tükıymüt tevrate vel incıle ve ma ünzile ileyküm mir rabbiküm* ve le yezıdenne kesıram minhüm ma ünzile ileyke mir rabbike tuğyanev ve küfra* fe la te’se alel kavmil kafirın
69. İnnellezıne amenu vellezıne hadu ves sabiune ven nesara men amene billahi vel yevmil ahıri ve amile salihan fe la havfün aleyhim ve la hüm yahzenun
70. Le kad ehazna mısaka benı israıle ve erselna ileyhim rusüla* küllema caehüm rasulüm bi ma la tehva enfüsühüm ferıkan kezzebu ve ferıkay yaktülun
71. Ve hasibu ella tekune fitnetün feamu ve sammu sümme tabellahü aleyhim sümme amu ve sammu kesırum minhüm* vallahü basıyrum bima ya’melun
72. Le kad keferallezıne kalu innellahe hüvel mesıhubnü meryem* ve kalel mesıhu ya benı israıla’büdüllahe rabbı ve rabbeküm* innehu mey yüşrik billahi fe kad harramellahü aleyhil cennete ve me’vahün nar* ve ma liz zalimıne min ensar
73. Le kad keferallezıne kalu innellahe salisü selaseh* ve ma min ilahin illa ilahüv vahıd* ve il lem yentehu amma yekulune le yemessennellezıne keferu minhüm azabün elım
74. E fe la yetubune ilellahi ve yestağfiruneh* vallahü ğafurur rahıym
75. Mel mesıhubnü meryeme illa rasul* kad halet min kablihir rusül* ve ümmühu sıddıkah* kana ye’külanit taam* ünzur keyfe nübeyyinü lehümül ayati sümmenzur enna yü’fekun
76. Kul e ta’büdune min dunillahi ma la yemlikü leküm darrav ve la nef’a* vallahü hüves semıul alım
77. Kul ya ehlel kitabi la tağlu fı dıniküm ğayral hakkı ve la tettebiu ehvae kavmin kad dallu min kablü ve edallu kesırav ve dallu an sevais sebıl
78. Lüınellezıne keferu mim benı israıle ala lisani davude ve ıysebni meryem* zalike bima asav ve kanu ya’tedun
79. Kanu la yetenahevne amünkerin fealuh* lebi’se ma kanu yef’alun
80. Tera kesıram minhüm yetevellevnellezıne keferu* le bi’se ma kaddemet lehüm enfüsühüm en sehıtallahü aleyhim ve fil azabi hüm halidun
81. Ve lev kanu yü’minune billahi vne nebiyyi ve ma ünzile ileyhi mettehazuhüm evliyae ve lakinne kesıram minhüm fasikun
82. Le tecidenne eşedden nasi adavetel lillezıne amenül yehude vellezıne eşraku* ve le tecidenne akrabehüm meveddetel lillezıne amenüllezıne kalu inna nesara* zalike bi enne münhüm kıssısıne ve ruhbanev ve ennehüm la yestekbirun
83. Ve iza semiu ma ünzile iler rasuli tera a’yünehüm tefıdu mined dem’ı mimma arafu minel hakk* yekulune rabbena amenna fektübna meaş şahidın
84. Ve ma lena la nü’minü billahi ve ma caena minel hakkı ve natmeu ey yüdhılena rabbüna meal kavmis salihıyn
85. Fe esabehümüllahü bima kalu cennatin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha* ve zalike ceazül muhsinın
86. Velelızne keferu ve kezzebu bi ayatina ülaike ashabül cehıym
87. Ya eyyühellezıne amenu la tüharrimu tayyibati ma ehallellahü leküm ve la ta’tedu* innellahe le yühıbbül mu’tedın
88. Ve külu mimma razekakümüllahü halalen teyyibev vettekullahellezı entüm bihı mü’minun
89. La yüahızükümüllahü billağvi fı eymaniküm ve lakiy yüahızüküm bima akkadtümül eyman* fe keffaratühu ıt’amü aşerati mesakıne min evsetı ma tut’ımune ehlıküm evkisvetühüm ev tahrıru rakabeh* fe mel lem yecid fe sıyamü selaseti eyyam* zalike kefferatü eymaniküm iza haleftüm* vahfezu eymaneküm* kezalike yübeyyinüllahü leküm ayatihı lealleküm teşkürun
90. Ya eyyühellezıne amenu innemel hamru vel meysiru vel ensabü vel ezlamü ricsüm min ameliş şeytani fectenibuhü lealleküm tüflihun
91. İnnema yürıdüş şeytanü ey yukıa beynekümül adavete vel bağdae fil hamri vel meysiri ve yesuddeküm an zikrillahi ve anis salah* fe hel entüm müntehun
92. Ve etıy’ullahe ve etıy’ur rasule vahzeru* fe in tevelleytüm fa’lemu ennema ala rasulinel belağul mübın
93. Leyse alellezıne amenu ve amilus salihati cünahun fıma taımu iza mettekav ve amenu ve amilus salihati sümmettekav ve amenu sümmettekav ve ahsenu* vallahü yühabbül muhsinın
94. Ya eyyühellezıne amenu le yeblüvenne kümüllühü bi şey’im mines saydi tenalühu eydıküm ve rimahuküm li ya’lemellahü mey yehafühu bil ğayb* fe menı’teda ba’de zalike fe lehu azabün elım
95. Ya eyyühellezıne amenu la taktülüs sayde ve entüm hurram* ve men katelehu minküm müteammiden fe ceazüm mislü ma katele minen neami yahkümü bihı zeva adlim minküm hedyem baliğal ka’beti ev keffaratün taamü mesakıne ev adlü zalike sıyamel li yezuka ve bale emrih* afallahü amma selef* ve men ade fe yentekımüllahü minh* vallahü azızün züntikam
96. Ühılle leküm saydül bahri ve taamühu ****al leküm ve lis seyyarah* ve hurrime aleyküm saydül birri ma düntüm huruma* vettekullahellezı ileyhi tuhşerun
97. Cealellahül ka’betel beyteh harame kıyamel lin nasi veş şehral harame vel hedye vel kalaid* zalike li ta’lemu ennellahe ya’lemü ma fis semavati ve ma fil erdı ve ennellahe bi külli şey’in alım
98. I’lemu ennellahe şedıdül ıkabi ve ennellahe ğafurur rahıym
99. Ma aler rasuli illel belağ* vallahü ya7lemü ma tübdune ve ma tektümun
100. Kul la yestevil habisü vet tayyibü ve lev a’cebeke kesratül habıs* fettekullahe ya ülil elbabi lealleküm tüflihun
101. Ya eyyühellezıne amenu la tes’elu an eşyae in tübde leküm tesü’küm* ve in tes’elu anha hıyne yünezzelül kur’anü tübde leküm* afallahü anha* vallahü ğafurun halım
102. Kad seeleha kavmün min kabliküm sümme asbehu biha kafirın
103. Ma cealellahü mim behıyrativ ve la saibetiv ve la vesıyletiv ve la hamiv ve lainnellezıne keferu yefterune alellahil kezib* ve ekseruhüm la ya’kılun
104. Ve iza kıyle lehüm tealev ila ma enzelellahü ve iler rasuli kalu hasbüna ma vecedna aleyhi abaena* e ve lev kane abaühüm la ya’lemune şey’ev ve la yehtedun
105. Ya eyyühellezıne amenu aleyküm enfüseküm* la yedurruküm men dalle izehtedeytüm* ilellahi mirciuküm cemıan fe yünebbiüküm bi ma küntüm ta’melun
106. Ya eyyühellezıne amenu şehadetü beyniküm iza hadara ehadekümül mevtü hıynel vesıyyetisnani zevaadlim minküm ev aharani min ğayriküm in entüm darabtüm fil erdı fe esabetküm müsıybetül mevt* tahbisunehüma mim ba’dis salati fe yuksimani billahi inirtebtüm la neşterı bihı semenev ve lev kane za kurba ve la nektümü şehadetellahi inna izel le minel azimın
107. Fe in usira ala ennehümestehakka ismen fe aharani yekumani mekamehüma minellezı nestehakka aleyhimül evleyani fe yuksimani billahi le şehadetüna ehakku min şehadetihima ve ma’tedeyna* inna izel le minez zalimın
108. Zalike edna ey ye’tu biş şehadeti ala vechiha ev yehafu en türadde eymanüm ba’de eymanihim* vettekullahe vesmeu* vallahü la yehdil kavmel fasikıyn
109. Yevme yecmeullahür rusüle fe yekulü ma za ücibtüm* kalu la ilme lenav inneke ente allamül ğuyub
110. İz kalellahü ya iysebne meryemezkür nı’metı aleyke ve ala validetik* iza eyyedtüke bi ruhıl kudüsi tükellimün nase fil mehdi ve kehla* ve iz alemtükel kitabe vel hıkmete vet tevrate vel incıl* ve iz tahlüku minet tıyni ke hey’etit tayri bi iznı fe tenfühu fıha fe tekunü tayram bi iznı ve tübriül ekmehe vel ebrasa bi iznı* ve iz huricül mevta bi iznı* ve iz kefeftü benı israıle anke iz ci’tehüm bil beyyinati fe kalellezıne keferu minhüm in haza illa sıhrum mübın
111. Ve iz evhaytü ilel havariyyıne en aminu bı ve bi rasulı* kalu amenna veşhed bi ennena müslimun
112. İz kalel havariyyune ya ıysebne meryeme hel yestetıy’u rabbüke ey yünezzile aleyna maidetem mines sema’* kalettekullahe in küntüm mü’minın
113. Kalu nürıdü en ne’küle minha ve tatmeinne kulubüna ve na’leme en kad sadaktena ve nekune aleyha mineş şahidın
114. Kale ıysebnü meryemellahümme rabbena enzil aleyna maidetem mines semai tekunü lena ıydel li evvelina ve ahırina ve ayetem mink* verzukna ve ente hayrır razikıyn
115. Kalellahü innı münezzilüha aleyküm* fe mey yekfür ba’dü minküm fe innı üazzibühu azabel la üazzibühu ehadem minel alemın
116. Ve iz kalellahü ya iysebne meryeme e ente kulte lin nasittehızunı ve ümmiye ilaheyni min dunillah* kale sübhaneke ma yekunü lı en ekıle ma leşse lı bi hakk* in küntü kultühu fe kad alimteh* ta’lemü ma fı nefsı ve la a’lemü ma fı nefsik* inneke ente allamül ğuyub
117. Me kultü lehüm illa ma emartenı bihı enı’büdüllahe rabbı ve rabbeküm* ve küntü aleyhim şehıdem ma dümtü fıhim* felemma teveffeytenı künte enter rakıybe aleyhim* ve ente ala külli şey’in şehıd
118. İn tüazzibhüm fe innehüm ıbadük* ve in tağfir lehüm fe inneke entel azızül hakım
119. Kalellahü haza yevmü yenfeus sadikıyne sıdkuhüm* lehüm cennatün tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ebeda* radıyellahü anhüm ve radu anh* zalikel fevzül azıym
120. Lillahi mülküs semavati vel erdı va ma fıhinn* ve hüve ala külli şey’in kadır

     Maide Suresi Türkçe Meali

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…

1. Ey iman edenler! Akitlerin ve ahitlerin icaplarını yerine getirin. Siz ihramlı iken avlanmayı helal saymamak şartıyla ve ileride size okunacaklar müstesna olmak üzere, davar cinsinden hayvanlar size helal kılınmıştır. Kuşkunuz olmasın ki, Allah, iradesi yönünde hüküm verir.

2. Ey iman edenler! Allah’ın ibadet, iyilik ve güzellik alameti kıldığı şeylere, çarpışmanın yasak olduğu haram aya, kurbanlık hediyelere, onların gerdanlıklarına, Rablerinden bir lütuf ve rıza niyaz ederek Mescid-i Haram’a gelmiş olanlara saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız vakit avlanın. Mescid-i Haram’a girmenizi engellediler diye bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi saldırganlık ve düşmanlığa sakın itmesin. İyilik, güzellik, hayır, mutluluk ve takva üzere yardımlaşın. Kötülük / çirkinlik, düşmanlık / saldırganlık üzere yardımlaşmayın. Allah’tan korkun. Kuşkunuz olmasın ki, Allah’ın azabı çok şiddetlidir.

3. Şunlar size haram kılınmıştır: Boğazlanmayarak ölmüş hayvan eti, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlananlar, bir de boğulmuş yahut vurulmuş yahut yuvarlanmış yahut süsülmüş yahut canavar yırtmış olup da canı üzerindeyken kesemedikleriniz, dikili adak taşları üzerinde boğazlanan hayvanlar, fal oklarıyla kısmet paylaşmanız… Bütün bunlar birer fısktır, yoldan çıkıştır. Küfre batmış olanlar bugün dininizden ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı seçtim. Şu da var ki, her kim ciddi bir açlıkla yüzyüze gelir de günaha kaçmak maksadı olmaksızın onlardan yemek zorunda kalırsa, elbette Allah Gafur ve Rahim’dir.

4. Sana soruyorlar, onlar için helal kılınan ne? Şöyle söyle: “Sizin için bütün temiz nimetler helal kılınmıştır. Allah’ın size öğretmiş olduğundan kendilerini öğretip hüner sahibi kıldığınız avcı hayvanların sizin için tuttuklarından da yiyin ve üzerine Allah’ın ismini anın. Allah’tan korkun. Allah gerçekten hesabı çok çabuk görür.”

5. Bugün size bütün temiz nimetler helal kılındı. Kendilerine kitap verilmiş olanların yemekleri size helaldir. Sizin yemekleriniz de onlara helaldir. Mümin kadınların iffetlileriyle, sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanların iffetli hanımları da mehirlerini vermeniz, zinadan uzak kalmaları ve şunu bunu dost tutmamaları şartıyla size helaldir. İmanı tanımayıp nankörlük edenin ameli boşa gitmiştir. Ve o, ahirette de hüsrana uğrayanlardandır.

6. Ey iman sahipleri! Namaza duracağınız zaman yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı meshedin / yahut yıkayın. Eğer cünüp iseniz iyice temizlenin. Hasta yahut yolculuk halinde iseniz yahut biriniz tuvaletten gelmişse yahut kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız temiz bir toprakla teyemmüm edin: yüzlerinizi ve ellerinizi ondan meshedin. Allah size zorluk çıkarmak istemiyor. Ancak sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor ki, şükredebilesiniz.

7. Allah’ın, üzerinizdeki nimetini ve sizi bağladığı misakını unutmayın. Hani, “işittik, boyun eğdik” demiştiniz. Allah’tan korkun. Allah, göğüslerin içindekini çok iyi bilir.

8. Ey iman edenler! Adalet ve dürüstlüğün tanıkları olarak Allah için kollayıp gözetleyenler olun. Bir topluluğa kininiz sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin. Adaletli olun. Bu, takvaya / korunup sakınmaya daha uygundur. Allah’tan korkun. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

9. Allah, inanıp barışa yönelik işler / iyilikler yapanlara vaatte bulunmuştur: Onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.

10. Küfre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, bunlar cehennemin dostlarıdır.

11. Ey iman edenler! Allah’ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir topluluk ellerini size uzatmaya niyet etmişti de Allah onların ellerini sizden çekmişti. Allah’tan korkun. Müminler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.

12. Yemin olsun ki, Allah İsrailoğullarının misakını almıştı da içlerinden oniki temsilci / başkan göndermiştik. Allah şöyle demişti: “Ben sizinle beraberim. Namazı kılarsanız, zekatı verirseniz, resullerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah’a güzel bir biçimde borç verirseniz, kötülüklerinizi elbette örteceğim ve sizi, altlarından ırmaklar akan cennetlere elbette koyacağım. Artık bundan sonra küfre gideniniz yolun denge noktasından sapmış olur.”

13. Sonunda verdikleri misakı bozdukları için onları lanetledik de kalplerini kaskatı yaptık. Kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Öğütlenmek üzere çağırıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular. İçlerinden çok azı hariç, sen onlardan hep hainlik görürsün. Bununla birlikte onları affet, ellerini tut. Çünkü Allah güzellik sergileyenleri sever.

14. “Biz Hıristiyanlarız” diyenlerden de misaklarını almıştık. Onlar da öğütlenmek üzere çağırıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular. Bu yüzden aralarına kıyamete değin düşmanlık ve kin saldık.Sınaat / teknoloji olarak ürettikleri şeylerin ne olduğunu Allah onlara yakında haber verecektir.

15. Ey Ehlikitap! Resulümüz size geldi. Kitap’tan saklamış olduklarınızın çoğunu size ayan-beyan açıklıyor; çoğundan da geçiyor. Şu bir gerçek ki, size Allah’tan bir ışık ve apaçık bir Kitap gelmiştir.

16. Allah, rızasına uyanları o Kitap’la esenlik ve barış yollarına iletir ve onları kendi izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarıp şaşmayan ve sapmayan dosdoğru yola kılavuzlar.

17. Yemin olsun ki, “Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler küfre batmışlardır. De ki: “Allah; Meryem oğlu Mesih’i, annesini ve yeryüzündeki insanların hepsini helak etmek istese Allah’a karşı kimin elinde bir güç vardır.” Hem göklerin hem yerin hem de bunlar arasındakilerin mülk ve yönetimi Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah herşeye Kadir’dir.

18. Yahudiler ve Hıristiyanlar dediler ki, biz Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz. De ki: “O halde niçin size günahlarınız yüzünden azap ediyor?” Hayır, siz de O’nun yarattıklarından birer insansınız. Dilediğini affeder O, dilediğine azap eder. Hem göklerin hem yerin hem de bunlar arasındakilerin mülk ve yönetimi Allah’ındır. Dönüş de O’nadır.

19. Ey Ehlikitap! Resullerin arası kesildiği bir sırada resulümüz size geldi; ayan-beyan açıklamalarda bulunuyor. “Bize ne müjdeci geldi ne uyarıcı” demeyesiniz. İşte müjdeci de geldi size, uyarıcı da. Allah herşeye kadirdir.

20. Musa, kavmine şöyle demişti: “Ey toplumum! Allah’ın, üzerinizdeki nimetini hatırlayın. İçinizde peygamberler vücuda getirdi, sizi krallar yaptı, alemlerden hiç kimseye vermediklerini size verdi.”

21. “Ey toplumum! Allah’ın sizin için yazdığı kutsal toprağa girin, arkanıza dönmeyin; yoksa hüsrana uğramışlar durumuna düşersiniz.”

22. Şöyle dediler: “Ey Musa, orada zorbalardan oluşan bir toplum var. Onlar oradan çıkıncaya kadar biz oraya asla girmeyeceğiz. Eğer çıkarlarsa o zaman gireceğiz.”

23. İçine ürperti düşenlerden, Allah’ın nimet verdiği iki adam dedi ki: “Onların içine kapıdan girin. Oraya girdiğinizde galip geleceksiniz. Eğer inananlar iseniz yalnız Allah’a güvenin.”

24. Dediler ki: “Ey Musa! Onlar orada oldukça biz oraya asla girmeyeceğiz. Hadi sen git, Rabbinle birlikte savaşın. Biz şuracıkta oturacağız.”

25. Şöyle yakardı Musa: “Rabbim! Nefsimle kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum. Artık fasıklar topluluğu ile bizim aramızı ayır.”

26. Allah dedi ki: “Orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Yeryüzünde sersem sersem dolaşacaklar. Sen o fasıklar topluluğu için kederlenme.”

27. Onlara Adem’in iki oğlunun haberini de gerçek olarak oku. Hani ikisi birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmişti, ötekinden kabul edilmemişti. “Seni mutlaka öldüreceğim.” dedi. Öteki: “Allah sadece takva sahiplerinden kabul eder.” dedi.

28. “Beni öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatmayacağım. Şu bir gerçek ki ben, alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.”

29. “Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da senin günahını da yüklenip ateş halkından olasın. İşte budur zalimlerin cezası.”

30. Nihayet nefsi onu kardeşini öldürmeye ısındırdı, o da onu öldürdü. Böylece hüsrana uğramışlardan oldu.

31. Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl saklayacağını ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. O dedi ki: “Vay be! Şu karga kadar bile olamıyor muyum ki, kardeşimin cesedini saklayayım.” Bu arada pişmanlık duyanlardan olmuştu.

32. İşte bu yüzden biz, İsrailoğulları üzerine şunu yazdık: Kim bir kişiyi, bir kişiye karşılık yahut yeryüzünde bir fesat sebebiyle olmaksızın öldürürse, insanları toptan öldürmüş gibidir. Ve kim bir kişiye hayat verirse insanlara toptan hayat vermiş gibidir. Andolsun, resullerimiz onlara açık-seçik kanıtlar getirmişlerdir. Ama onlardan birçoğu bunun ardından da yeryüzünde zulüm ve azgınlığa sapmaktadır.

33. Allah ve resulüyle savaşanların yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışanların cezası şudur: Öldürülürler yahut asılırlar yahut elleriyle ayakları çaprazlamasına kesilir yahut bulundukları yerden sürülürler. Bu onlar için dünyada bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.

34. Ancak onları gücünüz altına almadan önce tövbe edenler olursa biliniz ki, Allah Gafur ve Rahim’dir.

35. Ey iman edenler! Allah’tan korkun; O’na varmaya vesile arayın. O’nun yolunda gayret gösterin ki, kurtuluşa erebilesiniz.

36. Küfre batanlar var ya, yeryüzündekilerin hepsi ve yanında bir o kadarı kendilerinin olsa da kıyamet gününün azabından kurtulmak için hepsini fidye verseler, onlardan bu bile kabul edilmez. Korkunç bir azap vardır onlar için.

37. Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkamayacaklardır. Onlar için tepelerinden hiç inmeyecek bir azap vardır.

38. Hırsızlık yapan erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah’tan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah Aziz’dir, Hakim’dir.

39. Kim zulmünden sonra tövbe eder halini düzeltirse kuşkusuz Allah onun tövbesini kabul eder. Allah çok affedici, çok merhametlidir.

40. Göklerin de yerin de mülk ve saltanatının Allah’ın olduğunu bilmedin mi? Dilediğine azap eder O, dilediğini affeder. Allah’ın gücü herşeye yeter.

41. Ey resul! Kalpleri inanmamış olduğu halde ağızlarıyla “inandık” diyenlerin küfürde yarışırcasına koşanları seni üzmesin. Yahudilerden bazıları yalancılık etmek için dinlerler; huzuruna çıkmamış olan başka bir topluluk için dinlerler. Yerlerine oturmuş kelimeleri, yapılarını bozup değiştirirler. “Size şu verilirse alın, eğer o verilmezse çekinin.” derler. Allah birini fitneye çarptırmak isterse sen onun için Allah karşısında hiçbir şey yapamazsın. Bunlar o kişilerdir ki, Allah kalplerini temizlemek istemiyor. Dünyada bir rezillik vardır onlar için; ahirette de büyük bir azap var onlara.

42. Yalana iyice kulak verirler, haramı tıka basa yerler. Sana geldiklerinde ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Ama aralarında hükmedersen, adaletle hükmet. Allah, adaletle hükmedenleri / adaleti ayakta tutanları sever.

43. İçinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında iken, nasıl oluyor da senin hakemliğine baş vuruyorlar? Daha sonra da verilen hükümden yüz çeviriyorlar. Bunlar inanan kişiler değillerdir.

44. Biz indirdik Tevrat’ı, biz. İyiye ve güzele kılavuz var onda, ışık var. Allah’a teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hakemlik yaparlardı. Kendini Rabb’e adayanlarla ilim ve hikmette derinleşmiş olanlar da Allah’ın Kitabı’ndan korumakla görevli olduklarıyla hükmederlerdi. Zaten onlar Allah’ın Kitabı’na tanıklardı. Artık insanlardan korkmayın, benden korkun da ayetlerimi basit bir ücret karşılığı satmayın. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler, kafirlerin ta kendileridir.

45. O Kitap’ta onlar üzerine şöyle yazmıştık: Cana can, göze göz, burna burun, kulağa kulak, dişe diş… Yaralamalar karşılığında da kısas. Kim kısası bağışlarsa, bu bağışlaması kendisi için günahlara bir perde olur. Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir.

46. Ardından o peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa’yı gönderdik. Tevrat’tan yanında bulunanı doğruluyordu. Ona İncil’i verdik. Hidayet ve ışık vardı onda. Tevrat’tan yanında olanı tasdikleyici idi. Doğruya ve güzele kılavuzdu, takvaya sarılanlara bir öğüt.

47. İncil bağlıları Allah’ın onda indirdiğiyle hükmetsinler. Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler fasıkların ta kendileridir.

48. Sana da Kitap’ı hak olarak indirdik. Kitap’tan onun yanında bulunanı tasdikleyici ve onu denetleyip güvenirliğini sağlayıcı olarak. O halde onlar arasında Allah’ın indirdiğiyle hükmet, Hak’tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma. Sizden herbiri için bir yol ve bir metod belirledik. Allah dileseydi sizi elbette bir tek ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye öyle yapmamıştır. O halde hayırlarda yarışın. Tümünüzün dönüşü Allah’adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir.

49. Sen de aralarında, Allah’ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Dikkat et de Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştırıp fitneye düşürmesinler. Eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah onları bazı günahları yüzünden belaya çarptırmak istiyor. Zaten insanların birçoğu doğru yoldan iyice sapmış bulunuyor.

50. Yoksa cahiliye devrinin hükmünü mü arıyorlar? Gerçeği görebilen bir toplum için, Allah’tan daha güzel hüküm veren kim vardır?

51. Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları gönül dostları edinmeyin. Onlar birbirlerinin gönül dostlarıdır. Sizden kim onları gönül dostu edinirse o, onlardandır. Allah, zalimler toplumunu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.

52. Kalplerinde hastalık olanların, “başımıza bir felaket gelmesinden korkuyoruz” diyerek onların içine daldıklarını görürsün. Olabilir ki Allah, bir fetih yahut katından bir buyruk getirir de bunu yapanlar, benliklerinde sakladıkları şeye pişmanlık duyar hale gelirler.

53. İman edenler derler ki: “Şunlar mıdır o tüm güçleriyle sizinle beraber olduklarına yemin edenler?” Bütün amelleri boşa çıkmıştır da hüsrana uğrayanlardan oluvermişlerdir.

54. Ey inananlar! İçinizden kim dininden dönerse şunu bilsin: Allah, yakında, kendilerini sevdiği ve kendisini seven, müminlere karşı boynu bükük, kafirlere karşı başı dik bir topluluk getirecektir. Bunlar Allah yolunda savaşırlar, hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın dilediğine sunduğu bir lütuftur. Allah, yaratılışı ve yarattıklarını genişletir, herşeyi bilir.

55. Sizin gönül dostunuz Allah’tır, O’nun resulüdür, bir de rüku eder bir halde namazı kılıp zekatı vererek iman edenlerdir.

56. Allah’ı, O’nun resulünü ve iman edenleri dost edinen / Allah’tan, O’nun resulünden ve iman edenlerden yüz çeviren bilsin ki, galip gelecek olanlar Allah’ın taraftarlarıdır.

57. Ey iman edenler! Sizden önce kitap verilenlerden ve küfre sapanlardan, dininizi oyun ve eğlence edinenleri dost tutmayın. Eğer inanıyorsanız Allah’tan korkun.

58. Namaza çağırdığınızda onu oyun ve eğlence edindiler. Böyle yaptılar. Çünkü onlar akıllarını işletmeyen bir topluluktur.

59. De ki: “Ey Ehlikitap! Sadece şunun için bizden hoşlanmıyorsunuz: Allah’a, bize indirilene, daha önce indirilene inanmışız. Doğrusu şu ki, sizin çoğunuz yoldan sapmıştır.”

60. De ki: “Allah katında ceza olarak bundan daha kötüsünü size bildireyim mi? Allah’ın lanetlediği, üzerine gazap indirdiğidir o. Allah böylelerinden maymunlar, domuzlar ve tağut uşakları yapmıştır. İşte bunlardır yer bakımından daha kötü, yolun denge noktasını kaybetme bakımından daha şaşkın olanlar.”

61. Size geldiklerinde “inandık” derler. Gerçekte ise küfürle girmiş yine onunla çıkmışlardır. Neler saklıyor olduklarını Allah daha iyi bilir.

62. Onların bir çoğunun günahta, düşmanlıkta, haram yemede yarıştıklarını görürsün. Ne kötüdür o yapmakta oldukları!

63. Ruhbanları ve hahamları onları, günah oluşturan sözlerinden, haram yemekten alıkoysalardı olmaz mıydı? Ne kötüdür onların sınaat / teknoloji olark üretmekte oldukları.

64. Yahudiler dediler ki: “Allah’ın eli bağlıdır.” Kendi elleri bağlandı / elleri bağlanasıcalar! Söylemiş oldukları lakırdı yüzünden lanetlendiler. Söylediklerinin aksine, Allah’ın iki eli de alabildiğine açıktır; dilediği gibi bağışta bulunur. İnan olsun ki, Rabbinden sana indirilen, küfür ve taşkınlık yönünden onları iyice azdıracaktır. Onların arasına, ta kıyamet gününe kadar düşmanlık ve kin atmışızdır. Ne zaman savaş için bir ateş yaksalar, Allah onu söndürür de onlar yeryüzünde yine bozgunculuğa koşarlar. Ama Allah, bozguncuları sevmez.

65. Eğer Ehlikitap, iman edip korunsaydı, onların kötülüklerini mutlaka örter ve kendilerini bol nimetli cennetlere mutlaka sokardık.

66. Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve kendilerine indirilmiş olanı gerektiği şekilde uygulasalardı hem üstlerinden hem ayaklarının altından rızıklanacaklardı. İçlerinde orta yolu izleyen bir topluluk var. Ama onların çoğunluğunun yapmakta olduğu ne kadar da kötü!

67. Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.

68. De ki: “Ey Ehlikitap! Siz, Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirileni tam uygulamadıkça hiçbir şey değilsiniz.” Rabbinden sana indirilen, onlardan birçoğunun küfür ve azgınlığını elbette artıracaktır. Küfre batan topluluk için tasalanma artık.

69. Şu bir gerçek ki, iman edenler, Yahudiler, Sabiiler ve Hıristiyanlardan Allah’a ve ahiret gününe inanıp barışa yönelik iş / iyilik yapanlar için korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar.

70. Yemin olsun ki biz, İsrailoğullarının kesin sözlerini almış da onlara resuller göndermiştik. Ne zaman bir resul onlara nefislerinin hoşlanmadığı birşeyi getirdiyse bir kısmını yalanladılar; bir kısmını da öldürüyorlardı.

71. Bir fitne kopmayacak sandılar. Kör oldular, sağır kesildiler. Derken Allah tövbelerini kabul etti. Sonra yine birçoğu körleşip sağırlaştı. Allah, onların yaptıklarını ayan-beyan görüyor.

72. Andolsun ki, “Allah Meryem oğlu Mesih’in ta kendisidir” diyenler küfre batmışlardır. Mesih şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları, hem sizin Rabbiniz hem de benim Rabbim olan Allah’a kulluk / ibadet edin. Gerçek olan şu ki, Allah’a ortak koşana Allah, cenneti haram kılmıştır. Varacağı yer ateştir onun. Zalimlerin yardımcıları olmayacaktır.”

73. Yine andolsun ki, “Allah, üçün üçüncüsüdür” diyenler de küfre batmıştır. Bir tek Tanrı dışında hiçbir ilah yoktur. Bu söyleyegeldiklerine son vermezlerse, onların küfre sapanlarına korkunç bir azap mutlaka gelip çatacaktır.

74. Hala Allah’a yönelip tövbe ederek ondan af dilemiyorlar mı? Allah Gafur’dur, Rahim’dir.

75. Meryem oğlu Mesih, bir resulden başkası değildir. Ondan önce de resuller gelip geçmiştir. Onun annesi de özü-sözü doğru biriydi. İkisi de yemek yerlerdi. Bak nasıl açıklıyoruz onlara ayetleri! Sonra bak, nasıl gerisin geri çevriliyorlar!

76. Söyle onlara: “Allah’ı bırakıp da size zarar yahut yarar sağlama gücü olmayan şeylere mi kölelik / kulluk ediyorsunuz? Allah, en iyi duyan, en iyi bilenin ta kendisidir.”

77. De ki: “Ey Ehlikitap! Dininizde azgınlık edip hak dışına çıkarak aşırılığa gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve yolun denge noktasından uzağa düşmüş bir topluluğun keyiflerine uymayın.”

78. İsrailoğullarının küfre sapanları, Meryem oğlu İsa’nın ve Davud’un diliyle lanetlendiler. Bu onların isyan etmeleri ve sınır tanımaz duruma düşmeleri yüzündendi.

79. İşledikleri kötülükten birbirlerini vazgeçirmiyorlardı. Ne kötü şeydi yapmayı sürdürdükleri!

80. Onlardan birçoğunun küfre sapanlarla dostluk kurduklarını görürsün. Öz benliklerinin onlar için hazırlayıp sunduğu şey gerçekten çok kötü! Allah, üzerlerine gazap indirmiştir. Azap içinde de onlar sürekli kalacaklardır.

81. Eğer Allah’a, peygambere ve ona indirilene inanmış olsalardı, küfre sapanları dostlar edinmezlerdi. Ama onların birçoğu fasıktır.

82. Şu tartışılmaz bir gerçektir ki, insanların iman edenlere en şiddetli düşmanlık duyanlarını, Yahudilerle şirke batanlar bulursun. Şu da tartışılmaz bir gerçektir ki, insanların iman edenlere sevgide en yakın olanlarını “biz Hıristiyanlarız” diyenler bulursun. Bu böyledir. Çünkü o Hıristiyanlar içinde derin araştırmalar yapan keşişler, kendini Allah’a adamış rahipler vardır. Ve onlar, kibre sapmazlar.

83. Resule indirileni dinlediklerinde farkına vardıkları gerçekten dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Şöyle derler: “Ey Rabbimiz, iman ettik. Artık bizi de gerçeğin tanıklarıyla birlikte kaydet.”

84. “Rabbimizin bizi barışseverler / iyiler arasına koymasını umup dururken, Allah’a ve haktan bize gelene neden inanmayacakmışız?”

85. Böyle söyledikleri için Allah onları, altlarından ırmaklar akan cennetlerle lütuflandırdı. Sürekli kalıcıdırlar orada. İşte budur güzel davrananların ödülü.

86. Küfre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlar da cehennemin dostlarıdır.

87. Ey iman sahipleri! Allah’ın size helal kıldığı şeylerin temiz ve güzel olanlarını haramlaştırmayın; azıp sınırı aşmayın; Allah azıp sınırı aşanları sevmez.

88. Allah’ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Kendisine iman ettiğiniz Allah’tan korkun.

89. Allah sizi yeminlerinizdeki boş lakırdıdan ötürü hesaba çekmez, ama bilinçli olarak gerçekleştirdiğiniz yeminlerden sizi sorumlu tutar. Böyle bir yeminin keffareti, ailenize yedirmekte olduğunuzun orta derecesinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek, yahut da özgürlüğünden yoksun kalmış bir benliği özgürlüğüne kavuşturmaktır. Bunlara imkan bulamayan üç gün oruç tutar. Yemin ettiğinizde yeminlerinizin keffareti işte budur. Yeminlerinizi koruyun. Allah size ayetlerini böyle açıklar ki şükredebilesiniz.

90. Ey iman edenler! Uyuşturucu / şarap, kumar, tapılmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.

91. Şeytan; uyuşturucu / şarap ve kumara sokularak aranıza düşmanlık ve kin yerleştirip sizi Allah’ı anmaktan, namazdan geri çevirmek ister. Artık son veriyorsunuz değil mi?

92. Allah’a itaat edin, resule itaat edin, sakının. Eğer yüz çevirirseniz şunu bilin: Bizim resulümüze düşen sadece apaçık bir tebliğdir.

93. İman edip barışa yönelik işler / hayırlar yapanlara; bundan böyle korunup iman ederek iyi işler yaptıkları, sonra takvaya sarılıp kemale erdikleri, sonra bir mertebe daha korunup güzellikler sergiledikleri taktirde, daha önce tatmış oldukları haramdan ötürü hiçbir günah yoktur. Allah, güzel düşünüp güzel davrananları sever.

94. Ey iman sahipleri! Allah sizi, ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği av türünden bir şeyle mutlaka deneyecektir ki, gözün fark edemediği alanlarda O’ndan kim korkuyor bilsin. Bundan sonra azıp sınırı çiğneyen için korkunç bir azap olacaktır.

95. Ey iman sahipleri! İhramda olduğunuz zaman av öldürmeyin. Sizden kim kasten onu öldürürse cezası şudur: Öldürdüğü hayvana denk deve-sığır, davar cinsinden, Kabe’ye varacak kurbanlık bir şey ki, içinizden adalet sahibi iki kişi belirleyecektir. Yahut yoksullara yedirme şeklinde bir keffaret, yahut buna denk oruç.Taki yaptığının vebalini tatsın. Allah, geçmişi affetmiştir. Kim bir daha yaparsa, Allah ondan öc alacaktır. Allah çok güçlüdür, öc alıcıdır.

96. Hem size hem de yolculara bir geçimlik olarak deniz avı yapmak ve onu yemek size helal kılındı. Fakat ihramlı olduğunuz sürece karada avlanmak size haram edilmiştir. Huzurunda haşredileceğiniz Allah’tan korkun.

97. Allah Kabe’yi, o saygıya layık evi, o saygıya layık “ay”ı, o boynu bağsız ve bağlı kurbanlıkları insanlar için bir dayanak, bir güven unsuru kıldı.Böyle yaptı ki, Allah’ın göklerde olanı da yerde olanı da bildiğini, Allah’ın herşeyi bilici olduğunu siz de bilesiniz.

98. Bilin ki Allah, azap ettiğinde çok şiddetli eder. Allah; Gafur’dur, Rahim’dir.

99. Resule düşen, tebliğden başka bir şey değildir. Allah sizin açığa vurduklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.

100. De ki: “Pisin çokluğu seni hayrete düşürse de pisle temiz bir olmaz. O halde, ey akıl ve gönül sahipleri! Allah’tan korkun ki kurtuluşa erebilesiniz.”

101. Ey iman sahipleri! Size açıklandığında canınızı sıkacak şeylerle ilgili soru sormayın. Kur’an indirilmekte iken onları sorarsanız size açıklanır. Allah onlardan vazgeçmiştir. Allah Gafur’dur, Halim’dir.

102. Sizden önceki bir toplum da onları sormuştu; sonra tutup hepsini inkar ettiler.

103. Allah ne bahire yapmıştır ne saibe ne vasile ne de ham. Ne var ki küfre sapanlar yalan uydurarak Allah’a iftira ediyorlar ve çoğu da akıl erdiremiyor.

104. Onlara, Allah’ın indirdiğine ve resule gelin dendiğinde şöyle derler: “Atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter.” Peki, ataları hiçbir şey bilmiyor, doğru yolu bulamıyor idiyseler de mi?

105. Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltmeye bakın. Siz, doğru yolda oldukça sapmış olan size zarar veremez. Tümünüzün dönüşü Allah’adır. O size neler yapıyor olduğunuzu haber verecektir.

106. Ey iman edenler! Herhangi birinize ölüm gelip çattığında, vasiyet zamanı aranızdaki tanıklık şöyle olsun: Kendinizden adalet sahibi iki kişi yahut yolculuk etmekte iken ölüm musibeti başınıza geldiyse sizin dışınızdan iki kişi. Bunları namazdan sonra alıkoyarsınız; kuşkulanırsanız şöyle yemin ederler: “Vallahi, yakınlarımız da olsa yeminimizi hiçbir ücret karşılığı satmayacağız, Allah’ın tanıklığını saklamayacağız. Çünkü böyle yaparsak mutlaka günahkarlardan oluruz.”

107. Eğer onların bir günah işledikleri kesinlikle anlaşılırsa o zaman, tercih edilmiş olan bu ikisinin yerine bunların aleyhinde bulundukları taraftan iki kişi geçerek şöyle yemin ederler: “Allah şahit olsun ki bizim tanıklığımız, onların tanıklığından daha doğrudur. Biz hiçbir haksızlık yapmadık. Aksi halde mutlaka zalimlerden olurduk.”

108. İşte bu yol, tanıklığı gereğince yerine getirmelerine, yemin etmelerinden sonra yeminlerinin reddedileceğinden korkmalarına en yarayışlı olandır. Allah’tan korkun ve söylenene kulak verin. Allah, fasıklar topluluğunu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.

109. Allah, resulleri bir araya getireceği gün şöyle der: “Size ne cevap verildi?” Şöyle derler: “Hiçbir bilgimiz yok. Gaybları en iyi biçimde bilen sensin, sen.”

110. Hani Allah şöyle demişti: “Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene sunduğum nimetimi hatırla. sEni Ruhulkudüs’le desteklemiştim, beşikte iken ve erginlik çağında insanlarla konuşuyordun. Sana Kitap’ı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş görünümünde birşey vücuda getiriyor, içine üflüyordun da o benim iznimle kuş oluyordu. Doğuştan körü, abraşı benim iznimle iyileştiriyordun. Benim iznimle ölüleri çıkarıyordun. İsrailoğullarını senden uzak tutmuştum. Hani sen onlara açık-seçik ayetleri getirdiğinde, küfre sapanları şöyle deyivermişti: ‘Açık bir büyüden başka şey değil bu.’”

111. Havarilere şunu vahyetmiştim: “Bana ve resulüme iman edin.” Şöyle demişlerdi: “İman ettik, sen de tanık ol ki biz, müslümanlarız.”

112. Havariler demişlerdi ki: “Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” İsa dedi ki: “Eğer müminlerseniz Allah’tan korkun.”

113. Dediler: “İstiyoruz ki ondan yiyelim, gönüllerimiz tatmin bulsun, senin bize doğruyu söylediğini bilelim ve buna tanıklık edenlerden olalım.”

114. Meryem oğlu İsa şöyle yakardı: “Allahım, ey Rabbimiz! Üzerimize gökten bir sofra indir de bizim hem öncekilerimize hem sonrakilerimize bir bayram olsun, senden bir mucize olsun. Rızıklandır bizi. Rızık verenlerin en hayırlısı sensin.”

115. Allah dedi ki: “Ben onu üzerinize indireceğim. Ama bundan sonra küfre sapanınıza öyle bir azapla azap edeceğim ki, alemlerden hiçbir kimseye böyle bir azap yapmamıştım.”

116. Allah şunu da söyledi: “Ey Meryem oğlu İsa! Allah’ın yanında beni ve annemi de iki tanrı olarak kabul edin diye insanlara sen mi söyledin?” İsa dedi: “Haşa! Tespih ederim seni. Hakkım olmayan birşeyi söylemek benim haddime değildir. Eğer onu söylemişsem sen onu elbette bilirsin. Sen benim içimde olanı bilirsin ama ben senin zatında olanı bilmem. Çünkü sen, evet sen gaybları çok iyi bilensin.”

117. “Onlara, senin bana emrettiğin şu sözden başka birşey söylemedim: ‘Benim Rabbim ve sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.’ İçlerinde olduğum sürece üzerlerine tanıktım. Sen beni vefat ettirince üzerlerine yalnız sen gözetleyici oldun. Ve sen zaten herşey üzerine bir Şehid’sin, bir tanıksın.”

118. “Onlara azap edersen, onlar senin kullarındır. Ama onları bağışlarsan hiç kuşkusuz sen tüm gücün sahibi, tüm hikmetlerin sahibisin.”

119. Allah buyurdu: “Özü-sözü doğru olanlara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gün budur. Altlarından ırmaklar akan cennetler var onlar için. Sonsuza dek kalacaklardır orada.” Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razıdır. İşte budur büyük kurtuluş.

120. Göklerin, yerin ve bunlarda bulunanların mülkü / yönetimi Allah’ındır. O’nun herşeye gücü yeter.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*