10. YUNUS SURESİ

10. YUNUS SURESİ

Yunus Suresi

     Yunus Suresi Arapça Okunuşu

Bismillahirrahmanirrahim

1. Elif lam ra* tilke ayatül kitabil hakım
2. E kane linnasi aceben en evhayna ila racülim minhüm en enzirin nase ve beşşirillezıne amenu enne lehüm kademe sıdkın ınde rabbihim* kalel kafirune inne haza le sahırum mübın
3. İnne rabbe kümüllahüllezı halekas semavati vel erda fı sitteti eyyamin sümmesteva alel arşi yüdebbirul emr* ma min şefıın illa mim ba’di iznih* zalikümüllahü rabbüküm fa’büduh* efela tezekkerun
4. İleyhi merciuküm cemıa* va’dellahi hakka* innehu yebdeül halka sümme yüıydühu li yecziyellezıne amenu ve amilus salihati bil kıst* vellezıne keferu lehüm şerabüm min hamımiv ve azabün elımüm bima kanu yekfürun
5. Hüvellezı cealeş şemse dıyaev vel kamera nurav ve kadderahu menazile li ta’lemu adedes sinıne vel hısab* ma halekallahü zalike illa bil hakk* yüfassılül ayati li kavmiy ya’lemun
6. İnne fıhtilafil leyli ven nehari ve ma halekallahü fis semavati vel erdı le ayatil li kavmiy yettekun
7. İnnellezıne la yercune likaena ve radu bil hayatid dünya vatmeennu biha vellezıne hüm an ayatina ğafilun
8. Ülaike me’vahümün naru bima kanu yeksibun
9. İnnellezıne amenu ve amilus salihati yehdıhim rabbühüm bi ımanihim* tecrı min tahtihimül enharu fı cennatin neıym
10. Da’vahüm fıha sübhanekellahümme ve tehıyyetühüm fıha selam* ve ahıru da’vahüm enil hamdü lillahi rabbil alemın
11. Ve lev yüaccilüllahü lin nasiş şerratı’calehüm bil hayri le kudiye ileyhim ecelühüm* fe nezerullezıne la yercune likaena fı tuğyanihim ya’mehun
12. Ve iza messel insaned durru deanna li cembihı ev kaıden ev kaima* felemma keşefna anhü durrahu merra keel lem yed’una ila durrim messeh* kezalike züyyine lil müsrifıne ma kanu ya’melun
13. Ve le kad ehleknel kurune min kabilküm lemma zalemu ve caethüm rusülühüm bil beyyinati ve ma kanu li yü’minu* kezalike neczil kavmel mücrimın
14. Sümme cealnaküm halaife fil erdı mim ba’dihim li nenzura keyfe ta’melun
15. Ve iza tütla aleyhim ayatüna beyyinatin kalellezıne la yercune likaene’ti bi kur’anin ğayri haza ev beddilh* kul ma yekunü lı en übeddilehu min tilkai nefsı* in ettebiu illa ma yuha ileyy* innı ehafü in asaytü rabbı azabe yevmin azıym
16. Kul lev şaellahü ma televtühu aleyküm ve la edraküm bihı fe kad lebistü fıküm umüram min kablih* e fela ta’kılun
17. Fe men azlemü mimmeniftera alellahi keziben ev kezzebe vi ayatih* innehu la yüflihul mücrimun
18. Ve ya’büdune min dunillahi ma la yedurruhüm ve la yenfeuhüm ve yekulune haülai şüfeaüna ındellah* kul etünebbiunellahe bima la ya’lemü fis semavati ve la fil ard* sübhanehu ve teala amma yaşrikun
19. Ve ma kanen nasü illa ümmetev vahıdeten fahtelefu* ve lev la kelimetün sebekat mir rabbike le kudiye beynehüm fıma fıhi yahtelifun
20. Ve yekulune lev la ünzile aleyhi ayetüm mir rabbih* fe kul innemel ğaybü lillahi fentezıru* innı meaküm minel müntezırın
21. Ve iza ezaknen nase rahmetem mim ba’di darrae messethüm iza lehüm merun fı ayatina* kulillahü esrau mekra* inne rusülena yektübune ma temkürun
22. Hüvellezı yüseyyiruküm fil berri vel bahr* hatta iza küntüm fil fülk* ve cerayne bihim bi rıyhın tayyibetiv ve ferihu biha caetha rıhun asıfüv ve caehümül mevcü min külli mekaniv ve zannu ennehüm ühıyta bihim deavüllahe muhlisıyne lehüd dın* lein enceytena min hazihı le nekunenne mineş şakirın
23. Felemma encahüm izahüm yebğune fil erdı bi ğayril hakk* ya eyyühennasü innema bağyüküm ala enfüsiküm ****al hayatid dünya sümme ileyna merciuküm fe nünebbiüküm bima küntüm ta’melun
24. İnnema meselül hayatid dünya ke main enzelnahü mines semai fahteleta bihı nebatül erdı mimma ye’külün nasü vel en’am* hatta iza ehazetil erdu zuhrufeha vezzeyyenet ve zanne ehlüha ennehüm kadirune aleyha etaha emruna leylen ev neharan fe cealnaha hasıyden ke el lem tağne bil ems* kezalike nüfessılül ayati li kavmiy yetefekkerun
25. Vallahü yed’u ila daris selam* ve yehdı mey yeşaü ila sıratım müstekıym
26. Lillezıne ahsenül husna ve ziyadeh* ve la yerheku vücuhehüm kateruv ve la zilleh* ülaike ashabül cenneh* hüm fıha halidun
27. Vellezıne kesebüs seyyiati cezaü seyyietim bi misliha ve terhekuhüm zilleh* ma lehüm minellahi min asım* keennema uğşiyet vücuhühüm kıtaam minel leyli muslima* ülaike ashabün nar* hüm fıha halidun
28. Ve yevme nahşüruhüm cemıan sümme nekulü lillezıne eşraku mekaneküm entüm ve şürakaüküm* fe zeyyelna beynehüm ve kale şürakaühüm ma küntüm iyyana ta’büdun
29. Fe kefa billahi şehıdem beynena ve beyneküm in künna an ıbadetiküm leğafilın
30. Hünalike teblu küllü nefsim ma eslefet ve ruddu ilellahi mevlahümül hakkı ve dalle anhüm ma kanu yefterun
31. Kul mey yerzükuküm mines semai vel erdı emmey yemliküs sem’a vel ebsara ve mey yuhricül hayye minle miyyiti ve yuhricül meyyite minel hayyi ve mey yüdebbirul emr* fe seyekulunellah* fe kul efela tettekun
32. Fe zalikümüllahü rabbükümülhakk* fe maza ba7del hakkı illed dalal* fe enna tusrafun
33. Kezalike hakkat kelimetü rabbike alellezıne feseku ennehüm la yü’minun
34. Kul hel min şürakaiküm mey yebdeül halka sümme yüıydüh* kulillahü yebdeül halkü sümme yüıydühu fe enna tü’fekun
35. Kul hel min şürakaiküm mey yehdı ilel hakk* kulillahü yehdı lil hakk* e fe mey yehdı ilel hakkı ehakku ey yüttebea emmel la yehiddı illa ey yühda* fe ma leküm keyfe tahkümun
36. Ve ma yettebiu ekseruhüm illa zanna* innez zanne la yuğnı minel hakkı şey’a* innellahe alımüm bima yef’alun
37. Ve ma kane hazel kur’anü ey yüftera min dunillahi ve lakin tasdıkallezı beyne yedeyhi ve tefsıylel kitabi la raybe fıhi mir rabbil alemın
38. Em yekulunefterah* kul fe’tu bi suratim mislihı ved’u menisteta’tüm min dunillahi in küntüm sadikıyn
39. Bel kezzebu bima lem yühıytu bi ılmihı ve lemma ye’tihim te’vılüh* kezalike kezzebellezıne min kablihim fenzur keyfe kane akıbetüz zalimın
40. Ve minhüm mey yü’minü bihı ve minhüm mel la yü’minü bih* ve rübbüke a’lemü bil müfsidın
41. Ve in kezzebuke fe kul lı amelı ve leküm amelüküm* entüm berıune mimma a’melü ve ene berıüm mimma ta’melun
42. Ve minhüm mey yestemiune ileyk* e fe ente tüsmius summe ve lev kanu la ya’kılun
43. Ve minhüm mey yenzuru ileyk* e fe ente tehdil umye ve lev kanu la yübsırun
44. İnnellahe la yazlimün nase şey’ev ve lakinnen nase enfüsehüm yazlimun
45. Ve yevme yahşüruhüm keel lem yelbesu illa saatem minen nehar iyetearafune beynehüm* kad hasirallezıne kezzebu bi likaillahi ve ma kanu mühtedın
46. Ve imma nüriyenneke ba’dallezı neıdühüm ev neteveffeyenneke fe ileyna merciuhüm sümmellahü şehıdün ala ma yef’alun
47. Ve likülli ümmetir rasul* fe iza cae rasulühüm kudiye beynehüm bil kıstı ve hüm la yuzlemun
48. Ve yekulune **** hazel va’dü in küntüm sadikıyn
49. Kul la emlikü li nefsı darrav ve la nef’an illa ma şaellah* likülli ümmetinecel* iza cae ecelühüm fe la yeste’hırune saatev ve la yestakdimun
50. Kul eraeytüm in etaküm azabühu beyaten ev neharam maza yesta’cilü minhül mücrimun
51. E sümme iza ma vekaa amentüm bih* al ane ve kad küntüm bihı testa’cilun
52. Sümme kıyle lillezıne zalemu zuku azabel huld* hel tüczevne illa bima küntüm teksibun
53. Ve yestembiuneke ehakkun hu* kul ı ve rabbı innehu lehakkuv ve ma entüm bi mu’cizın
54. Ve lev enne li külli nefsin zalemet ma fil erdı leftedet bih* ve eserrun nedamete lemma raevül azab* ve kudiye beynehüm bil kıstı ve hüm la yuzlemun
55. E la inne lillahi ma fis semavati vel ard* e la inne va’dellahi hakkuv ve lakinne ekserahüm la ya’lemun
56. Hüve yuhyı ve yümıtü ve ileyhi türceun
57. Ya eyyühen nasü kad caetküm mev’ızatüm mir rabbiküm ve şifaül lima fis suduri ve hüdev ve rahmetül lil mü’minın
58. Kul bi fadlillahi ve bi rahmetihı fe bi zalike felyefrahu* hüve hayrum mimma yecmeun
59. Kul e raeytüm ma enzelellahü leküm mir rizkın fe cealtüm minhü haramev ve halala* kul allahü ezine leküm em alellahi tefterun
60. Ve ma zannüllezıne yefterune alellahil kezibe yevmel kıyameh* innellahe lezu fadlin alen nasi ve lakinne ekserahüm la yeşkürun
61. Ve ma tekunü fı şe’niv ve ma tetlu minhü min kur’aniv ve la ta’melune min amelin illa künna aleyküm şühuden iz tüfıdune fıh* ve ma ya’zübü ar rabbike mim miskali zirratin fil erdı ve la fis semai ve la asğara min zalike ve la ekbera illa fı kitabim mubın
62. E la inne evliyaellahi la havfün aleyhim ve la hüm yahzenun
63. Ellezıne amenu ve kanu yettekun
64. Lehümül büşra fil hayated dünya ve fil ahırah* la tebdıle li kelimatillah* zalike hüvel fevzül azıym
65. Ve la yahzünke kavlühüm* innel ızzete lillahi cemıa* hüves semıul alım
66. E la inne lillahi men fis semavati ve men fil ard* ve ma yettebiullezıne yed’une min dunillahi şüraka’* iy yettebiune illez zanne ve in hüm illa yahrusun
67. Hüvellezı ceale lekümül leyle li zalike le ayatil li kavmiy yesmeun
68. Kalüttehazellahü veleden sübhaneh* hüvel ğaniyy* lehu ma fis semavati ve ma fil ard* in ındeküm min sültanim bi haza* e tekulune alellahi ma la ta’lemun
69. Kul innillezıne yefterune alellahil kezibe la yüflihun
70. ****un fid dünya sümme ileyna merciuhum sümme nüzıkuhümül azabeş şedıde bima kanu yekfürun
71. Vetlü aleyhim nebee nuh* iz kale li kavmihı ya kavmi in kane kebüra aleyküm mekamı ve tezkırıı bi ayatillahi fe alellahi tevekkeltü fe ecmiu emraküm ve şürakaeküm sümme la yekün emruküm ve şürakaeküm sümme la yekün emruküm aleyküm ğummeten sümmakdu ileyye ve la tünzırun
72. Fe in tevelleytüm fe ma seeltüküm mir ecrv in ecriye illa alellahi ve ümirtü en ekune minel müslimın
73. Fe kezzebuhü fe necceynahü ve min meahu fil fülki ve cealnahüm halaife ve ağraknellezıne kezzebu bi ayatina* fenzur keyfe kane akıbetül münzerın
74. Sümme beasna mim ba’dihı rusülen ila kavmihim fe cauhüm bil beyyinati fe ma kanu li yü’minu bima kezzebu bihı min kabl* kezalike natbeu ala kulubil mu’tedın
75. Sümme beasna mim ba’dihim musa ve harune ila fir’avne ve meleihı bi ayatina festekberu ve kanu kavmem mücrimın
76. Fe lemma caehümül hakku min ındina kalu inne haza le sıhrum mübın
77. Kale musa e tekulune lil hakkı lemma caeküm* e sıhrun haza* ve la yüflihus sahırun
78. Kalu e ci’tena li telfitena amma vecedna aleyhi abaena ve tekune lekümel kibriyaü fil ard* ve ma nahnü leküma bi mü’minın
79. Ve kale fir’avnü’tunı bi külli sahırin alım
80. Felemma caes seharatü kale lehüm musa elku ma entüm mülkun
81. Fe lemma elkav kale musa ma ci’tüm bihis sıhr* innellahe seyübtılüh* innellahe la yuslihu amelel müfsidın
82. Ve yühıkkullahül hakka bi kelimatihı ve lev kerihel mücrimun
83. Fe ma amene li musa illa zürriyyetüm min kavmihı ala havfim min fir’avne ve meleihim ey yeftinehüm* ve inne fir’avne lealin fil ard* ve innehu le minel müsrifın
84. Ve kale musa ya kavmi in küntüm amentüm billahi fealleyhi tevekkelu in küntüm müslimın
85. Fe kalu alellahi tevekkelna* rabbena la tec’alna fitnetel lil kavmiz zalimın
86. Ve neccina bi rahmetike minel kavmil kafirun
87. Ve evhayna ila musa ve ehıyhi en tebevvea likavmiküma bi mısra büyutev vec’alu büyuteküm kıbletev ve ekıymus salah* ve beşşiril mü’minın
88. Ve kale musa rabbena inneke ateyte fir’avne ve melehu zınetev ve emvalen fil hayetid dünya rabbena li yüdıllu an sebılik* rabbenatmis ala emvalihim veşdüd ala kulubihim fe la yü’minu hatta yeravül azabel elım
89. Kale kad ücıbet da’vetüküma festekıyma ve la tettebianni sebılellezıne la ya’lemun
90. Ve cavezna bi benı israilil bahra fe etbeahüm fir’avnü ve cünudühu bağyev ve adva* hatta iza edrakehül ğaraku kale amentü ennehu la ilahe illezı amenet bihı benu israile ve ene minel müslimın
91. Al ane ve kad asayte kablü ve künte minel müfsidın
92. Fel yevme nüneccıke bi bedenike li tekune limen halfeke ayeh* ve inne kesıram minen nasi an ayatina le ğafilun
93. Ve le kad bevve’na benı israıle mübevvee sıdkıv ve razaknahüm minet tayyibat* femahtelefu hatta caehümül ılm* inne rabbeke yakdıy beynehüm yevmel kıyameti fıma kanu fıhi yahtelifun
94. Fe in künte fı şekkim mimma enzelna ileyke fes’elillezıne yakraunel kitab min kablike* le kad caekel hakku mir rabbike fe la tekununne minel mümterın
95. Ve la tekunenne minellezıne kezzebu bi ayatillahi fe tekune minel hasirın
96. İnnellezıne hakkat aleyhim kelimetü rabbike la yü’minun
97. Ve lev caethüm küllü ayetin hatta yeravül azabel elım
98. Fe lev la kanet karyetün amenet fe nefealna ımanüha illa kavme yunüs* lemma amenu keşefna anhüm azabel hızyi fil hayatid dünya ve metta’nahüm ila hıyn
99. Ve lev şae rabbüke le amene men fil erdı küllühüm cemıa* e fe ente tükrihün nase hatta yekunu mü’minın
100. Ve ma kane li nefsin en tü’mine illa bi iznillah* ve yec’alür ricse alellezıne la ya’kılun
101. Kulinzuru maza fis semavati vel ard* ve ma tuğnil ayatü ven nüzüru an kavmil la yü’minun
102. Fe hel yentezırune illa misle eyyamillezıne halev min kablihim* kul fentezuru innı meaküm minel müntezırın
103. Sümme nüneccı rusülena vellezıne amenü kezalik* hakkan aleyna nüncil mü’minın
104. Kul ya eyyühen nasü in küntüm fı şekkim min dını fe la a’büdüllezıne ta’büdune min dunillahi ve lakin a’büdüllahellezı yeteveffaküm* ve ümirtü en ekune minel mü’minun
105. Ve en ekım vecheke lid dıni hanıfa* ve la tekunenne minel müşrikın
106. Ve la ted’u min dunillahi ma la yenfeuke ve la yedurruk* fe in fealte fe inneke izem minez zalimın
107. Ve iy yemseskellahü bi durrin fe la kaşife lehu illa hu* ve iy yüridke bi hayrin fe la radde li fadlih* yüsıybü bihı mey yeşaü min ıbadih* ve hüvel ğafurur rahıym
108. Kul ya eyyühen nasü kad caekümül hakku mir rabbiküm* fe menihteda fe innema yehtedı li nefsih* ve men dalle fe innema yehtedı li nefsih* ve men dalle fe innema yedıllü aleyha* ve ma ene aleyküm bi vekıl
109. Vettebı’ma yuha ileyke vasbir hatta yahkümellah* ve hüve hayrul hakimın

     Yunus Suresi Türkçe Meali

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla…

1. Elif, Lam, Ra. İşte sana hikmetlerle dolu Kitap’ın ayetleri.

2. “İnsanları uyar, iman edenlere de kendileri için Allah katında yüksek bir doğruluk derecesi bulunduğunu müjdele” diye içlerinden bir er kişiye vahiy göndermemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? Küfre batanlar: “Bu adam açık bir büyücüdür.” dediler.

3. Şu bir gerçek ki, sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arş üzerine egemenlik kurup iş ve oluşu çekip çeviren Allah’tır. O’nun izni olmadıkça, hiçbir şefaatçı devreye giremez. İşte bu Allah’tır sizin Rabbiniz. Artık O’na kulluk / ibadet edin. Düşünüp anlamıyor musunuz?

4. Allah’tan hak bir vaat olarak hepinizin dönüşü yalnız O’nadır. Yaradılışı başlatır, sonra yarattıklarını varlık alanına ardarda çıkarır ki, iman edip barışa / hayra yönelik amelleri yerli yerince sergileyenleri ödüllendirsin. Küfre dalanlara gelince, onlar için, nankörlük edip gerçeği örtmeleri yüzünden, kaynar sudan bir içki ve acıklı bir azap öngörülmüştür.

5. Güneş’i ısı ve ışık kaynağı; Ay’ı, hesabı ve yılların sayısını bilesiniz diye bir nur yapıp ona evreler takdir eden O’dur. Allah bütün bunları rastgele değil, şaşmaz ölçülere bağlı olarak yaratmıştır. Bilgiyle donanmış bir topluluk için ayetleri detaylandırıyor.

6. Şu bir gerçek ki, geceyle gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında, Allah’ın göklerde ve yerde vücut verdiği şeylerde, sakınan bir topluluk için sayısız ayetler vardır.

7. Şu bir gerçek ki, bize kavuşmayı ummayanlar, iğreti hayatla tatmin bulup onunla rahatlayanlar ve ayetlerimizden uzaklaşıp gaflete dalanlar,

8. Kazandıkları şeyler yüzünden varış yerleri ateş olacakların ta kendileridir.

9. İman edip barışa / hayra yönelik amel sergileyenlere gelince, Rableri onları imanlarıyla doğruya ve güzele iletir. Nimetlerle dolu cennetlerde onların altlarından ırmaklar akacaktır.

10. Orada onların yakarışı, “tespih ederiz seni ey Allahımız” ve birbirlerine esenlik dilemeleri, “selam” şeklindedir. Ve onların son çağırışları şudur: Bütün övgüler alemlerin Rabbi Allah’adır.

11. Allah insanlara şerri, onların hayrı acele istedikleri gibi çabucak verseydi, ecellerinin onlara ulaşmasına çoktan hükmedilmiş olurdu. Ama biz, bize kavuşmayı ummayanları kendi azgınlıkları içinde körü körüne bocalamaya bırakırız.

12. İnsana zorluk dokunduğu zaman; yan yatarken, otururken, ayaktayken bize yalvarır. Ama sıkıntısını çözdüğümüzde, kendisine dokunan bir zorluk yüzünden bize hiç yalvarmamış gibi çekip gider. Haksızlığa / aşırılığa sapanlara, yapmakta oldukları işte böyle süslü gösterilmiştir.

13. Andolsun ki biz sizden önceki kuşakları, zulmettikleri ve resulleri kendilerine açık kanıtlar getirdiği halde inanmadıkları için, helak ettik. Günaha batanlar topluluğunu biz böyle cezalandırırız.

14. Sonra onların ardından yeryüzünde sizi hükmedenler kıldık ki, nasıl iş yapacağınızı görelim.

15. Ayetlerimiz onlara açık-seçik parçalar halinde okunduğu zaman, bize ulaşmayı ummayanlar şöyle dediler: “Bundan başka bir Kur’an getir yahut bunu değiştir.” De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için söz konusu olamaz. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum. Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkuya düşerim.”

16. De ki: “Allah dileseydi, onu size okumazdım, onu size bildirmezdi de. Ondan önce içinizde bir ömür kalmıştım. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?”

17. Yalan düzerek Allah’a iftira eden yahut onun ayetlerini yalanlayan kişiden daha zalim kim var? Şu bir gerçek ki, suçlular iflah etmezler.

18. Allah’ın yanında bir de kendilerine zarar veremeyen, yarar sağlayamayan şeylere kulluk ediyorlar ve şöyle diyorlar: “Bunlar bizim Allah katındaki şefaatçılarımızdır.” De onlara: “Allah’a, göklerde ve yerde bilmediği şeyleri mi haber veriyorsunuz?” Şanı yücedir O’nun, ortak koştukarından arınmıştır O.

19. İnsanlar bir tek ümmetten başka değilken ihtilafa düştüler. Eğer Rabbinden bir söz öne geçmemiş olsaydı, tartışıp durdukları konuda aralarında hüküm verilir / iş mutlaka bitirilirdi.

20. Şöyle derler: “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Gayb Allah’ın tekelinde. Hadi bekleyin; sizinle birlikte ben de bekleyenlerdenim.”

21. İnsanlara, kendilerine dokunan bir darlıktan sonra bir rahat tattırdığımızda, ayetlerimiz hakkında hemen bir tuzak sergilerler. De ki: “Tuzak kurma bakımından Allah daha hızlıdır.” Zaten resullerimiz, kurmakta oldukları tuzakları kaydediyorlar.

22. O yürütüyor sizi karada ve denizde. Diyelim gemidesiniz: Gemiler, içindekileri latif bir rüzgarla götürüyor. İçerdekiler ferah ve sevinç duymaktalar. Birden korkunç bir kasırga geliverdi. Her taraftan dalgalar üzerlerine çullandı. Çepeçevre kuşatıldıklarını düşünüp dini yalnız Allah’a özgüleyerek duaya koyuldular: “Eğer bizi şu durumdan kurtarırsan, yemin olsun sana şükredenlerden olacağız.”

23. Ama Allah onları kurtarınca, hiç vakit geçirmeden yeryüzünde haksızlığa sapıp azgınlaşırlar. Ey insanlar! Şu iğreti hayatın menfaati için yaptığınız azgınlık ve taşkınlık yalnız sizin aleyhinizedir. Bir süre sonra bize döndürüleceksiniz ve yapmakta olduklarınızı size haber vereceğiz.

24. Şu iğreti hayatın durumu gökten indirdiğimiz bir suya benzer: İnsanların ve davarların yedikleri yeryüzü bitkisi onunla karışmıştır. Nihayet toprak, takılarını kuşanmış, süslenmiştir. Toprağın sahipleri onun üzerinde egemen olduklarını sanmaktadırlar. Tam bu sırada emrimiz ona gece veya gündüz ulaşmıştır. Ve onu, sanki dün yerinde yokmuş gibi biçip atmışızdır. Derin derin düşünen bir topluluk için ayetleri böyle detaylandırıyoruz biz.

25. Allah, esenlik yurduna çağırır ve dilediğini dosdoğru bir yola kılavuzlar.

26. Güzel düşünüp güzel davrananlara güzellik var. Dahası da var. Onların yüzlerine ne kara bulaşır ne de zillet ulaşır. Cennetin dostlarıdır onlar; sürekli kalıcıdırlar orada.

27. Kötülük kazananlara ise kötülüğün miktarınca karşılık vardır. Ama yüzlerini bir zillet de kaplar. Onları Allah’tan kurtaracak kimse yoktur. Yüzleri gece parçalarından karanlıklarla kaplanmış gibidir. Ateşin dostudur bunlar. Sürekli kalıcıdırlar içinde.

28. Gün olur onları bir araya toplarız; sonra şirke batmışlara sesleniriz: “Siz ve ortak yaptıklarınız, yerlerinize!” Aralarını ayırmışızdır. Ortak tuttukları şöyle haykırırlar: “Siz bize kulluk etmiyordunuz.”

29. “Sizinle bizim aramızda tanık olarak Allah yeter. Doğrusu biz sizin ibadetinizden tamamen habersizdik.”

30. İşte orada, her benlik önceden gönderdiği şeyi kendisi deneyecektir. Hepsi gerçek Mevla’larına döndürülmüş, iftira aracı yaptıkları şeyler kendilerini koyup gitmiştir.

31. Sor: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya o işitme gücünün ve gözlerin sahibi kim? Kim çıkarıyor ölüden diriyi ve kim çıkarıyor diriden ölüyü? Kim çekip çeviriyor iş ve oluşu?” Hemen, “Allah” diyecekler. De ki: “Hala kendinize gelmiyor musunuz?”

32. İşte bu Allah’tır sizin Hak Rabbiniz. Hak’tan sonra sapıklıktan başka ne kalır ki? Peki, nasıl oluyor da yüz geri döndürülüyorsunuz?

33. Bu, budur. Rabbinin yoldan çıkanlar hakkındaki, “onlar iman etmezler” sözü gerçekleşmiştir.

34. De ki: “Ortak tuttuklarınız içinde, yaratışa başlayan, sonra, yarattığını çevirip bir daha yaratan kim var?” De ki: “Allah! Yaratışı başlatır, sonra onu çevirip yeniden yaratır. O halde nasıl oluyor da başka bir yöne döndürülüyorsunuz?”

35. Şunu da söyle: “Ortak tuttuklarınızdan kim var hakka götüren?” De ki: “Allah götürür hakka. Hakka götürebilen mi izlenmeye daha layıktır yoksa kılavuzlanmadıkça yolu bulamayan mı? Peki, ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz siz?”

36. Onların çoğu sanıdan başka birşeyin ardınca gitmiyor. Doğrusu da şu ki sanı, haktan hiçbir şey ifade etmez. Allah onların yaptıklarını iyice bilmektedir.

37. Bu Kur’an, Allah’tan başka birileri tarafından uydurulmuş değildir. O, kendinden öncekinin tasdiki ve Kitap’ın detaylandırılmasıdır. Kuşku ve çelişme yoktur onda. Alemlerin Rabbi’ndendir o.

38. Yoksa onu “uydurdu” mu diyorlar! De ki: “Eğer doğru sözlüler iseniz Allah dışında, elinizin yettiklerini de çağırın da onun benzeri bir sure ortaya çıkarın.”

39. Hayır, düşündükleri gibi değil. Onlar, ilmini kuşatamadıkları ve yorumu kendilerine hiç gelmemiş birşeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamıştı. Bak da gör nasıl olmuştur zalimlerin sonu!

40. İçlerinden buna inanacak var, inanmayacak var. Bozguncuları Rabbin daha iyi bilir.

41. Seni yalanladılarsa şöyle söyle: “Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız size. Siz benim yaptığımdan uzaksınız, ben de sizin yaptığınızdan uzağım.”

42. İçlerinde sana kulak verenler de vardır. Peki, sağırlara sen mi işittireceksin? Hele bir de akıllarını kullanmıyorlarsa!

43. Onlardan sana bakanlar da vardır. Peki, körlere sen mi kılavuzluk edeceksin? Hele kalp gözleriyle de görmüyorlarsa!

44. Allah, insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. Ama insanlar öz benliklerine zulmediyorlar.

45. Onları huzurunda toplayacağı gün, gündüzün bir saatinden başka, dünyada durmamış gibidirler; aralarında tanışırlar. Allah’a kavuşmayı yalanlayıp da doğru yolu tutmamış bulunanlar, hüsrana uğramışlardır.

46. Onlara vaat ettiğimizin bazısını sana göstersek de seni vefat ettirsek de dönüşleri bizedir. Sonunda Allah, işlemiş olduklarına tanıklık edecektir.

47. Her ümmet için bir resul öngörülmüştür. Resulleri gelince, aralarında adaletle hüküm verilir. Hiçbir zulme uğratılmazlar.

48. Diyorlar ki: “Doğru sözlülerseniz bu vaat ne zaman?”

49. De ki: “Ben kendime bile Allah’ın istediği dışında bir zarar verme yahut yarar sağlama gücünde değilim. Her ümmetin bir eceli var. Ecelleri geldiğinde bir saat geri de kalamazlar, ileri de gidemezler.”

50. Şöyle söyle: “Diyelim O’nun azabı size gündüzün veya geceleyin gelecektir. Suçlular bunlardan hangisini aceleyle ister?”

51. O azap başınıza patladıktan sonra mı iman ettiniz? Şimdi mi? Hani onu aceleden isteyip duruyordunuz?

52. Sonra zulmedenlere şöyle denecek: “Sonsuzluğun azabını / sonsuz azabı tadın. Kazandığınız şeyler dışında bir şeyle cezalandırılmayacaksınız.”

53. Soruyorlar sana: “Doğru mu bu?” De ki: “Evet! Rabbime yemin ederim, o doğrunun ta kendisidir. Ve siz ondan yakayı kurtaramayacaksınız.”

54. Zulmetmiş her benlik, yeryüzündekiler kendinin olsa, kurtulmak için tümünü fidye verecektir. Azabı gördüklerinde pişmanlığı ta içlerinde duyarlar. Aralarında adaletle hükmedilmiştir. Asla zulme uğratılmazlar.

55. Gözünüzü açın, göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Gözünüzü açın Allah’ın vaadi haktır. Ama onların çokları bilmiyorlar.

56. O hayat verir, O öldürür. O’na döndürüleceksiniz.

57. Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, gönüller derdine bir şifa, inananlara bir kılavuz ve bir rahmet geldi.

58. De ki: “Allah’ın lütfuyla, O’nun rahmetiyle, sadece onunla sevinip ferahlasınlar. O, onların toplayıp yığdıklarından hayırlıdır.”

59. De ki: “Ne oldu size de Allah’ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram yaptınız bir de helal?” De ki: “Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?”

60. Yalanı Allah’a yakıştıranlar, kıyamet günü hakkında ne düşünüyorlar? Allah, insanlara karşı elbette lütuf sahibidir, fakat onların çokları şükretmiyorlar.

61. Bir iş ve oluşta bulunsan, Kur’an’dan birşey okusan; herhangi bir iş yapsanız, siz ona dalıp gitmişken biz üstünüzde mutlaka tanıklarız. Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca birşey, ondan daha küçüğü de daha büyüğü de Rabbinden uzakta / gizli kalmaz; tümü apaçık bir Kitap’tadır.

62. Gözünüzü açın! Allah’ın velileri için hiçbir korku yoktur. Tasaya da düşmezler onlar.

63. Onlar inanmış, takvaya sarılmışlardır.

64. Dünya hayatında da ahirette de müjde vardır onlara. Allah’ın kelimeleri değişmez. İşte budur o büyük kurtuluş.

65. Onların sözü seni üzmesin. Tüm onur ve kudret Allah’ındır. O herşeyi işitir, herşeyi bilir.

66. Gözünüzü açın! Göklerde kim var yerde kim varsa Allah’ındır. Allah’ı bırakıp da başka şeylere yalvaranlar, ortak koştuklarına uymuyorlar / Allah’ın yanında ortaklara yalvaranlar neyin ardısıra gidiyorlar? Onlar sadece sanıya uyuyorlar ve onlar sadece saçmalıyorlar.

67. O, odur ki, içinde durup dinlenesiniz diye sizin için geceye vücut verdi, gündüzü de aydınlık kıldı. Hiç kuşkusuz bunda, dinleyecek bir topluluk için ibretler vardır.

68. “Allah çocuk edindi.” dediler. Haşa! Allah bundan arınmıştır. O Gani’dir, hiçbir şeye muhtaç olmaz. Göklerdekiler de yerdekiler de O’nundur. Elinizde, söylediğinize ilişkin hiçbir kanıt yok. Allah hakkında bilmediğiniz şeyi mi söylüyorsunuz?

69. De ki: “Allah hakkında yalan düzüp iftira edenler iflah etmeyeceklerdir.”

70. Dünyada biraz nimetlenme, ardından dönüşleri bize. Sonra biz, inkar ettiklerinden ötürü şiddetli azabı onlara tattıracağız.

71. Onlara Nuh’un haberini de oku. Hani toplumuna şöyle demişti: “Eğer benim konumum ve Allah’ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa artık ben, Allah’a dayandım. Siz de ortaklarınızla biraraya gelip işinize bakın. Yapacağınız şey size bir kaygı da vermesin, hükmünüzü bana uygulayın. Ve bana fırsat da vermeyin.”

72. “Yüz çevirdiyseniz çevirin. Ben sizden bir ücret istemedim. Benim ücretim Allah’tan gelecektir. Bana, müslümanlardan olmam emredildi.”

73. Bunun üzerine onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık, onları yöneticiler yaptık; ayetlerimizi yalanlayanları da batırıp boğduk. Bak da gör, önceden uyarılanların sonu nice oluyor!

74. Nuh’un ardından birçok resulleri daha toplumlarına gönderdik. Onlara açık-seçik kanıtlar getirdiler. Ama onlar daha önceden yalanladıkları şeye bir türlü inanmadılar. Azgınlığa sapanların kalplerini biz, işte böyle mühürleriz.

75. Onların ardından da Musa ile Harun’u ayetlerimiz eşliğinde Firavun ve kurmaylarına gönderdik. Kibre saptılar ve günahkar bir topluluk oldular.

76. Gerçek, katımızdan onlara geldiğinde şöyle demişlerdi: “Hiç kuşkusuz bu, apaçık bir büyüdür.”

77. Musa dedi ki: “Gerçek size ulaştığında böyle mi konuşuyorsunuz? Büyü müdür bu? Büyücülerin kurtuluşu yoktur.”

78. Dediler ki: “Sen bize, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden bizi çeviresin de bu toprakta devlet ve ululuk ikinizin olsun diye mi geldin? Biz ikinize de inanmıyoruz.”

79. Firavun seslendi: “Tüm bilgin büyücüleri huzuruma getirin.”

80. Büyücüler gelince, Musa onlara şöyle dedi: “Ortaya koyma gücünde olduğunuz şeyleri sergileyin.”

81. Onlar hünerlerini ortaya koyunca Musa dedi ki: “Sergilediğiniz şey büyüdür. Allah onu mutlaka hükümsüz kılacaktır. Çünkü Allah, bozguncuların işini düzgün yürütmez.”

82. “Ve günahkarlar hoşgörmese de Allah, gerçeği kelimeleriyle ortaya çıkarıp kanıtlayacaktır.”

83. Firavun ve kodamanlarının kendilerine kötülük etmelerinden korktukları için, kavmi arasından bir gençlik grubu dışında hiç kimse Musa’ya inanmadı. Çünkü Firavun, o toprakta gerçekten çok üstündü ve gerçekten sınır tanımaz azgınlardan biriydi.

84. Musa dedi ki: “Ey toplumum! Eğer Allah’a inandınızsa, gerçekten müslümansanız, yalnız Allah’a dayanıp güvenin.”

85. Şöyle yakardılar: “Yalnız Allah’a dayandık. Rabbimiz! Bizleri, zulmedenler toplumu için bir imtihan aracı yapma.”

86. “O küfre sapmış toplumdan rahmetinle bizi kurtar.”

87. Musa’ya ve kardeşine şunu vahyettik: Kavminiz için kendilerini yerleştirmek üzere Mısır’da evler hazırlayın. Evlerinizi kıble yapın / karşılıklı yapın ve namaz kılın. İnananlara müjde ver.

88. Musa şöyle dedi: “Rabbimiz! Sen, Firavun ve kodamanlarına şu geçici hayatta debdebe verdin, mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz! Onların mallarını sil-süpür, kalplerini şiddetle sık ki, acıklı azabı görünceye kadar inanmasınlar.”

89. Allah cevap verdi: “İkinizin duası kabul edildi. Doğruluktan şaşmayın. İlimden nasipsizlerin yolunu izlemeyin.”

90. Ve İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun ve ordusu azgınlık ve düşmanlıkla onları izlemekteydi. Nihayet boğulma ümüğüne çökünce şöyle dedi: “İman ettim. İsrailoğullarının inanmış olduğu dışında ilah yok. Ben de O’na teslim olanlardanım.”

91. “Şimdi mi? Daha önce isyan etmiş, bozgunculardan olmuştun.”

92. Bugün senin bedenini kurtaracağız ki, arkandan gelenlere bir ibret olasın. Ama insanların çoğu bizim ayetlerimizden gerçekten habersiz bulunuyor.

93. Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve kendilerine temiz yiyeceklerden rızık verdik. Kendilerine ilim gelinceye kadar ihtilafa düşmediler. Hiç kuşkusuz Rabbin, tartışmakta oldukları şey hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.

94. Şayet sen, sana indirdiğimizden kuşkulanmakta isen, senden önce Kitap’ı okuyanlara sor. Andolsun, hak sana Rabbinden gelmiştir. O halde sakın kuşkulananlardan olma.

95. Ve sakın ayetlerimizi yalanlayanlardan olma, yoksa hüsrana düşenlerden olursun.

96. Aleyhlerine Rabbinin kelimesi hak olanlar iman etmezler;

97. Tüm ayetler onlara gelse bile. Ta, o korkunç azabı görünceye kadar…

98. Bir kent inansa da imanı kendisine yarar sağlasa ya! Yunus’un kavmi müstesna. Onlar inanınca, dünya hayatında rezillik azabını üstlerinden kaldırmış ve kendilerini belirli bir süreye kadar nimetlendirmiştik.

99. Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündeki insanların hepsi toptan iman ederdi. Hal böyle iken, mümin olmaları için insanları sen mi zorlayacaksın!

100. Allah’ın izni olmadıkça hiçbir benlik iman edemez. Allah, pisliği, aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.

101. De ki: “Göklerde ve yerde neler var / neler oluyor, bir bakın!” O ayetler ve uyarılar iman etmeyen bir toplumun hiçbir işine yaramaz.

102. Onlar, sırf kendilerinden önce gelip geçenlerin günleri gibisini bekliyorlar. De ki: “Bekleyin. Sizinle beraber ben de bekleyenlerdenim.”

103. Sonunda biz, resullerimizi ve iman edenleri kurtarırız. İşte böyledir. Üzerimize bir borç olarak, inananları kurtarırız.

104. De ki: “Ey insanlar, benim dinimden kuşkuda iseniz, ben sizin Allah dışındaki kulluk ettiklerinize kulluk etmeyeceğim. Tam aksine ben, sizin canınızı alacak olan Allah’a kulluk edeceğim. Bana müminlerden olmam emredildi.”

105. Şu da emredildi: “Yüzünü, bir hanif olarak dine çevir. Sakın müşriklerden olma.”

106. “Allah’ı bırakıp da sana yarar sağlamayacak ve zarar veremeyecek şeylere yakarma. Eğer bunu yaparsan mutlaka zalimlerden olursun.”

107. Allah sana bir zarar dokundurursa, onu kaldıracak olan başkası değil yine O’dur. O sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu reddedecek yoktur. Kullarından dilediğini lütfuyla nasiplendirir. Gafur’dur O, Rahim’dir.

108. De ki: “Ey insanlar! Şu bir gerçek ki hak size Rabbinizden gelmiştir. Artık doğruya yönelen kendi benliği için yönelir; sapan da kendi benliği aleyhine sapar. Ben sizin üzerinize vekil değilim.”

109. Sana vahyedilene uy ve Allah hüküm verinceye kadar sabret. O, hakimlerin en hayırlısıdır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*